banner133

banner101

13 Aralık 2017 Çarşamba

Tüm koşullar Türkiye Değişim Hareketi'nin iktidarından yanadır

  Türkiye değişim Hareketi Lideri Mustafa Sarıgül Bolu Olay gazetesi haber müdürü Hakan Karacaören’le yapmış olduğu röportajda Türkiye’de yapmayı planladıkları değişimi bütün...

20 Şubat 2011 Pazar 16:30
Bu haber 1146064 kez okundu
Tüm koşullar Türkiye Değişim Hareketi'nin iktidarından yanadır

 

Türkiye değişim Hareketi Lideri Mustafa Sarıgül Bolu Olay gazetesi haber müdürü Hakan Karacaören’le yapmış olduğu röportajda Türkiye’de yapmayı planladıkları değişimi bütün ayrıntılarıyla anlattı.

Yapılacak olan ilk seçimde iktidar olmayı hedeflediklerini ve tüm hazırlıklarını da buna göre yaptıklarının altını çizen Sarıgül; “Halk beni biliyor, bende onları biliyorum. Biz sorun değil çözüm için iktidar olacağız” şeklinde konuştu.

Sayın Mustafa Bey öncelikle bizi kabul ettiğiniz çok teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum. Türkiye’de bazı çevreler farkında olmak istemese de şu anda iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisine alternatif olarak gösterilen tek siyasi oluşumun genel başkanlığını yapıyorsunuz. En son İngiliz Financal times ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan The National gazetesi “bu adam Erdoğan’ı devirebilir mi? ve  “Alternatifsiz iktidara tek alternatif Sarıgül” başlığıyla sizden övgüyle bahsetti. Özellikle financal Times laik, liberal ve sosyal demokrat güçlerin partinizin çatısı altında birleşerek Türkiye’deki muhalefet eksikliğine son vermek üzere olduğu yolunda yorumlarında bulundu. Tüm bu değerlendirmeler ışığında siyasi hareketinizin genel bir değerlendirmesini yapabilir misiniz?

Biz partileşme sürecinin tamamlanmasının ardından Türkiye'de iktidara yürümeyi hedefleyen şimdiden yüzde 13' lük oy oranını yakalan bir siyasal hareketiz.81 ilde 700 bin kişilik gönüllü ordumuzla adım adım ilerleyerek Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan'ın koltuğuna oturmayı hedefliyoruz. Bunu gerçekleştirecek kadromuzda var, isteğimizde var, Yapılacak olan ilk genel seçimde Akp’nin 2007 seçimlerinde almış olduğu % 47’lik oy oranının üstüne çıkmak için büyük bir uğraş verdiğimizin bilinmesini istiyorum.

Sayın Sarıgül biliyorsunuz ülkemizin en büyük problemi kronik bir hale gelen İşsizlik. Buna günden güne zorlaşan hayat şartları ve pahalılığı da eklerseniz belki de Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar kötü bir Türkiye Tablosu karşımıza çıkıyor. TDH bildiğim kadarıyla iktidar olduğunda “enkaz devraldık”edebiyatı yapmaya niyeti olmayan bir parti. Başbakan olduğunuz takdirde özellikle ekonomi alanında bizleri neler bekliyor?

Bizim parti politikalarımıza baktığınızda önceliğimizin iş ve aş olduğu görülecektir. İktidar olduğumuzda yeni bir sanayileşme ve istihdam programı hazırlayacağız. Serbest girişimin, Üretken yabancı sermaye yatırımlarının, İstihdam Yaratan özel sektör faaliyetlerinin önemini biliyoruz. Ama son ekonomik kriz de gösteriyor ki tek başına piyasa ve özel sektör sorunları çözmüyor. Bu yüzden stratejik sektörlerde devlet bir aktör olarak kalmalıdır. Özel sektörün daha verimli olduğu alanlarda ise devlet işletmeleri özelleştirilmelidir. Devlet “bölgesel kalkınma”, “teknolojik öncülük “gibi konularda üretici ve yatırımcı olmaya bizim iktidarımızda devam edecek. Çünkü bütün gelişmiş ülkeler bunu böyle yapıyor. Kökten devletçilik ne kadar yanlışsa, kökten piyasacılık da o kadar yanlıştır. Biz ekonomiye de, devlete de, piyasaya da, ideolojik değil, teknik olarak yaklaşacağız. Ayrıca IMF ile uzun vadeli anlaşma yerine Türkiye'nin kendi bağımsız ekonomik kalkınma stratejisini oluşturmasının daha doğru bir yöntem olduğunu düşünüyoruz. Bakınız Brezilya, Rusya gibi ülkeler IMF ile yeni anlaşma yapmıyor. Bizce Ekonomide ki başarının sırrı da burada yatıyor



Geçtiğimiz hafta partinizin genel sekreteri Sayın Hasan Aydın’la yapmış olduğum söyleşide kendi seçtiği hayat tarzı nedeniyle türban takan, bu yüzden de Üniversite kapısında birçok problemle karşılaşan insanların varlığına dikkat çekerek bu konuda nasıl bir çözüm önerisi getireceklerini sormuştum. Kendileri de “Temel hak ve Özgürlükler” kapsamında bunun TDH iktidarında sorun olmaktan çıkacağını söylemişlerdi. Bu konuda sizinde görüşlerinizi alabilir miyim?

Başı açı olan da, başı kapalı olan da bizim yurttaşımızdır. İnanç özgürlüğü temel kişisel bir haktır. Bu hakkın kullanımına yasak konulamaz. Devlet tüm inançlara eşit mesafede olmalıdır. İnancı siyasete alet edenler, başörtüsü sorununu maalesef bugünkü konumuna getirmişlerdir. Sorun, siyaset ile inanç ilişkisi zayıflayıp, inançlar özel alanda kalıp siyaset alanına taşınmadığı koşullarda uzlaşma ile çözülebilir. Bu koşullar sağlandığında üniversitelerde başörtüsü serbest bırakılabilir. Ayrıca "Mahalle Baskısı" endişesi taşıyan kadınlarımızın endişesi de giderilmelidir. Burada asıl mesele şudur: Bugün başı açık olan da kapalı olan da İşsizdir. Esas olan bu ortak sorunları çözmektir.

TDH yapısı itibari ile “Sol sosyal Demokrat “kökenden gelen insanların ağırlıkta olduğu bir parti ama bünyesinde özellikle ANAP’ın  “4 eğilim “olarak adlandırılan döneminden bir hayli insanı da barındırdığı görülüyor. İktidar alternatifi bir parti olarak temel ilke ve hedeflerinizi anlatabilir misiniz?

Türkiye değişim hareketi, barıştan yana, özgürlükten yana, insan haklarından yana,
emekten yana, varlıktan yana,  bereketten yana, bir siyasi harekettir. İnançlara saygılı laikliği her zaman savunacağız. İnançlar Allaha ulaşma yoludur, asla siyaset malzemesi yapılmamalıdır. Atatürk de hepimizin Atatürk'üdür. Siyaset üstü kalmalıdır. En büyük Atatürkçü vatanına en çok hizmet edendir. Bu yüzden partimizin kapısı bayrağımıza, toprağımıza bağlı, ulusal birlikten yana olan herkese kapımız açık olacaktır. Türkiye değişim hareketi, sosyal demokrat kökenli, herkesi kucaklayan bir parti olacaktır. Tutarlılığımızdan hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Her partinin tabanından da oy alacağız. Türkiye’nin her yerinde, her sosyal kesimde biz var olacağız.

Siz Bülent Ecevit önderliğindeki CHP’nin 70’li yıllarda girdiği bütün seçimlerden zaferle ayrılan ve Türkiye’de ilk kez bir sosyal demokrat partinin % 42 düzeyinde oy aldığı dönemini iyi bilen, bunu yaşayan en önemlisi de bu dönemlerde Şişli gençlik kollarında görev yapan bir isimsiniz. O dönemde çok tutan “ne ezen ne ezilen, insanca hakça düzen” sloganın bugün bile iş yapacağını düşünüyorum. Siz bu görüşüme katılıyor musunuz?

Bizim çizgimiz emekten ve alın terinden yanadır. Bizim çizgimiz, üretenden, girişimciden, bu ülke için çivi çakanlardan yanadır. Bizim çizgimiz, bağımsızlıktan, demokrasiden, barıştan, insan haklarından ve özgürlüklerden yanadır. Biz, "ne ezen ne ezilen, insanca hakça düzen”diyen bir çizgiden geliyoruz. Bazı kesimler tarafından, "Acaba Sarıgül CHP'nin oylarını bölebilecek mi" diye konuşuluyor oysa "Bugünkü CHP eski CHP değil. Biz eski CHP'liyiz yani gerçek CHP'li biziz. Orada sadece bir lider ve yandaşları var. Biz yüzde 15'ler yüzde 20 oylarla meşgul olmuyoruz. Türkiye'nin tamamına talibiz. Biz Ankara'ya muhalefet olmaya değil, iktidar olmaya gideceğiz. Biz bölmeye değil, bölünmüş oyları bütünlemeye gidiyoruz. Sayın Baykal son 40 yıldır milletvekili, 8 tane genel seçime girdi, Hepsinde başarısız oldu, Hiç bir başarısı yok ve hala genel başkanlığa devam ediyor kendileri. O yüzden biz İnönü, Özal'ı ve Ecevit'i örnek alıyoruz."

İlkbaharla birlikte Ankara’ya giderek partinizin resmi olarak kurulma dilekçesini İçişleri bakanlığına vereceksiniz. Aldığımız duyumlara göre o gün Türkiye’nin dört bir yanından gelecek olan yüz binlerce insan’ın elinde kuruluş dilekçesi olacakmış. Bu kişileri temsilen de 60 kişi içişleri bakanlığına giderek partinizin resmen kurulması için dilekçe verecekmiş…

Biz Ankara'ya parti kurmaya değil, iktidarın mührünü teslim almaya gidiyoruz. Gücümüzü oturduğumuz koltuklardan değil, yaptığımız hizmetlerden ve halkımızın desteğinden alacağız. Benim biyografimde “muhalefet partisi lideri “olarak yaptıklarım yazmayacak, “Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanı “olarak yaptıklarım yazacak. Biz paylaşımcı olacağız."küçük olsun benim olsun" anlayışına son vereceğiz."Ben yok biz varız" diyeceğiz. Lidere bağlı değil, halka bağlı demokrasiyi biz gerçekleştireceğiz. Türkiye’nin düğümlerini birlikte çözeceğiz. Türkiye değişim hareketi, Türkiye'nin en demokratik siyasi hareketi olacak. Yurttaşlarımın partimizde her genel ve yerel seçim öncesin de mutlaka ön seçim olacağını da bilmelerini isterim.

İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi biliyorsunuz sivil anayasa yapılması yönünde sık sık görüş belirtiyor. Darbe anayasası yerine toplumun büyük bir kesiminin görüşlerinin alındığı ortak bir Anayasa konusunda toplumun büyük bir kesimi hemfikir halinde. Tüm bu etmenlere rağmen halen bir sivil anayasa yapılmamasını neye bağlıyorsunuz?

Bir kere AKP 8 buçuk yıldır iktidar olmasına rağmen seçime bir yıl kala anayasayı yeniden gündeme getirmiştir. Bunun unutulmaması gerekir. Bugünkü anayasa ile Türkiye yönetilemez. Sivil bir anayasanın yapılması TDH'nin en büyük isteğidir. Yeni anayasa hazırlanırken toplumsal mutabakat ile sivil bir anayasa olmalıdır. İktidar olduğumuzda bütün siyasi parti liderleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle birlikte toplantı yapacağım. Bunun sonucunda inşallah haktan hukuktan yana bir anayasa yapmak bize nasip olacak.

 

Merhum İzzet Baysal’a tüm Türkiye’nin Vefa borcu vardır!

Bolu Olay gazetesi haber müdürü Hakan Karacaören’in TDH Lideri Mustafa Sarıgül’le olan röportajı devam ediyor.”Bolu” dendiği zaman aklına ilk olarak İzzet Baysal’ın geldiğini söyleyen Sarıgül; “Bolu’nun Abant, Gölcük ve Kartalkaya gibi  “Tanrı vergisi” birçok güzelliğine rağmen sağlık turizmi, inanç turizmi ve Yayla turizmi gibi noktalarda hak ettiği noktalara bir türlü gelemediğini görmek beni çok üzüyor”dedi.

Sarıgül “Kürt sorunu” ve “Avrupa birliği” noktalarında da partilerinin diğer partilerden farklı düşündüğünü vurgulayarak “Sorunun ekonomik, sosyal, siyasi ve demokratik boyutları vardır. Çözümün anahtarı ise ekonomide yatmaktadır” dedi.

 

Sayın Sarıgül geçtiğimiz yıl Abant’ta partinizin kurmayları ile birlikte basına kapalı olarak üç gün süren bir tüzük toplantısı yapmıştınız. Toplantı sonrasında eski bakanlardan Onur Kumbaracıbaşı bir basın toplantısı düzenlemişti. Sizle gerçek anlamda ilk kez orada tanışma fırsatını yakalamıştım. Size “Bolu “dersem ilkin aklınıza ne gelir?

Bolu özellikle Turistlik beldeleriyle hep ön plana çıkan gözde bir şehir konumunda ama ben bu soruya İzzet Baysal olarak cevap veririm. Sayın Baysal’a yalnız Boluluların değil tüm Türkiye’nin bir vefa borcu var. Onun , “Türkiye’de benim mali durumumda en az bir milyon insan var. Bu bir milyon insanın yarısı benim yaptıklarımın yarısı kadar hayır işi yapsın bu memleket dünyanın en büyük ülkesini geride bırakır.”şeklinde ki sözü aklımda hep yer etmiştir. Ayrıca onun ne kadar tutumlu ve israfa karşı bir insan olduğunu da biliyorum. Bu yüzden ben Bolu’yu bu açıdan çok şanslı bir kent olarak görüyorum ama aynı şeyi turizm açısından söylemek için daha zamana ihtiyacımızın olduğu kanısındayım. Çünkü Bolu ilimizin Abant,Gölcük ve Kartalkaya gibi  “Tanrı vergisi” bir çok güzelliğine rağmen sağlık turizmi,inanç turizmi ve Yayla turizmi gibi noktalarda  hak ettiği noktalara bir türlü  gelemediğini  görmek beni çok üzüyor.İl başkanları kanalı ile 81 ilde ki tüm sorunlar ve yapılması gerekenler bilişim merkezimize iletiliyor.O yüzden tüm illerdeki sosyo ekonomik tablo bana raporlar halinde sunuluyor. İliniz de topraklarınızın % 17’sinin tarıma elverişli olduğunu biliyorum. Bu durumda Orman ürünlerinin sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi  daha da önemli bir hale getiriyor. Bolululara buradan sizlerin kanalı ile selamlarımı gönderiyorum. İktidar olmamız halinde tüm illerde olduğu gibi Bolu içinde yapılması gereken ne varsa yapacağımızdan herkesin emin olmasını istiyorum.

Sayın Sarıgül kimilerinin “Kürt ”kimilerinin de “Güneydoğu” sorunu dediği bir realite var ülkemizde. Hükümet “demokratik açılım”  adı altında bir süreç başlatarak bu konuda bazı adımlar attı ve atmaya da devem ediyor. Sizinde o dönem üyesi olduğunuz Sosyal Demokrat Halkçı Parti bugün bile “ileri” olarak nitelendirebilecek bir raporu 1989 yılında hazırlayarak konuyu ana hatlarıyla ele almış ve çözüm yollarını bir bir sıralamıştı. Türkiye belki o gün o rapordaki kıstaslara göre adımlar atarak ona göre politika uygulamış olsaydı belki bugün çok daha huzurlu ve zengin bir ülke olabilirdi. O günlerde SHP’de genç bir milletvekili iken bugün iktidara talip bir siyasal oluşumun lideri konumuna geldiniz. Bu konuda ki düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?

Elbette bu sorunun ekonomik, sosyal, siyasi ve demokratik boyutları vardır. Çözümün anahtarı ise ekonomidir. Silaha harcanan yılda 1,5 milyar doların üçte biri, 500 milyon dolar, işe ve aşa harcansa, sorun büyük ölçüde çözülecektir. Kürt sorununu a veya b partisi değil, bütün partiler bir masa etrafında toplanıp, toplumsal mutabakat ile çözmelidirler.18 ay içersinde çözülmezse, Türkiye değişim hareketi bu sorunu kendi iktidarında çözecektir. Bir kere bu siyaset üstü bir sorundur. Siyaset malzemesi yapılmamalıdır. Siyaset, Kürt yurttaşlarımız üzerinden elini çekmelidir. Oy avcılığı yapılmamalıdır. Bu yüzden bölgeyle ilgili kapsamlı bir kalkınma planı hazırlayacağız. Doğu ve güneydoğu Anadolu'yu, komşu ülkelere yönelik bir üretim merkezi haline getireceğiz. Genç ve dinamik işgücümüz vardır. Tekstil, tarım ve hayvancılık, ilaç gibi sektörlerde bölgeyi büyük bir fabrikaya dönüştüreceğiz. Bununla birlikte insan hakları ve özgürlükler en üst standartta olmalıdır. Herkes dilini ve kültürünü özgürce öğrenebilmeli ve kullanabilmelidir. Devlet bu konularda cesur adımlar atmalıdır. Biz bu anlayışla hareket edeceğiz.

 

Son sorum Avrupa birliği ile ilgili olacak, bu konuya bakış açınızı sorabilir miyim?

AB, Türkiye'nin kalkınma ve demokratikleşme yürüyüşündeki hedeflerinden birisidir.
Türkiye'nin bu birliğin üyesi olması lehinedir. Avrupa’nın dar bakışlı siyasetçileri ise Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkmaktadır. Bugün Almanya'da, Fransa'da sosyal demokratlar iktidarda değildir ama iktidarlar değişecektir. O yüzden bugünden ilişkileri geliştirmek sosyal demokratların görevidir. Daha demokratik ve sosyal bir Avrupa, daha demokratik ve sosyal bir Türkiye birbirine hızla yaklaşacaktır. AB kapısının kapanması, AB için de olumsuz olacaktır. Bunun Avrupa'daki siyasetçilere ve toplumlara çok iyi anlatılması da gerekmektedir.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    Admatic Scroll 300x250 Ad Code START --> Admatic Scroll 300x250 Ad Code END -->
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner109