Ramazan hüznünde dirilelim!

Tıpkı geçen yıl olduğu gibi, bu senede hüzünlü bir Ramazan geçiriyoruz.

Ne olduğunu bir türlü anlayamadığımız korana virüs felaketi tüm dünyayı, âdete, hapis hayatına çevirdi. Bu durum, Mübarek Ramazan’ın, belki de tarihinde hiç olmadığı kadar, buruk ve hüzünlü geçirilmesine sebep oluyor.

Hâlbuki Ramazan ayı topyekûn İslam âlemine yeni ruh, yeni bir canlılık, yeni bir ibadet aşkı getirir. Daha gelmeden onun hoş kokusu ulaşır hanelere… Evlerde yapılan tüm hazırlıklar manevi bir lezzet verir insanlara... Hele o iftar sofraları… O an Cenab-ı Hakka en yakın olduğu, manevi duygunun zirve yaptığı bir zaman dilimidir. Sahura kalkmanın içten içe yaşanan hazzı bir başkadır insan hayatında… Hele çocuklar için… Şahsen, evimizin üst katının penceresinden cami hocasının ezan okumasını beklemem, tüm komşuların oruç açmak için evimize davet edilmesi gibi gelenekler, hafızamda kalan en güzel çizgilerdir.

Yine Ramazan’da camilerimiz yer kalmayacak şekilde dolardı. Bizim köy de, o günlerde elektrik olmadığı için, pompalı lüx lambası ile daha fazla aydınlanırdı. Hülasa-ı kelam Kur’an’ıyla, namazıyla, teşbih ve dualarıyla, okunan ilahilerle daha fazla renkli ve şen olurdu camilerimiz.

Geçen sene olduğu gibi, bu sene de camilerden uzağız. Toplu iftarlar yok. Misafir ağırlama yok. İftarda sadece aile halkı ile kendimiz bekliyoruz. Hâlbuki iftar sevinç halidir. Maalesef, bu sevinci dost ve akrabalarımızla paylaşmaktan vazgeçmek zorunda kalıyoruz.

Gerçi, bu virüs salgını evlerde daha fazla zaman geçirmemizi sağladı. Camilerimiz sevinemedi; ama evlerimiz sevindi. Her hangi bir sebeple camiye gidemeyenler, bir şekilde, evlerini ibadethaneye çevirerek daha feyizli bir zaman geçirmeyi sağladılar.” Bunda bir hayır vardır”, prensibi gereği, burada da bir hayır vardır diyoruz.

Görüldüğü gibi, Müslüman her haliklarda hüznü sevince çevirebilmekte, manen dirilmenin yolunu bulmaktadır.

  Bu çerçeve de, televizyon ve sosyal medya gibi çağın imkânlarından yararlanarak Kur’an hatmi takip edilmekte, sohbetler dinlenmektedir. Hülasa Müslümanlar, her türü zorluğa rağmen, Ramazan’ı doya doya yaşamaya çalışmaktadırlar.

 Biliyoruz ki, Bu sene Ramazan ayına kavuşamayıp Ahirete irtihal eden bir hayli dostumuz bu gün aramızda yoklar. Bu halden ibret alıp bu Ramazan’ın son Ramazan olabilir düşüncesi ile bu ayın her anını değerlendirmeğe çalışılmalıyız.

Bunun yanında günümüzün en büyük cihadı Allah’ın (cc) dinini öğrenilmesi ve öğretilmesidir. Vereceğiniz zekât, sadaka ve diğer yardımları yaparken Allah’ın (cc) dinin öğreten kişi ve kurumlara öncelik verilmesi konusunda biraz daha hassasiyet gösterilmesi gerekmektedir.

Öyle, yok efendim, bizim mahalleden değilsin, bizim takım veya partiyi benimsemiyorsun demenin hiçbir haklı tarafı olamaz. Çünkü bura da gözetilecek ölçü Allah’ın (cc) dininin öğretilmesi ve yaşatılmasıdır.

Ramazan’ın gelişini yüreklerine kadar hissedenlere, hüzünlerini iliklerine kadar yaşayanlara ve din ve İslam aşkı için çalışan bu ülkenin fedakâr insanlarına selam olsun!

Mevla’m tekrarını kavuştursun temennisi ile Ramazanın gönüllerimize ve ülkemize bereket getirsin diyoruz.

Kalın sağlıcakla…

YORUM EKLE

banner128