BU KADAR SESSİZLİK YETER!

Geçtiğimiz haftalarda yazdığım yazıda 25-30 futbolcumuzun olduğunu bu futbolculardan yararlanılma yoluna gitmemiz gerektiğini, satmak istersek de bu futbolcuların 1 tanesinin en az 10-150 bin TL edebileceklerini söylemiştim. Fakat öğrendim...

BU KADAR SESSİZLİK YETER!

Geçtiğimiz haftalarda yazdığım yazıda 25-30 futbolcumuzun olduğunu bu futbolculardan yararlanılma yoluna gitmemiz gerektiğini, satmak istersek de bu futbolcuların 1 tanesinin en az 10-150 bin TL edebileceklerini söylemiştim. Fakat öğrendim ki işin aslı öyle göründüğü gibi değilmiş. Ben duyunca hayretler içersinde kaldım. 1 tanesini örnek verirsek İstanbulspor’dan büyük ümitlerle aldığımız CEMİL geçtiğimiz yıl sözleşmesini uzatmak için teklif götürüyoruz. 170 BİN TL’ye oynayan Cemil’e sözleşme uzatma yani bu yıl Boluspor’da oynaması için 320 BİN TL teklif ediyor ve sözleşmesini uzatıyoruz. Bu nasıl hesaptır, bu nasıl muhasebedir. Satın balkım Cemil’i 150 Bin TL verecek kulüp bulabilecek misiniz. Bunun gibi Gencer, Gökhan, Emrah Kol hayallerinde göremeyecekleri paralara sözleşmeleri yenileniyor. Bu sözleşmeleri hazırlayanları ben biliyorum. Çıkıp bu sözleşmeleri biz yaptık cesaretini göstersinler de göreyim. Kimin parasını kime veriyorsunuz.  Yanınızda çalıştırdığınız adamlara 50 TL’yi veremiyorsunuz ama BİN TL’leri nasıl cömertçe verebiliyorsunuz. Sözleşmelerinde yüksek BİN TL olan oyuncuların sesleri tabiki çıkmaz. Bu kadar yüksek paralara imza atsam ağzıma bant takar öyle gezerdim. Vah Boluspor’um vah.

Birde Emin başkanın bizzat ben kendim yaptım dediği para edebilecek, Ferhat Kiraz, Doğan, Gökhan Sinanoğlu gibi oyuncularla 3-5 yıl arasında yapılan sözleşmeler güzel sözleşmelerdir. Peki bu durumda ne yapmalıyız, yüksek meblağlı oyuncuları çağırıp, sözleşmelerindeki rakamları düşürmelerini isteyeceğiz. Yada hiçbir bedel almadan verilen taahhütlere karşılık salıvereceksiniz. Yoksa bu oyuncular bu paraları söke söke alırlar, benden söylemesi. Yıllardır ben yaza yaza bıktım, ama gelen yönetimler yanlış yapa yapa bıkmadılar.

Transfer politikalarında tek yıllık sözleşmeler etkili ve iyi yapılan sözleşmeler değildir. Her iki taraf içinde güven telkin etmez. Onun için bu yıl yapacağınız transferlerde uzun vadeli sözleşmeler yapmalısınız ki önünüzü göre bileseniz. Tek yıllık sözleşme öneren menajer ve oyuncular vur-kaç taktiği uygulamaktadırlar. Hocamız Cihat ile yapılan sözleşme 3 yıllıktır. Alınacak oyuncularla da aynı sözleşmeler yapılıp, istikrar sağlanmalıdır. Sizinde kafanız rahat, hocanızın, futbolcunuzun da kafası rahat olur. Parlayan bir oyuncunuzu da satarken kulübe para kazandırmış olursunuz.

Ortada birde Ferhat Kiraz olayı var. Çok isteyeni var. 1,5 Milyon TL istiyoruz diyoruz. Bir kere şunu açıklayalım. Ferhat Kiraz’ı sattığımızda %30’unu Gençlerbirliği’ne vereceğiz. Ferhat’ın bizden aldıklarını 150 Bin TL bonservis bedelini de düşünürsek, elimizde pek bir şey kalmayacaktır. Bundan sonra alınacak ve onlarla yapılacak sözleşmelerin kulüp menfaatleri doğrultusunda yapılması gerekir. Yoksa 4-5 yıldır alıpta 5 kuruş para kazanamadığımız 100’den fazla oyuncunun durumları yaşadıklarımızı bu yılda yaşarız.

Haziran ayının 20’si geçmesine rağmen belir genleşen sadece bir tek transferimiz var oda 44 gol yemiş, küme düşmekten son anda kurtulmuş Ofspor’un stoperi Emre. Tüm kulüpler hızla transferlerini yapmakta, bizde ise sessizlik hakim olmaktadır. Temmuz başında sezon açıldıktan sonra yapılacak transferler, takıma fayda sağlamayacaktır.

Bu yıl takımımızda epey görev dağılımı yapıldı. Genel manajer olarak Büyük Millet Meclisi Teknik Direktörü Kazım ile anlaşıldı, Basın ve idari menajer olarakta Muharrem Demirel ile, futbolcu izleme komitesinin başına da Ali Beykoz getirildi. Birde bunların başında koordineli çalışacak Başkan Necip Çarıkçı bulunmakta. Derler ki bu dörtlü arasında yetki karmaşası olabilir, bence olmaz. Niye dersek, necip Çarıkçı’nın olduğu yerde tek yetkili kendisidir. Diğer birimler teferruattır. Birde enkaz edebiyatı yapılmıyormuş deniyor, evet doğrudur. Basın yoluyla değil, bizzat kapı kapı dolaşıp ayağa gidilerek, enkaz edebiyatı yapılmaktadır.

Geçtiğimiz yıllarda çeşitli arkadaşlar izleme komitesi adı altında, bir kişinin yaklaşık 20-30 bin km yol yapıp raporlar sunduğuna bizzat şahidim. Ama bu arkadaşların hiç birinin raporlarına dayanılarak hiçbir oyuncu alınmamıştır. İzleyenler, izledikleriyle kalmışlardır. İzleme komitesi biriminin gönül alma yeri değil, hakikaten işleyen ve görüşlere saygı yeri olması gerekmektedir. Ama görüyoruz ki gene Boluspor’un İstanbul da ki eli, ayağı arkadaşımız hala sağa sola telefonlarla ve menajer arkadaşlarla toplantılar yapıp, bu toplantılarda bizzat başkanında bulunduğunu biliyoruz. Çok değil 1 haftaya kadar 6-7 bomba Boluspor’un kucağına bırakılacaktır. Benden söylemesi, ama bu sefer bombalar elimizde patlarsa herkes bunun hesabını teker teker verecektir.

Emin Semercioğlu başkanlığında her gün sayfalarca yazılar yazan basınımız ne hikmetse aradan geçen 20-25 güne rağmen birtek yazı dahi yazamamışlardır. Bu söylediklerime benim mensubu olduğum gazetede dahildir. Bu ayrımcılığı sağlayan herkese bravo diyorum. Yazı yazmayı, yöneticiliği, bırakanlar bile 180 derece dönüp, sanki bu güne kadar çok başarılı işler yapmışlar, 100 futbolcuyu alıp milyonlarca parayı dağıtanlar kendileri değilmiş gibi, ahkam kesiyorlar. Artık bazıları bir karar vermelidirler, ya yazar olunur, ya yönetici, ya menajer olunur, yada yazar. Ben olunca görevli, sen olunca yazar olunmaz. KALEMLER YAZMAK İÇİN VARDIR.

Sizler kalem kullanmadığınız için, işinize geldiği zaman F klavyeyi işinize gelmediği zaman Q klavyeyi kullanıyorsunuz. Onun için hep taraf oluyorsunuz.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128