izmir escort

SİLKELENMEYE İHTİYACIMIZ VAR !

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Eski zamanlarda köyün birindeki su kuyusuna bir eşek düşmüş. Eşeğin sahibi hayvanın kuyuya düştüğünü fark edince koşmuş bakmış kuyunun başına sonra diğer köylülerde gelmişler bakmışlar bu hayvan yaralı çıkarmaya çalışsak. İyice yaralanır. En iyisi hiç uğraşmayalım çünkü çıkarsak bile bu hayvandan fayda gelmez deyip su kuyusunu eşek içindeyken ve canlıyken kapatmaya karar vermişler.

Hemen ellerine kürek alıp eşeğin üzerine toprak atmaya başlamışlar. Tabi toprak attıkça eşek silkeleniyormuş ve böylece üzerindeki topraklar kuyunun dibine dökülüyormuş. Toprağı atan köylülerin hayvan ölsün diye attığı toprağı üzerinden silkeleye silkeleye kuyuyu dolduran eşek bir süre sonra köylülerin şaşkın bakışla kuyudan çıkmış ve koşmaya başlamış.

Düşündürücü bir öykü değil mi? Düşünsenize bu eşeğin yerinde ve zamanında verdiği tepkiyi çoğu insan günümüzde vermiyor ya da sırf kendini rahatlatmak için tepkisini sosyal medyada dile getiriyor. sonrada ben gerekeni yaptım diyor öfkesini dindiriyor. Öfke dinince 3 gün sonra yaşanan olayları unutuyor

Söyleyin bu eşeğin sosyal medyası olsa kuyuya düştüğünde cep telefonu ile sosyal “ ben bu kuyuyu çok seviyorum… ” Dese yani yersiz ve zamansız tepki verse. Üstüne toprak atılırken o tepkiyi gösterebilir mi? Böyle sorunca yüzlerde hafif bir tebessüm oldu ama bence o toprakları sırtından silkeleyecek tepkiyi vermez ve oracıkta ölür gider.

Galiba toplum olarak her konuda bu eşek gibi birazcık silkelenmemiz kendimize gelmemiz yaşadığımız olaylar karşısında sadece sosyal medyada tepki gösterip kendimizi rahatlatacağımıza öfkemizi dindireceğimize, öfkemizi biriktirip doğru yerde ve zamanda tepkimizi dile getirmeyi öğrenmemiz gerek. Ancak bu şekilde sorumlulardan hesap sorup hakkımızı arayabiliriz.

Bakın arkadaşlar 2005 yılındaki yapılan araştırmaların verilerine göre nüfusun ½12 si engelli. “ hoş ben niye hala 2005 yılında yapılan araştırmaların verilerini kullanıyoruz anlamış değilim” yetkililere bunu sorduğumda cevap alamıyorum. Yeri gelmişken bunu da burada paylaşmak isterim. Şimdi bu ½12 lik bölüm toplumun en güçsüz kısmı olarak gösteriliyor ve bakıma muhtaç izlenimi veriliyor. Mesela benim isminden hiç hoşlanmadığım 2015 yılında yürürlüğe giren bir engelli yasamız var. Bu yasa gereği sosyal alanlar kafeler, lokantalar engelsiz olmak zorunda Engelliler için ayrılmış park yerlerine engelli araçları dışında ki araçlar park yasağı var. Hatta her yerde yazıyor. Peki bunları uygulamaya döken var mı? yani kaç araca ve mekana bunları ihlal ediyorsun diye ceza verildi?

Bakın arkadaşlar bunlar herkesin bildiği şeyler o yasayı incelersek daha birçok şeyin uygulanmadığını görürüz. Uygulanmayacak yasa niye çıktı? Önceden Türkiye Büyük Millet Meçlisinde Şafak Pavey ve Lokman Ayva gibi isimler bizleri temsil ediyordu. Görev süreleri bitti. Onlar gitti. şimdi bizleri temsil eden sesini çıkartan birileri var mı?

İşte tüm bunları üst üste koyduğumuzda gelinen noktada %12 lik kesimin tepkilerinin dile getirilmediğini görüyoruz. Şu da var bizim tepkimizi dile getirmemiz için bir temsilciye ya da başka bir şeye gerek olmamalı yani her şeyi başkalarından beklememeliyiz. Hep diyorum aslında biz istersek bir araya gelirsek bu ülkede bazı şeyleri kökten değiştirebilecek gücümüz de var. Yani gösterilmeye çalıştığı gibi güçsüzde değiliz. Ancak her şeyi başkalarından beklediğimiz ve doğru zamanlarda tepkimizi gösteremediğimiz için bu gücünde harkında değiliz

Bakın arkadaşlar bizim amacımız engelliymiş, Özel insanmış falanmış filanmış diye ayrımcılık yapan sırtımıza damga vuran yasalar olmamalı, bize insan diyen, bizler için güvenli çalışma alanları oluşturacak bizi emeğimizle para kazanmaya teşvik eden. Mutlu olmamızı, mutlu yaşamamızı sağlayan yasalar çıkarmak olmalı, bunun içinde galiba öyküdeki eşeğin yaptığı gibi biraz silkelenip kendimize gelmeli, bunların yapılması için doğru tepkileri doğru yerlerde vermeliyiz. Ben inanıyorum eğer biz bunları yapabilirsek ortada engel diye bir şey kalmaz…

Bu arada bildiğiniz gibi bu gün çok anlamlı bir gün, yani 30 ağustos zafer bayramı ben buradan bu anlamlı günü yani 30 ağustos zafer bayramımızı kutlamak istiyorum.

Yazan: Onur Ustaoğlu Seslendiren: Özge Nur Dilber –Bolu Olay Gündem gazetesi…

YORUM EKLE

banner133