Ramazan Bayramı Notlarım

Ramazan ayı rüzgâr gibi geldi geçti. Bu mesut zamanı yeniden yaşamak için önümüzdeki Ramazan ayını bekleyeceğiz; ama kim öle, kim kala…

Koruna virüssalgını kısıtlamalarının büyük oranda kaldırılmasıyla, bu yıl bayramın daha hareketli geçmesini sağladı.

Bayramlar, insanların birbiri ile kaynaştığı, dostlukların güçlendiği ve sosyal yardımların önemkazandığı bir zaman dilimidir.Bayramlarda insani ilişkilerin sıcaklığını daha fazla hissederiz. Bütün aile bireyleribüyüklerin etrafında kenetlenir. Geniş bir ailenin bireyi olmanın hazzını derinden hissederiz. Onu için de, Bayramlar hafızamızda silinmez hatıralar bırakır.

Ramazan ayının gidişiyle hüzünlendik; ama Bayrama kavuşmakla böylesi güzellikleri yaşayıp sevindik; ama Ramazan’a elveda demiyoruz.

Şöyle ki, Ramazan ayı boyunca elde ettiğimiz kazanımlara veda etmiyoruz. Coşku ile eda ettiğimiz teravih namazına veda ettik; ama vakit namazlarına veda etmiyoruz. Kardeşliğe, hayır ve hasenata,iyiliğe, yardımlaşmaya, birlik ve beraberliğimize veda etmeyip, elde ettiğimiz bu kazanç vealışkanlıklarımızı devam ettireceğiz inşallah…

Bayramlarda, genelde, köyüme gider, büyüklerimle bayramlaşır, ta küçüklüğümden beri yaşadığım günleri hafızamda tazelerdim. Bir yerde, o günleri tekrar yaşardım. Artık, aile büyüklerimiz Rahmete kavuştular. Cami çıkışında tanıdığım simalar parmakla sayılacak kadar azaldı. Köyde kalmadıkları halde, köy ile bağını koparmayan gençlerin sayısı epey fazla… Tanıdıklarım azalınca, Bayramlarda pek köye gitmemeye başladım; ama köyümdeki bayram namazının tadını başka yerde bulamıyorum. Onun için fırsat buldukça köyüme gitmeye devam edeceğim.

Ben bildim bileli, köyümüzdeki Bayram namazına, Abant’ta konaklayan Devlet adamları ve misafirler gelirler.1965’li yılarındaS.Demirel, ilk Başbakan olduğunda, Bayram namazına gelmişti de, o dönemde devlet adamları, bu günkü gibi,   camilerde görülmediği için ulusal basında epey yankısı olmuştu.

Hasan Celal Güzel, Avni Akyol gibi birçok Bakanını Bayram namazı için köyümüze geldiğini hatırlıyorum.

Bu Bayram, Bekir Hacıoğlu, Kemal Coşkun, Ahmet emel gibi hocalarımız ve bazı misafirlerle, namaza müteakip, sohbet ediyoruz. Tanımadığım bazı misafirler tanıştırılıyor.

Bir misafirin Abant’ta kap için ayrılan yerde kaldığını öğreniyorum. Abant deyince dikkat kesiliyorum. Misafirimiz her sene kamp çadırı, kap kaçak ve nevalesi ile kamp yerine geliyor. Kamp önceden bakanlığın sorumluğunda iken, şimdi özel sektöre devir edilmiş. Kendileri yurt dışında kalmış şimdi Gebze deikamet ediyor ve her yıl sağlığı için bu kampa geldiğini söylüyor. Kamp komşusu tahminen yetmiş yaşlarında bir Amerikalı bayan… Selamlaşıyorlar… Komşusunun bir doktor olduğunu öğreniyor. Kendisine “buradaki havanın hiçbir yerde benzeriyok,sağlığım için her sene buraya geliyorum” der. “Siz neden ahşap değil de beton binalarda yaşıyorsunuz” diye sitem eder. Orman içindeki karıncaların yaptığı öbeklere elleri koymanın sağlığa faydasını anlatır.

Biz Abant’tın yeşilliğini, eşsiz görselliğini, insanı ferahlatan güzelliğini biliyorduk; ama sağlığa olan faydasını hiçduymamıştık.

Demek ki diyorum, Koç’lar, Bilginler, Uzanlar ve T. Çiller gibi İstanbul zenginleriAbant havasının geçtiğihavzadan boşuna yer almıyorlarmış.

Bu sağlık meselesini biraz daha araştırmayı düşünüyorum. Öyle ya, Ta Amerikalı Doktor Sağlık açısından Abant’ı keşif edip orada kalıyor, biz bu konu da bir şey bilmiyoruz.

Kalın sağlıcakla…

Günün sözü:

Bize getirdiğin serin havayı, sükûneti, merhameti hoşgörüyü yayalım ayların on bir ayına…

YORUM EKLE

banner128