10 Dakikalık Boluspor (ANALİZ)

Kupa maçında amatör takıma yenilerek elenmemizle birlikte düşüşümüz devam ediyor. Yimpaş maçında kaybederken, 3-5 çatlak ses dışında Boluspor sevdalıları, basından da arkadaşlar kimse sesini dahi...

10 Dakikalık Boluspor (ANALİZ)

Kupa maçında amatör takıma yenilerek elenmemizle birlikte düşüşümüz devam ediyor. Yimpaş maçında kaybederken, 3-5 çatlak ses dışında Boluspor sevdalıları, basından da arkadaşlar kimse sesini dahi çıkarmadı. Çünkü hepimiz Boluspor’un lige odaklanması gerektiğini düşünüyor, içimize su serpiyorduk.

Arkasından Kartal maçında pozisyon dahi bulamadan 2-0 gibi net skorla kaybedince haliyle sesler çoğaldı. Yine de kimse ortalığı kasıp kavurmadı. Uzun lig maratonunda böylesi küçük kazaların olabileceğine hazır olmamız gerektiği bilincindeyiz! Karşılaşmaların sonuçlarına sabırla yaklaşan sporseverler, Rize maçı sonrası patladılar.

Tribünlerden yükselen seslere bir şey dememiz doğru olmaz. Taraftardır, bakar görür, başarı bekler ve sonuca göre hareket eder. Nitekim öyle de oldu!

Rize maçının 55. dakikasında Boluspor 2-0 yenik duruma düşünce, kendine gelmeye başlamıştı. Bu dakikadan sonra üst üste ataklar yaparak 4-5 net gol pozisyonunu yakaladık ama beceriksizliğimizden atamadık. 75. Dakikada penaltıdan bulduğumuz gol ile havaya girmiş dahi olsak, net golleri atamayınca ve pozisyon hatası yüzünden 82. dakikada yediğimiz gol ile umutlarımız suya düştü. Kısaca Boluspor 10 dakika oynadı, sonrasında sadece seyretti.

Gelelim Rize maçıyla ilgili gerçeklere, Emre’nin sakatlığı ile birlikte Ali Güzeldal’ın ilk 18 kişilik kadroda olmaması. Mağlup olmamızın nedeni bu futbolcular kadroya girmediği için değil ama her hafta kadroyla oynanırsa her sonuca hazır olmamız gerekir diye düşünüyorum. Kalemizde yediğimiz ilk gol, tamamen kaleci hatasından. Takımda, ilk yarı Engin, 90 dakikasında da Cafercan ve Alp’in dışında kazanmak isteyen futbolcumuz olmadığını gördüm. Bir karşılaşmada 11 oyuncudan 3 kişi kazanmak için oynuyorsa sonuç böyle olacaktır.

Serhat Hoca, oyuna geç müdahale etti. Engin’i alarak risk almış olsa bile, yinede hamleleri zamanında yapması gerekirdi. Saha içinde oyun kurgusu, oyun düzeni, kontra ataklar, yan toplar ve şutlarla ilgili çalışmaların yapılmadığı görünüyor. Ayrıca takımda abi yada koca kaptan denen bir isim olmadığından, kimse kimseyi dinlemiyor, destek olmuyor. İskender’in 86 dakika sahada kalmasına anlam veremedim. İlk yarıda ayağına top değmeyen İskender, ikinci yarıda yüzde yüz golü kaçırdı ve yine kayboldu.

Hocanın şanssızlığı mı, yoksa zaafı mı bilemem ama bizim yabancılarımız yedek oynarken, rakiplerin yabancıları sonuç değiştiriyor. Biz 3 pasla gol yerken, rakip ceza alnında kaleyi tutmayan attığımız şutlar aleyhimize oluyor. Geri dörtlü, orta saha ve ileri hatlarımızda inanılmaz kopukluk var. Bir hatada derinlikle birlikte çok kolay gol yiyor çok zor atıyoruz.

Futbolcuları tek tek yazmanın anlamı olmadığını düşünüyorum. Kaybedilen 2 maç ile dünyanın sonu gelmiş değildir. Bu takımı kurtaracak olanda, kötü duruma düşürecek olanda futbolcular olacaktır. Geçmişi deşerek geleceği kaçırmadan, Boluspor nasıl düzelir, nasıl iyi oluruz ona bakmalı ve kendimizi hazırlamalıyız. Geçmişten ders alarak geleceğe umut bağlamalıyız.

Ligin başındayız, istifa neyi değiştirir diye doğru neyi çözer adımlar atmalıyız.   

Yönetim, teknik heyet, futbolcular şapkalarını önlerine koyup düşünerek, vakit geç olmadan önlem almalılar. Son olarak unutmadan söyleyeyim ki, bu şekilde devam edersek maalesef gelecekte ışık görünmemektedir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128

banner124