SEL

Bir sele kapılıp gidesim var çookk uzaklara. Ama bırakmıyor içimdeki insan sevgisi. Bazen diyorum kendi kendime “sanane olan bitenden, bak keyfine. Yesinler it gibi birbirlerini, al çekirdeğini izle” diye ama susamıyorum. Yani resmen vatandaşın aklıyla oynamak için yönetim sergileyenleri gördükçe “ulan sizin hepinizi köküne kibrit suyu” diye içimde çıkışıveriyorum. İçimde kopan fırtınaların ardından bir sel geliyor ki alıp götürüyor tüm isyanımı. “Sel gider taş kalır, el gider kardeş kalır” derler ya öyle bir ruh haline dönüyorum. Kapkara bir taş bağrıma saplanıp kalırken düşünce savaşımda yanımda sadece kardeşim dediğim insanlar kalıyor. Ötesi sadece kendi küçük dünyasında edindiği konumu koruyup kollamak için sağladığı menfaatinin peşinde benim karşımda bir saman alevi olarak kalıyor. Ah kardeşlerim, şu içimdeki taşları alıp götürecek bir şey lazım. O şeyi de gelecek haftaki yazımda belirteceğim. Güzel Bolu’m, yaşamaktan keyif aldığım şehrim, doyduğum doğal güzellik senden beni koparmaya çalışanlara karşı daha kaç yanlışa kafa çevireceğim bilmiyorum. “Sansür, iktidar tarafından parası ödenen reklamdır” diyor bir yazar. Altına imza atmamak elde mi? Bir balonu patlatmak için onu sıkmak gerek veya evde biriken gazın giderek yoğunlaşarak büyük bir patlamaya sebep olması… İşte bunlara benzer bir durumu yaşatmak, yaşamak isteyenler görüyorum her kafamı çevirdiğim yerde. Ama içimden diyorum ki “olsun, ne yaparlarsa yapsınlar her zaman benim istediğim olur.” Büyük patlama olursa ruhum rahatlayacak, olmasını istemezlerse de gereğini yapmak zorundalar. Zorundalar diyorum, çünkü ben onlardan değilim. Ben kendi başımayım bu güzel şehirde. Yaşamayı sevdiğim Bolu’da artık kendim için adımlamaya başlıyorum. Kopan fırtınalardan geriye kalan tozları alıp götürecek bir sel geliyor. Yerler ıslanmaya başladıkça ayakları kayanları hemen cebimden çıkaracağım telefon ile kayıt edeceğim elbette. Sel gidecek ve ortada taşlar kalacak. Kapkara, günahkar, pis düşünceli artıklar… Ve gelecek hafta onlar için çözüm yolunu da yazacağım. Bu sel sularının değmeyeceği kimse kalmıyor. Alt yapı yok, çalışma yok, ağlama duvarına çevirdiniz be memleketi. Selametle…

YORUM EKLE