Çapa Herşeyi Anlattı

Bir dönem Boluspor’u da çalıştıran teknik direktör Fuat Çapa, Goal Türkiye ve Mackolik editörü İlker Yılmaz'ın sorularını yanıtladı.

Çapa Herşeyi Anlattı

Haber: N.Halid Altundal

Emirdağ'da baba ocağında bulunan deneyimli teknik adam, gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak Belçika futbolundaki yükselişini ve Türkiye'deki günlerini anlattı. Fuat Çapa,  “Emirdağ’dayım. Afyon’un bir ilçesi. Annem babam burada. Ailem zaten Belçika’da yaşıyor. Süreç tam olarak belirsiz. Ne zaman yeniden Süper Lig başlayacak, ne olacak bilmiyoruz. Herkesin soru işaretlerinin bulunduğu bir süreçte olduğumuz için yurt dışına gitme ortamı bulamadım açıkçası. Diğer taraftan oyuncularımızdan da yurt dışına gitme talebi gelmişti. Onlara da kulübün aldığı karar doğrultusunda evlerinde kalmalarını bildirmiştik. Oyuncular buradayken bizim gitmemiz çok doğru olmazdı. O yüzden burada kalıp annem babamla zaman geçiriyorum. Bu da güzel. Oyuncularınızla empati yapmak zorundasınız. Süreci birlikte yaşıyorsunuz. Bu süreçte onları yalnız bırakmak olmazdı. O kader birliğini devam ettirmemiz gerekiyor. 2007-08 sezonunda Gençlerbirliği’ne gelmeden önce ben Belçika’da İkinci Lig’de görev yapıyordum. O süreçte Türkiye’deki hocalarla temasımız vardı. Devre arası kamplarına takımımızla birlikte Türkiye’ye geliyorduk. İlk olarak Ersun Yanal ile tanışmıştım. O zaman Ersun Hoca, Ankaragücü’nde görev yapıyordu. Daha sonra Ersun Hoca, Gençlerbirliği’ne geçince rahmetli İlhan Başkan ile tanıştık. O dönem Belçika’dan epey oyuncu transfer ediyorlardı. Biz orada çalıştığımız için bu oyuncuları bize soruyorlardı. Türkiye’de neden hocaların kendi ekipleriyle çalışmak istediklerini daha iyi anladım.  Türkiye’de yabancı hocaların başarılı olabileceklerine inanmıyorum. Yeteneklerinden veya bilgisinden dolayı değil. Biraz önce bahsettiğim etkenlerden dolayı. Çok büyük örnekleri de var. Vicente del Bosque buraya geldi ve gönderildi, sonra Dünya ve Avrupa şampiyonu oldu. Joachim Löw ve Guus Hiddink hakeza. Ben hem Süper Lig hem de TFF 1. Lig’de görev yaptım. Süper Lig, 1. Lig’e nazaran daha rahat bir lig. Çünkü orada en azından şampiyonluğa oynayabilecek dört, beş takım var. Diğer takımlar onlardan sonra kendilerini belirli bir sıralamaya koyabiliyorlar. 1. Lig’deyse öyle bir şey yok, herkes şampiyon olmak istiyor. Oyuncu kalitesi, bütçe çok önemli görülmüyor. Geçenlerde bir yerde okudum, 1. Lig’de bir antrenörün kulüpteki ortalama görev süresi dört ay imiş. Doğrudur. Ben de ilk sezonumu tamamlayıp, ikinci sezonumda 8-9 hafta sonra ayrılmıştım. Bu sezon yine Eskişehirspor’da üçüncü haftadan sonra ayrılmak zorunda kaldım. Çünkü beklentiler, dışarıya yönelik söylemler elinizdeki imkanlara göre gerçekçi bir yaklaşımda olmuyor. Sonra yöneticiler vermiş oldukları vaatleri yerine getiremedikleri için en zayıf halkayı, yani teknik direktörü yolluyorlar.

"Futbolun ligi yoktur"

Çok az denk geldim. Çünkü futbolun ligi yok aslında. Futbolu gerçekten tutkuyla seviyorsanız, ligin çok önemi yok. Avrupa’daki bakış açısı da bu şekilde. Üçüncü Lig’de çalışan bir hoca çok rahatlıkla öbür sezon en üst ligde çalışabiliyor, başarılı da oluyor. Bunun örnekleri çok fazla. Türkiye’de yöneticilerden ziyade etraflarındaki ekstrem faktörlerin bu işlerde çok etkisi olduğunu düşünüyorum. Bizde etiketler çok kolay yapıştırılıyor. Süper Lig hocası, 1. Lig hocası, 2. Lig hocası diye. Ben Eskişehirspor’da görev yaparken, alt ligde çok değerli antrenörler gördüm. Alt liglerde genç hoca sayısı biraz daha fazla. Kendisini geliştirmek isteyen, dünya futbolunu çok yakından takip eden, tecrübe edinebilmek için çaba gösteren hocalar görebiliyorsunuz.

Boluspor’un unutmadı

Çapa, “Geçtiğimiz sezon Eskişehirspor’u tamamen U15 ve U20 oyuncularıyla inşa ettim. Bir önceki sezon Boluspor kümede kalma savaşı verirken, ben geldikten sonra en az bütçeyle ligi dördüncü sırada bitirdi. Gittiğim takımlara hep bir şeyler kazandırdım. Gençlerbirliği’ndeyken Yasin Öztekin ve Aykut Demir, Trabzonspor’a gitti; Ahmet Çalık, Galatasaray’a gitti; Hurşut Meriç, Rizespor’a gitti; Radosav Petrovic, Spartak Moskova’ya gitti; Emre Kılınç, Sivasspor’a gitti. Boluspor’dayken gönderilmek üzere olan Umut Meraş, şu anda Le Havre’da bizi temsil ediyor. Eskişehirspor’u zaten anlatmaya gerek yok, şu anda 18-19 tane Türk futboluna kazandırdığımız pırıl pırıl oyuncular var” dedi.

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2020, 15:43

Erdal Tanrıverdi

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128