STRESTEN MUTLULUĞA

 “Diyafram Nefesi”

Nefes almak vermek için hiçbir çaba sarf etmez ve irademizi kullanmayız. Doğduğumuz andan itibaren nefes alıp veririz. Uykuda bile. Nefes almak otomatik ve içgüdüsel yaptığımız bir harekettir. Birçoğumuz nasıl nefes aldığımıza çok az dikkat ederek veya hiç dikkat etmeden yaşarız. Pek çok insanın üzerinde hiç düşünmediği çok basit gibi görünen bu işlem aslında mucizelerle doludur. Vücudumuzdaki 50 trilyon hücrenin nefes yoluyla alınan oksijene ihtiyacı vardır.

Toplumda ;“ Meslekleri gereği sesini kullanan kişilerinDİYAFRAM NEFESİNİ kullanması gereklidir.” kanısı yerleşmiştir. Oysaki tümbireylerin, 7’den 70’e herkesin vücuduna bol oksijen alabilmesi ve her hücrenin görevini tam kapasiteyle yapabilmesi için diyaframdan nefes alması gerekir.

Bir bebek dünyaya geldiğinde diyafram adalesini yüksek kapasiteyle kullanması sayesinde küçücük bedeniyle bütün hastaneyi çınlatacak kadar ses seviyesindedir. Daha sonra yanlış kullanma veya hiç kullanmama yüzünden zayıflayan diyafram adalesi, yaratımın kusursuz mükemmelliğinden ve orijinal yapıdan, bozulma ve çözülme sebebiyle uzaklaşır.

 Diyafram adalesi kaburganın bittiği kısımda adeta vücudumuzu ikiye bölen ve görevi nefes alırken bir piston gibi çalışıp ciğerlerimize bol oksijen almamızı sağlayan bir kastır. Sadece nefese yardımcı bir kas değildir. Diyafram etkili olmadığı ne bir sistem ne de bir yapı vardır. Mutluluk hormonları dahi bu kas hareket halinde ise salgılanır. Burun içindeki sinirler diyafram kasını harekete geçirir. Fakat yaşam boyu farklı nedenlerden dolayı görevini yapamaz hale gelir ve hayatımızdan çıkar. Bu çıkış 3-12 yaş arasındadır. Daha sonrada nefesi daha yukarı kısımlardan alırız.Günde yaklaşık 20 bin nefes alıp veriyoruz. Evet, belki bir, iki ya da beş defa yaptığımız bir hatayı telafi edebiliriz. Fakat 20 bin kez hatalı nefes alıyorsak bunun sonuçları olumsuz olabilir.

 Kalp krizi, astım, üst solunum yolu hastalıkları, stres, panik atak, uyku apnesi, horlama vs. daha birçok hastalığın altında yatan en büyük problem yetersiz oksijen almaktır. Bedenimizdeki toksinlerin  %8’i idrarla,%19’u ter yoluyla ve %70’i karbondioksit ilevücuttan atılmaktadır. Nefes ile zayıflayabilir, öfkenizi ve heyecanınızı kontrol altına alabilir, dikkat ve odaklanmayı sağlar, uyuyabilme veya konsantrasyonunuzu artırmada kullanabilirsiniz. Sporda,  doğru konuşabilmede; kısacası vücudunuzun kontrolü sizde olup, amaca uygun nefes tekniklerini öğrendiğinizde nefes farkındalığı ile birbirine zıt ama uyumlu çalışan bütün sistemleri kontrol edebilirsiniz. Nefes darlığını sonlandırıp, üst solunum yolu ve alerjik hastalıkları silebilirsiniz.

Evet, “Diyaframdan nefes alın, alalım.” diyerek sadece sözel bunu yapamayız. Bu bir kas ve kullanılmadığı için işlevini büyük oranda kaybetmiş. Diyafram kasının yeniden aktif olması ve bilinçaltının bunu otomatiğe alması için bazı egzersizlerle yeniden çalıştırması gerekir. Bu egzersizler çok kolay ve pratik. Ayrıca bir zaman ayırmanıza da gerek yok. Hayatın akışı içinde uygulanabilir.

Göğüs nefesi ile vücuda  %30 oksijen alınırken, diyafram nefesi ile %70 oksijen alınır. Bu gerçekten ciddi bir orandır. Daha sağlıklı, mutlu ve huzurlu olmak için arayış içindeyiz. Çözüm bizde, içimizde.  Sevgi ile kalın…

YORUM EKLE

banner129