Sahte gündemden çıkıp sahici gündemle ilgili birkaç kelam

Hemen hemen her yazıma olumlu veya olumsuz mesajlar gelir. Olumlu da olsa, olumsuzda olsa bu mesajlar bize şevk ve heyecan veriyor, bir manada, emeğimiz boşa gitmediğini anlıyoruz.

Genelde, siyasi yazılar ilgi görürken, geçen hafta, Filiz makarnanın kuruluş yıldönümü ile ilgili siyaset dışı yazıma gönderilen bir mesaj, bana çok anlamlı geldi ve bir yerde değerli okuyucuma hak verdim.

Derki okuyucum, “hah şöyle, siyaset yapmak size hiç yakışmıyor” geçekten bize yakışmıyor; ama en çok reytingi de bu tür yazılardan alınca, ister istemez bu havaya giriyoruz. Doğrumu yapıyoruz, esasında hiç doğru yapmıyoruz.

İşte bu sebepledir ki, gönül dünyamızda çok farklı yeri olan ve bu günlerde manevi havasını teneffüs ettiğimiz Ramazan ayı boyunca, sahte ve sentetik gündemden uzaklaşıp sahici ve ilahi gündemle ilgili birkaç kelam edelim dedik.

Hiç şüphesiz Ramazan ayı, Recep Şaban ile başlayan, nihayetinde bayramla taçlandırılan önemli bir zaman dilimidir ve bu zaman diliminin en belirgin özelliği de tuttuğumuz oruçlardır.

Akif Cemil, “orucu öyle tut ki, oda seni tutsun “der.

Oruç tutmayı, kişinin yiyip içmeyi keserek bedenini ve ruhunu terbiye eden bir ibadet olarak tarif edebiliriz. Haşmet Babaoğlu bir yazısında orucu “gök sofrası karşısında, yer sofrasını terk etmek” olarak anlatır.

 Elbette ki burada, bir şeylerden vaz geçerken, bazı şeyleri elde etmenin gayreti vardır. Bedenimizi aç bırakırken, ruhumuzu doyurmanın heyecanı vardır. Oruç bir yerde tefekkür ve terbiyedir. Faydalanmasını bilirsek ve tam manası ile uygulayabilirsek böyledir, ama bazen şahit oluyoruz; bırakın ruhun yumuşamasını, gündüzleri sigara, çay v kahve içmediği için, ruh sertliği yaşanıyor. Evlerinde, işyerinde adeta bir sinir abidesi gibi gezinip terör estiriyor. Dalaşacak kimse bulamazsa kendi kendisi ile kavga ediyor. Güya beyefendi sigara içmiyor ya, bu yüzden gerginmiş.

Mülayimliği, yumuşaklığı, huzur ve sükuneti önemseyeceğine, tam bir öfke ve sinir abidesi haline geliyor.

Tabii ki tüm bu davranışlar, yazımın başında belirttiğim, “öyle bir oruç tut ki oda seni tutsun” tarifine pek uymuyor.

Öyle ise orucu tutan biz değil, oruç bizi tutsun, bizi ayakta uyanık ve diri tutsun diyoruz. Taşlaşan kalpleri yumuşatsın diyoruz.

 Ne diyor Koca Yunus “bir gönül kırdın ise; kıldığın namaz, namaz değildir

Hülasa tüm ibadetlerin özünde insana saygı duymak ve sevmek vardır.

Kalın sağlıcakla…

Günün sözü: Yaşadığımın şuuruna namazla varıyorum. Namaz olmasa yaşadığımı unutacağım sanki… Prof. Ümit Meriç

YORUM EKLE

banner133

banner129