banner133

banner128

banner120
15 Ekim 2018 Pazartesi

Santos’un Ateşle Dansı (ANALİZ)

20 Mayıs 2018, 09:57
Bu makale 1394 kez okundu
Santos’un Ateşle Dansı  (ANALİZ)

Boluspor Süper Lig yolundaki yarı final maçında son yılların en fazla seyircisiyle buluştu. Çeyrek asırdan fazla Süper Lig dışında olan Boluspor ve taraftarı, bu sene o sene ve kesin şampiyon olacağız diyerek maçlara çıktı. Yarı finalin ilk maçında Boluspor takım olarak fena oynamadı. Bolu’da ki ikinci maçı düşündüğümüzde beraberlik üzerine kurulması avantaj gibi oldu. Oysa 90+5 de Vebo’nun kafa golü planlarımız alt üst etti.

Takım oyunu, konsantrasyon, varyasyon olarak baktığımızda futbolcularımızın final maçları kaldıramadığını gördük. Kalitenin, kapasitenin görüleceği bu tip maçlarda maalesef oyuncularımız yoklar. Takım başında 30 maça yakın olan Sait Hocanın bunu görmemesi mümkün değil. Her hafta ayrı bir kadro, her hafta ayrı bir sistemmiş gibi taraftarı oyalamasını biz yemiyorduk. Telafisi olmayan maçlarda böylesi kasaba kurnazlığına karşılık, yanlarına aldıkları bazı arkadaşları kandırdıklarını da inkar edemem.

Sezonun en önemli maçıyla ilgili olarak önce karşılaşmayı, sonra teknik heyeti, sonra yönetimi ve son olarak da taraftarı yazmak istiyorum.

Santos gibi son yıllarını yaşayan ve yılda yaklaşık 2 milyon liraya oynayan birinin, aylardır oynamayan Göksu’nun, yüz binlerce dolar verilen ama düşünülmeyen Franco’nun, üst üste maçları çıkaramayan son haftaların iyi oynayanı Yusuf Emre’nin, güçlü rakip karşısında adım atamayan Poepon’un, Melih ve Akabueze gibi açıkların oturduğu, Sefa gibi oyuncuların son dakikada kadroya alınarak oyundan koparıldığı, gençler Burak, Caner ve Ahmethan’ın unutulduğu finalde maalesef top oynamadık. Oynamayan, pozisyon yaratmayan, gol atamayan ama kuyrukları dik olan futbolcuların kimsenin duygularıyla oynamaya hakkı yoktur. Bir tek tepkinin dahi verilmediği futbolcularımızın böylesi rahatlıkla sonucu kabullenmelerine hepimiz kahrettik. Binlerce taraftarın günler öncesinden gelerek final izleme istekleri kursaklarında kaldı. Devre arasında mukavelesi biten 15 futbolcudan 2 futbolcunun imza atmasını çabuk unuttuk ve asıl konuşulması gereken, masaya yatırılması gereken konu sonumuzun başlangıcıydı.

Ligin en iyi kadrosuna sahip olan ama bunu yanlış kullanan teknik heyetin şanlı taraftarı bir birine katması manidardır. Kalede Gökhan, Umut Meraş, son haftalarda oynayan Dıara ile Mustafa Durak, İshak, Samsun maçından sonra takımdan koparılan Poepon, Fener maçının yıldızı olan sonrası kıskanılarak kenarda oturtulan Burak ve takımın geneline baktığımızda olacakları tahmin edemedik. İlk 6 da olmak elbette başarı ama götürülerini, yaşananları ve sonuçlarını düşündüğümüzde kaybedilen gerçeklerle yüzleşmiş oluruz. Bu sene nasıl transfer politikası olacağını da bekleyip göreceğiz… Maç öncesi tüm oyuncuları ortada toplayan Kaptan Santos, adeta ateş dansı yaptı. Yanında tercüman çeviri yaparken, Boluspor’un savaşa gidecek durumda motive oluyor sandım. Bu ateş dansı ters teperek, yükü kaldıramayanların ayaklarını yerden kesti ve sahadan silinmesine sebep oldu. Kaş yapalım derken göz çıkarıp, memleketi hüsrana uğrattılar.

Gelelim Sait hocaya, Boluspor’da işler iyi gitmeyince başkan Sait Hocayla anlaştı. Sait hoca gelir gelmez, “Altınordu’da görev yaptığını, gençleri düşüneceğini söyleyince dokumuza uygun olur sandık. Aslında Sait hoca herkesi kandırmış, elindeki iyi kadronun farkında olarak tamamen kendi geleceğine oynamıştı. Hiçbir derbi maçını kazanamadığını gördük ama söyleyemedik, söylendiğinde hemen “içimizdeki İrlandalı oluyorduk”. Görmeyenler de bunu geç far ettiler.

Denizli’yi yenince alkışladık, her hafta değişik kadroyla çıkınca takımı iyi çalıştırıyor dedik. Oysa Sait Hoca tamamen kendine oynayıp, ekibiyle birlikte duygularımızla oynuyordu. Ateş hattında olanlarla oynayan Boluspor rahat, rakip kaygılı, ürkek ve stresliydi! Yazdığım analizlerde, “kaybederken kazanalım” dedikçe, hocanın gençler için söylediğiniz sözler aklımızda dedikçe, inadına gençleri oynatmadı. Burak, Cengizhan, Sabri, Mutlu ve diğer alt yapı oyuncularını yalandan kadroya aldı. Buna bizim dilimizde kasaba kurnazlığı denir. Bu tür hareketler taraftarın gazını almak üzere hemen hemen her teknik adam tarafından yapılır. Katıldığım bir canlı yayın spor programında kulübün etrafından menajerleri uzaklaştırın diye yönetimi dahi uyarmıştım. Kimseden bir tek ses çıkmadı!

Sait Hoca, final maçlarının adamı olmadığını da ortaya koydu. Rakibini okuyamıyor, önlem alamıyor ve oyun düzenini kurgulayamadığını anlamış olduk! Gazişehir maçında kendisiyle birlikte 4 yardımcısı sağ kanadımıza atılan topları göremiyorsa, daha ne demeli? Sağ kanadımızda aylardır oynamayan Göksu, oynatmayı düşünmediği ama kadrodan ayıramadığı Franco, hele hele gol için kanatların çok önemli olduğunu herkesin bildiği halde Melih ve Akabueze ile başlamaması kendini ortaya koydu! Son maçların iyisi fakat üst üste oynanan maçları çıkaramayan Yusuf Emre’nin 11 de olup Burak’ı düşünmeyen Sait Hoca bu maçı kenardan seyrederken bir yılımızı, umutlarımızı, heyecanlarımızı yedi. Boluspor top oynamadan kazanılmayacağını bildiği halde, kazanmak için de hiçbir şey yapmadı.

Sait hoca deplasmandaki 1-0 kaybettiğimiz ilk maç sonrası yenilebiliriz diye açıklama yapıp, aslanlar gibi oynar, kaybederiz dedi. Sahada biz aslan değil, bir sürü kedi gördük. Bu kedileri sahaya ben mi sürdüm hocam? Hocanın galibiyete inanmadığı final maçını tribünden inip ben mi kazanacaktım? Maç öncesi çok kişiyle hocanın verdiği beyanatla ilgili konuştuk ama sesimizi çıkarmadık! Maç maça çıkılmadan kazanılırdı, oysa biz çıkmadan Sait Hoca tarafından teslim olmuştuk… Anlayacağımız sahada ruh gibi dolaşan oyunculara siyaset etki etmedi. Elbette bakanların açıklamaları taraftarı gerdi ama siyaset değil güç ve sahada forma aşkı söz konusu olmalıydı. Maalesef o da bizde yoktu…

Burada şunun altını çizmeliyim, bildiğim kadarıyla Sait Hocanın işine kimse karışmadı. Yok, eğer karışan, müdahale eden ve parmağını sokan varsa Sait Hoca bunu açıklamalıdır. Aksi halde bu sonuçlar, hezimet hocanın üstünde kalacaktır. Bu gerçeklerle Sait hoca yönetim ile cumartesi günü görüşmeye gelecek. Hayırlısı olsun diyelim…

Yönetime gelince, bana göre ekonomik olarak Başkan Çarıkçı sorunu çözdü. Çözdü derken, an itibarıyla Boluspor’un borcu var mıdır, yok mudur bilenimiz yok. Paranın formadan daha fazla etkili olduğu günümüzde, futbolcudan ses çıkmıyorsa sorun olmadığıdır! Tek sorun, Necip Çarıkçı’nın her yerde çok konuşması, para için ağlaması ve belediyeyi olabildiğinden fazla kullanmasına rağmen hala alamıyorum demesi… Bir diğer özelliği, herhangi bir yönetici bir adım öne çıksa ayağından çekip yok sayması. Her ne olursa olsun, Boluspor dendiğinde hep Necip Çarıkçı önde oluyorsa ve her işe kendisi bakıyorsa, günahı, sevabı kendisinindir. Mesela bu sene 39 kişilik yöneticilerden yardım almadıklarını açıklarken, esnafa yine yüklendiler. Verme durumu olmayanların da dedikodusunu oturup kalkıp yaptılar. Bundan evvel görev yapan son Başkan Savaş Abak olmak üzere hiçbir yerde kimsenin hakkında tek bir kez konuşmalarına şahit olanınız var mı? Olmadığına göre, mevcut yönetiminde konuşmaması kendi menfaatlerine olacaktır. Boluspor tarihinin en fazla transferini yapan başkan, Çarıkçı olarak tarihe geçti. Yönetim yarı final maçı sonrası yaşananların akabinde nasıl bir tavır alacak. Önümüzdeki sene gelmesi muhtemel ceza, transferler, mali durum ve hedef ne olacak. Bunları yakın zamanda göreceğiz.

Tek ricam, Boluspor üzerinden bazı iş adamlarının, parayı havada bulanların, parayla 5 taş oynayanların rüzgar yapmamaları. Unutulmamalı ki, Boluspor’un gerçek sahibi Bolu’da yaşayan ve severek karşılıksız destek verenlerdir.

Şanlı Boluspor taraftarına gelince, belki de son 25 yılda en fazla sayıda stadı doldurdular. Çok iyi biliyorum ki, taraftarın üzüldüğü kadar futbolcu, teknik heyeti ve bazıları üzülmemiştir. Yaşanan olayları kaşıyan bazı bakanların attığı twittler, yönetenlerin, idare edenlerin ve vazife alanların beyanatlarıdır. Şunu da göz ardı etmemeliyiz, bir lira vererek maça gelip Boluspor’a 100 bin lira zarar vermeye kimsenin hakkı yoktur. Futbol kültürünün en üst seviyede olduğu Bolu taraftarı, yaşanan olaylarla ülkede şaşkınlık yaratmıştır. Elbette şampiyonluğa hepimiz susadık. Elbette şampiyon olmak hakkımız ama Bolu gibi küçük ölçekli iller doğru hesaplar, doğru transferler ve yarınlara atılacak tohumlarla geleceklerini garanti altına alırlar. Şimdilik bunu yapmadığımıza göre, bulunduğumuz yer fena değil ama üst ligi de çoktan hak ettiğimizi, özlem duyduğumuzu unutmamalıyız.

Bizim başarılı olmamız için kişilerin taraftarı, kişilerin basını, kişilerin yöneticisi yada kişilerin siyasetçisi değil, Bolu’nun, Şanlı Boluspor’un adamı olup, tek bilek, tek vücut olduğumuzda başarılı oluruz. Aksi halde bu filmi bize dün olduğu gibi bu günde Başkan Çarıkçı yarın başka başkanlar izlettirirler. Biz piyon değil gerçek rol sahibi olmalıyız.

Her gelen başkanda yöneticide kendine çalışır, bizde havanda su döver ve üzüldüğümüzle kalırız.  

Aklımızı başımıza toplamalı, doğru adımlarla merdivenleri tek tek çıkarak hedefe ulaşmalıyız. Başarıların doğru insanlar ve doğru kararlarla, ortak akılla alınacağını unutmadan yolumuza devam etmeliyiz. Bolu’nun sahibi bizleriz, kimseye ihtiyacımız yoktur.

Başarıların Bolu ve Boluspor’la olması dileğimdir.


Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129

    banner124