SOSYAL MEDYA ALGISI VE SEÇİMLER

Günümüzde gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri ile algı yönetimi son derece önemli bir hale gelmiş durumda. Öyle ki kaynağı belirsiz, sahte bilgiler birileri tarafından sosyal medya platformları üzerinden servis ediliyor ve günümüzde araştırmadan uzak genç ve orta yaş üstü kesim ise tüm bilgiyi sosyal medya üzerinden aldığı için bu bilgilere anında inanıp, bunları başkalarıyla paylaşıyor. Bu şekilde devam eden döngü içerisinde insanlar büyük yalanlara gerçek gözüyle bakıp, karşıt düşünceleri hiçbir şekilde kabul etmiyor. Tabi bunun topluma etkisi de aslında sanılandan daha büyük. Elbette zarar noktasında.

Şimdi böyle bir zamanda, internet kullanıcılarının neredeyse tüm bilgiyi sosyal medya platformlarından edindiği zamanda, seçmen kitlesi de haliyle sonucu sosyal medyada belirlemeye çalışıyor, sosyal medyadan belli olduğunu düşünüyor. Son derece yanlış olan bu algı, sandıktan çıkan sonuçla birçok kişinin hüsrana uğraması ile noktalanıyor. Ancak sosyal medya kullanıcıları her seferinde bu yanlış algıya kapılmaktan kendini alamıyor.

Bir örnek vermek gerekirse 24 Haziran’da yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimler bunun apaçık bir örneği durumunda. Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin sosyal medyada estirdiği tufan, sandıkta adeta ılık bir bahar gününde esen meltem gibiydi. AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin(MHP) kurduğu Cumhur İttifakına karşı oluşan CHP, Saadet Partisi ve İYİ Parti’nin yer aldığı Millet İttifakı, sosyal medyada estirdiği tufanla herkesin aklına “Acaba değişim olacak mı? İktidar çok büyük kan kaybedecek, yenilenme mi geliyor?” sorularını getiriyordu. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı “Milletimiz tamam derse” diye başlayan açıklaması üzerinde sosyal medya platformlarında atılan milyonlarca “T A M A M” gönderisi aslında Millet İttifakı için büyük bir umut ve çalışma ışığıydı. Son güne kadar devam eden sosyal medya algısı 24 Haziran akşamında kendini yerinde yeller esen boş bir dükkana bıraktı. Peki ya ne oldu? En başta bahsettiğimiz o yanılsama genel seçimlere de en büyük zararını verdi, muhalefet seçmeni açısından. En başta söylediğimiz sahte bilgi, 24 Haziran seçimleri için yanıltıcı bilgiye dönüştü ve sandık tüm gerçeği ortaya çıkardı. Sosyal medyada esen tufan, sandıktan meltem olarak çıktı. Sebebi de şudur ki: sosyal medyayı genç kesim ağırlıkta kullanıyor. Örneğin facebookta üye olma alt yaş sınırı 13. Ancak internetle erken tanışan 13 yaşından küçükler de yaşını büyük gösterip üye olabiliyor. 13 yaşından başlayan bu sosyal medya kitlesi aktif kullanıcı olduğu için sosyal medyada yaratılan algının yüzde 75’ini oluşturuyor diyebilirim. Haliyle oy kullanma yaşı gelmemiş gençlerin yaptığı paylaşımlar ile seçmenin kapıldığı algı yanıltıcı oluyor. Muharrem İnce’nin milyonları topladığı meydanlar ve sosyal medyada yapılan milyonlarca paylaşıma da asla kesin bir güven oluşturmamalıydı. Ancak bu algıya kapılanlar 24 Haziran gecesi sessiz sedasız geri çekildiler ve yanan canları nedeniyle de bir hayli kızgındılar.

YORUM EKLE

banner129