SAĞLIK ÇALIŞANLARININ HAKKI ÖDENMEZ

   İnsanlar yaşarken sağlıklarının kıymetini bilmiyor. Ne zaman ki, sağlığımızı kaybediyoruz, sağlıklı yaşamın ne kadar değerli olduğunu o zaman anlıyoruz.

   Kanuni Sultan Süleyman, “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” demiş. Yani sağlıklı bir nefesin devlet kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışmış.

   İçki, sigara, uyuşturucu gibi insanın sağlığını bozan kötü alışkanlıklar vücutta öyle büyük bir tahribat yapıyor ki, bir daha geriye dönüş olmuyor. Kaybettiğiniz bir organın yerini dolduracak bir organ henüz yapılamıyor. Belki ileride tıp böyle gelişimini sürdürdükçe kaybedilen organları üretebilirler.

   Kazalar, hastalıklar doğal afetler, savaşlar hep insanların karşı karşıya kaldıkları ölüm, sakat kalma, organ kaybı gibi sorunları ortaya çıkarıyor.

   Belki de insanlık tarihinde yüz yılda bir gelebilecek Korona belası 2,5 yıldır dünyayı kasıp kavurdu. İnsanlar öldü, ağır hastalık geçirdiler, ekonomiler bozuldu. Gerçekten dünyanın dengesi bozuldu.

   Bu pandemi sürecinde doktor ve sağlık çalışanları öyle zor şartlar altında az maaşlarla yüksek tempo ile çalıştılar ki, dillere destan olur. Bir kısmı da Covid19’a yakalanıp yaşamlarını bile kaybettiler.

   Sağlığımızı bozan her şeyde, doktorlarımız ve sağlık çalışanlarımız devreye giriyor. Ülkemizin en büyük zenginliklerinden biri de sağlık ordumuz. 24 Mart 2022 tarihinden beri eşimin  beyin kanaması ve ağır sağlık sorunları nedeniyle Tıp Fakültesinden, İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi ve yine İzzet Baysal Devlet Hastanesi Merkez Ünitesi olmak üzere 3 hastanede gidip geliyoruz. Yoğun bakım, normal servis ve palyatif olmak üzere nerdeyse her bölümde tedavi süreci yaşadık. Bu üç büyük hastanede de doktorundan, hemşiresine tüm sağlık çalışanlarının nasıl canla başla çalıştıklarına bizzat şahit oldum. Arı gibi koşturarak hiç durmadan hastalara bakıyorlar. Hastaları biraz daha yaşatmak, acılarını dindirmek ve tedavi etmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar.

   Buna karşılık doktorların ve sağlık personellerinin kıymetleri bilinmiyor. Doktor olmak için yıllarca okuyan ve en yüksek puanlarla üniversitelere giren bu akıllı çocuklar imamlarla neredeyse aynı maaşları alıyorlar. Böyle adalet olur mu? Bir imamın ne sorumluluğu var? Günde beş vakit ezan okuyup,5 vakit namaz kıldırıyorlar. Bunun üretime, ülkeye, insanlığın ilerlemesine ne katkısı var? Bu ülke batmaz da ne olur? İnsanlar kendileri de namazlarını imam olmadan da kılabilirler.

   Vicdanları sızlatan bu haksızlıklara ve ülke yöneticilerinin doktorlarımıza değer bilmez davranış ve sözlerine rağmen gene de doktorlarımız insanları yaşatmak ve tedavi etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

   Sağlık hizmetleri konusunda en iyi çalışan birimlerden biri de 112 acil servisi ve acil servis çalışanları. Son yıllarda o kadar çok acil servisi aradım ki, her defasında 5 dakikada geldiler ve çok seri biçimde hastamızı hastaneye ulaştırdılar.

   Eskiden ambulanslar gelirken acı acı klakson çalarlardı. Bu insanların yüreğini hoplatan ve yüreklerini kaldıran bir şeydi. Şimdi sessiz bir şekilde geliyorlar. Bu da bence iyi bir şey.

   Hak ettikleri maaşların çok altında canla başla çalışan ve ülkeyi yönetenler tarafından “Giderlerse gitsinler” diyerek kıymetleri bilinmeyen ve değersizleştirilmeye çalışılan doktorlarımıza ve sağlık çalışanlarımıza müteşekkirim. Onlar Cumhuriyetimizin en büyük kazanımları ve ülkemizin de gurur kaynakları.

YORUM EKLE

banner128