seks hikayeleri escort kayseri escort istanbul altyazılı porno

Kıbrıscıklıların futbolla imtihanı

Seyfi Alp-Almanya Mektubu

Kıbrıscıklıların futbolla imtihanı
Futbolun dünyada en sevilen spor  dalı olduğunu yazmaya bilmem gerek var mı ? Meşin yuvarlağın peşinde kendisi koşan veya başka biri oynadığında kendinden geçen insanların sayısı milyonlara ulaştı. En son rakamlara göre 250 milyon kişi yer yüzünde düzenli olarak futbol oynuyor. Her hafta düzenli antrenman yapan ve hafta sonu maça çıkan lisanslı futbolcular topluluğundan bir ülke oluşturulmaya çalışılsa bu dünyanın en kalabalık dördüncü büyük memleketi olurdu.

Lisanını hiç bir bilmediğimiz bir ülkeye gitsek ve el kol hareketleriyle, "Pele Maradona'dan daha büyük bir futbolcuydu" desek kendimizi çok hararetli bir tartışmanın ortasında buluruz.

Bunu futbol dışında hiç bir olgu başaramaz. Futbolun insanları birleştirme ve kaynaştırmadaki etkisi başka hiç bir spor dalında yoktur.

1996 senesinde tanıştığım ve kendinden futbol adına çok şeyler öğrendiğim Alman antrenör Karl Heinz Feldkamp futbolun sırrını bir sorum üzerine bana açıklarken, "İnsan anatomisine en uygun spor dalı olduğu için futbol bu kadar sevimli" dedi. Ve eline aldığı bir futbol topunu ayağında sektirerek, "Bak!. Bu topu ayağımda sektirirken vücudumun bütün kasları hareket halinde. Beynim de dahil" diye ekledi. Ve, "İki taşla bir kale ve çoraplardan bile yapılabilecek bir topla futbol dünyanın en ucuz sporu" demeyi de ihmal etmedi.

Futbolun bir şehrin kaderini ne derece değiştirdiğini hatırlayabilmek için 1970'li senelerde Türkiye Ligleri'nde esen Boluspor rüzgarını hatırlamak yeterli olur. Bugün yaşı 40'ın üzerinde olan herkes o günleri çok iyi bilir.

İstanbul'un üç büyüklerinin en çekindiği takım durumundaki Boluspor'un 1970'lerde başlayan ve 1980'lerin sonlarına kadar sarkan altın dönemi, iyi değerlendirildiğinde futbolun bir şehre katkılarını ortaya koyuyor. Türkiye Bolu adını o günlerde Boluspor ile duydu ve ezberledi.

2004 senesinde Almanya'da Bundesliga şampiyonu olduğunda İstanbul'a bir spor galası için davet ettiğimiz ve Atatürk Havalimanı'ndan benim karşıladığım dönemin Werder Bremen antrenörü Thomas Schaaf bana, "Bu sezon şampiyon olmakla Bremen kentinin tanıtımına 80 milyon euro katkıda bulunmuşuz. Bunu ciddi Alman gazeteleri yazdı" dedi.

 2004'den buyana, yani son 10 senedir çok yakından takip ettiğim Bolu'da futbol konusunda hayal kırıklıklarım, umutlarımdan daha fazla.

Bolu Olay Gazetesi'nde yine on seneden buyana şahsıma tahsis edilen köşemde bu hayal kırıklıklarımın nedenlerini yazdım.

Üzülerek ifade etmeliyim ki, Bolu'da futbolun içinde olanların çoğunluğu bu spor dalının istediği bilgi, birikim ve tecrübeden yoksun. Üzüntümü artıran başka bir neden ise, bu eksikliğin farkında olacak algıya da sahip değil.

Ancak, 1990'ların başında Barış Pastanesi'nin İzzet Baysal Caddesi üzerinde olan şubesinde başlayan beyin fırtınalarıyla doğan Kıbrıscıkspor, bana yeni bir ışık oldu. Bolu'da futbol için umutlarımın tükenmeye başladığı bir dönemde, tünelin ucunda Kıbrıscıkspor ışığını gördüm.

20 Aralık Cumartesi günü Kıbrıscıkspor gecesine geleceklerden futbola ilgisi olanların da bildiği gibi Başkan Sabahattin Kocadağ, Ankara'daki Kıbrıscıklıların gururu Mehmet Bilgin ve Bolu'daki ağabeyimiz Eyüp Ahi'nin omuz vermesiyle bu günlere geldik. Bu güzel üçlüye destek olan Kıbrıscıklıları da yerel basına yansıdığı kadarıyla takdirle izliyorum. Eski Belediye Başkanımız Kemal Aktaş beyin başlangıçtaki gayretini burada anmalıyım.

Futbolun 90 dakika sahada verilen bir mücadeleden daha fazla bir zenginlik olduğunu bilenler, Kıbrıscıkspor'un sadece Bolu'daki değil, İstanbul Pendik, Ankara, Beypazarı ve hatta Almanya'daki Kıbrıscıklıları da birbirine yakınlaştıracağını göreceklerdir.

Futbolun temelinin alt yapı çalışması ve kitle desteği olduğunu bilen Kıbrıscıkspor yönetimine yeni projede başarılar diliyorum.

Gayretlerine yakından şahit olduğum, telefonla görüşüp bilgi aldığım Kıbrıscık Kaymakamımız Emre Yalçın ve Kıbrıscık Belediye Başkanımız Doğan Dağ'ın da gayretleriyle Kıbrıscıkspor bizleri daha coşkulu ve daha güçlü yarınlara taşıyacak.

Yazımı mini bir uyarı ile noktalayayım;

Kıbrıscıklılar olarak, bizden önce Bolu'da futbol adına hamleler yapan ancak bugün duraklama dönemine giren bir Kızıkspor ve hatta Aladağspor durumuna düşmemek için "sürekli gelişim" konusuna dikkat etmeliyiz.

Antrenörlerimiz, futbolcularımız ve yöneticilerimiz bu sihirli, ancak acımasız spor dalının sırlarını kavramaya özen göstermeli.

Kıbrıscıkspor vefakar ve bilinçli taraftar, gelişime açık antrenör, kaliteli futbolcu ve iletişimi sağlam yöneticilerin omuzlarında yükselebilir.

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 17 Aralık 2014, 19:41
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner129