Hakem Rezaleti (ANALİZ)

Hava futbol oynamaya elverişli, taraftar beklenenden çok olunca, 90 dakika güzel futbol oynandı. Boluspor, sezonun en iyi futbolunu 80 dakika oynarken, heyecan ve alınan sonuç sporseverleri memnun etti. Göztepe deplasmanı galibiyetiyle...

Hakem Rezaleti (ANALİZ)

Hava futbol oynamaya elverişli, taraftar beklenenden çok olunca, 90 dakika güzel futbol oynandı. Boluspor, sezonun en iyi futbolunu 80 dakika oynarken, heyecan ve alınan sonuç sporseverleri memnun etti.

Göztepe deplasmanı galibiyetiyle geldikten sonra iç sahada çok önemli Samsun maçına çıktık. İkinci yarıya birçok transfer yaparak başlayan Samsunspor’da oyun anlayışı değişmiş, kalitede yükselmişti.

Deplasman fatihi Boluspor’un en önemli farklılığı ise, evinde maç kazanamıyor ve iyi futbol oynamıyordu. İyi olmayan futbola karşılık alınan sonuçlar lehimize oluyordu.

Samsun maçıyla birlikte, iyi futbol oynadığımız, kazanırken taraftarı, takım oyununu beraberinde kazandığımı gördüm. Karşılaşmaya iyi başlayan Boluspor, 80 dakika hep en iyi oynayan, futbol adına yapılması gerekenleri yapan takım görüntüsü çizdi. Beni alınan sonuç kadar oynanan oyunda çok mutlu ederken, gelecek içinde umut verdi.

Oğuz Hoca, ara transferde alınan oyuncuların hepsini sahaya sürdü. 3 Yabancımızda elinden geldiğince katkı verirken, görevlerini en iyi şekilde yaptıklarına inanıyorum. Yaptığı değişikliklerde Dalman çıkmayabilir, Ali Güzeldal’ın yerine Cafercan alınabilir, Vedat daha evvel oyuna alınabilirdi! Sonuç olarak devamlı beraber olduğu oyuncuların performanslarını fiziki yapılarını ve moral durumlarını kendi bildiğinden, doğru kararı da verecek olan yine kendisidir. İsminin bir puan olduğuna inandığım Oğuz Hocadan futbolcu kardeşlerim de çok şey öğreniyorlardır.

Samsun karşılaşmasına değişik bir kadro ile çıka ekibimizde, sahanın en iyi olarak Cihan görüldü. Attığımız gollerde futbolun incelikleri, organizesi ve ortaklaşa yapılan paslaşmalar günün en güzel örnekleriydi. İlk yarıda girdiğimiz pozisyonlarda çoğalamayınca net pozisyonları kaçırdık. İkinci yarının başında iyi oynayacağımızın sinyallerini verdik. Attığımız gollerde de İskender’in istediği ve arzuladığı pas ile 1-0, organize atakla attığımız gol ile de 2-0 öne geçtik. Ne oluyorsa bilemiyorum ama bundan sonra birden bire durgun bir futbol anlayışı, kendi sahamıza çekilmemiz, oyunu kabul etme hastalığımız baş gösteriyor. Futboldaki en tehlikeli skorun 2-0 olduğunu bilen futbolcularımıza rağmen, yinede kendi sahamıza çekildiğimizde rakibimiz üstün oynuyor gibi görünüp, pozisyonlar bulmaya başlıyor. Bir an evvel bu hastalıktan kurtulmamız gerekirken, Oğuz Hocaya burada çok iş düşmektedir. Bu hastalığımız yenecek antrenmanları yaptırmak, nasılsa galip geleceğiz psikolojisinden kurtulmak için gerekeni yapacağına inanıyorum. Bunun ötesinde Süper Lig karşılaşması kadar zevkli bir karşılaşma izlediğimizin altını çizmek isterim.

Kalede Serdar, ilk yarıda top gelmedi diyebilirim. İkinci yarıda olduğundan fazla pozisyonla karşı karşıya kalınca, bazı topları şansa bırakmadan kornere attı. Defans 3 pasta kurulunca hareket alanı daralıyor ve kontrolü şansa bıraktığını görüyoruz. Engin, ilk yarıda tek kaldığında hata yaparken, ikinci yarıda kalitesini ortaya koyarak mücadele etti. Hakan, ofansta ve defansta faydalı oynuyor. Bazı atakları kesip kontra atağa çeviriyor ve takımı ateşliyor. Katkısı büyük. Dixon, yerine çabuk adapte oldu ve yanında oynayan kim olursa olsun futbolun gereğini yerine getiriyor. Tek sorun, atak yediğimizde takımı kale çizgisinin çok yakınında kurması. Muhammed, Dixon ile iyi anlaştılar. Boy avantajını, fiziğini, yeteneğini ve tecrübe sini kullanarak oynuyor. Hava toplarına çıkarken elini kullanması, hakemin düdüğüne takılıyor. İstekli, severek ve inanarak oynuyor.

Ali Güzeldal’ın yorgun olduğu, istediği hareketleri yapmayışından, rakip oyuncuyla tartışmasından belliydi. Oyundan daha erken alınması gerekirdi. Cihan sahanın en iyisi olarak görülürken, attığı gol iyi oyununu süsledi. Barbaros, çok geride oynuyor. Bir ara Dixon ve Muhammed’in arasına girip top almaya kalkınca yüreğimizi ağzımıza getirdi. 2-0 Sonrası yere düşmesi, vakit kazanmak adına yaptığı hareketler profesyonelceydi. Baskı kuran rakibimizin baskısına bir nevi fren görevi yaptı. Damlat, oyunda kaldığı sürece iyi oynadı, oyundan düşmedi. Çıkması bana göre yanlıştı.

İskender, attığı gol istediği pastan sonra oldu. Oyuna çok katkısı yok ama bu tür topları alırsa çok gol atar. Djıehoua, güçlü fiziği ile tek santrafor oynadığımızda bütün takımların korkulu rüyası olur. Çalışkanlığı, gereksiz ama sempatik hareketleriyle alkış alıyor. Çektiği şutun gol olmasını isterdim.

Cemil, Vedat ve Abdülaziz istekli, oynamaya hazır ve kazanma arzusuyla oynadılar.

Taraftarımız bu yıl hafta geçtikçe takıma inancı artıyor. Bu inanç daha fazla olarak gelmesini sağlıyor. 90 Dakika hiç susmayan taraftarımızı kutluyorum.

Sahada asıl bu güzel futbolu bozmaya çalışan, futboldaki yanlış kararlarıyla seyirciyi çıldırtan, futbolcuların tartışmasını sağlayan en önemli unsur Hakem Yunus Yıldırım’dı. Hakem Yıldırım, pozisyonlara uzak, elindeki düdüğü içgüdüleriyle kullanmaya kalkınca saha zaman, zaman karıştı. Kendinden emin, bir an evvel bitmesini istediği maçta sahanın en kötüsü olduğu ortadaydı. Bu yönetim şekliyle Hakem Yıldırım’a karşılaşma verilmesi, tamiri zor sonuçlar doğurabilir. Bana kalırsa Hakem Yunus Yıldırım kendine gelmeli yada bir süre maç almamalıdır.

Önümüzde can havliyle gelecek olan Kartalspor karşılaşmasını oynayacağız. Motivasyonumuzu bozmadan, daha fazla kenetlenerek birlik beraberlik içinde maça hazırlanmalıyız. Kazanmamız bize hedefi de belli edecektir. Kazanacak güçteyiz ve mutlaka kazanmalıyız.

Başarılar bizimle olsun. Emeği geçen herkesi kutluyorum.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128