SEN BÖYLE Mİ EŞ İSTİYORSUN?

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Geçenlerde bir arkadaşımla sohbet ederken “ Onur senin yazdığın yazıları imzan olmasa bile okumaya başlayınca tanıyorum” dedi. “Nasıl yani? dedim. “Sen öyle bir yazıyorsun ki,  konu ne kadar önemli olursa olsun anlatırken insanları gülümsetiyorsun. Bunu nasıl yapıyorsun anlamıyorum ama çok iyi yapıyorsun” dedi. Ben de gülümseyerek “ o meslek sırrı, söylemem” dedim. Bu cevap üzerine ikimizde gülümsedik.

Aslında ben bunu birkaç kişiden daha duymuştum. Bu özellik sanırım köşe yazılarına başlamadan önce mizahi şeyler yazma ile uğraşmamdan kaynaklanıyor. Yıllar geçtikçe bu yazıların ve benim karakterimi oluşturan bir şeydir. Bazen diyorum “keşke tüm gazeteciler, hatta tüm insanlar yaptıkları her işte birazcık mizahı kullansalar. O zaman işler daha eğlenceli olmaz mıydı?” En azından daha hoşgörülü daha özgüvenli insanlar olurduk. En önemlisi de daha çok gülümserdik.

Şimdi etrafıma bakıyorum da televizyonlarda gazetelerde hatta sosyal medyada insanlar ciddiyetten ve ağlamaktan ölecek, herkes kızgın sinirli,  herkes ağlıyor. “Tamam, ağlamayan çocuğa meme vermezler ancak kıla tüye ağlayanlara da memeyi biraz zor verirler.” İkisinin ortasını bulmamız lazım. Yazıya niye böyle başladığımı merak ettiniz değil mi? hemen açıklayayım.
Aslında bu gün sizlere başka şeyler anlatmayı planlıyordum ancak hafta sonu denk geldiğim iki olay karşısında bunları yazmaya karar verdim. İzin verirseniz olayları kısaca sizinle paylaşmak istiyorum. Cumartesi akşamıydı, evde televizyonu karıştırırken Yeni Gelin diye bir dizinin bu hafta yayınlanan bölümünün final sahnesine denk geldim.

 
Sahne aynen şöyle idi. Her halde bir kaza yüzünden kadının kocası tekerlekli sandalye ile yaşamak zorunda kalmış. Ancak tedavi ile iyileşmesi mümkünmüş. Onu tedavi etmeye eve fizyoterapist falan çağırıldı. Adam birden fizyoterapisti kovdu. Ne oluyor demeye kalmadı. Karısıyla kavga edip kendine acımaya başladı. Karısını ağlattı. “Sen yerde sürünen kocamı istiyorsun” dedi. Merak ettim dizinin ne tür bir dizi olduğuna baktım. Komedi dizisiymiş. Düşünün komedi dizisinde bunlar oluyor.
 
Bir engellinin böyle yazılmasına ve canlandırılmasına biraz sinirlendim. Neyse birkaç saat sonra internette dolaşırken sosyal medyada takip ettiğim engelli gruplarının birinde bir arkadaşımız  “engelliyim diye ne sevenim var ne şansım. Yalnızım” yazmış. Açıkçası bu paylaşım bana tuhaf geldi. Bu paylaşıma gelen yorumları okuduğumda “ Allah Yeter “ gibi yorumların olduğunu gördüm.

Şimdi bakın bu iki olayda gösteriyor ki bu ülkede hala engelli bir birey görünce acıma psikolojisi ile yaklaşıyoruz. Daha da önemlisi insanlara “ bak engelin varsa kendine acımalısın. Sen komedi dizilerinde bile gülemezsin, güldüremezsin” mesajını veriyoruz. İyide biz insan değil miyiz? Sizden neyimiz eksik? Niye bizi çaresiz varlıklar gibi gösteriyorsunuz? Niye hala bir engellenen kendine acıyarak böyle mesajlar yazıyor ve Niye hiç o adamın engeliyle mutlu olabileceğini düşünmüyorsunuz hep bir iyileştirme çabasına giriyorsunuz?
 
Öncelikle televizyon programı yapan, dizi yapan programcı ve senarist arkadaşlara buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Ağlamayana para yok mantığıyla insanların dikkatini çekmek kolaydır. Esas önemli olan özellikle televizyonda yaptıklarınızla, yazdıklarınızla ve söylediklerinizle insanlara örnek olmaktır. Çünkü hala bu ülkedeki en önemli iletişim aracı televizyondur. Farkında değilsiniz ama siz televizyon sayesinde kapıları çalmadan evlerimize giriyorsunuz ve hala bizim insanlarımız televizyondakileri kendine örnek alıyor. Bu yüzden sizin yazdığınız çizdiğiniz şeyler önemli bunu unutmamalısınız.


Birde sosyal medyada kendini acıyarak yukardaki gibi mesajlar yazan engel sahibi arkadaşlar var.  Onlardan da ricam bakış açılarını değiştirmeleridir. Biliyorum engellerle uğraşmak kolay değil ama eğer biz engellenenler kendimize acırsak esas o zaman engelli oluruz. Çünkü esas aşılması zor engeller, beynimizdedir. Bizler beynimizde ki ve düşüncelerimizdeki engelleri ne kadar kaldırırsak o kadar özgür ve engelsiziz yaşıyoruz demektir...

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolu Olay Gündem Gazetesi…
YORUM EKLE

banner133

banner129