Süleymaniye talebe yurdunda iftar

Süleymaniye talebe yurdunda iftar

Ramazan ay geldi gidiyor. Bizler Ramazan ayından çok memnunduk inşallah oda bizden memnun olarak ayrılıyordur.

Ramazan ayı boyunca beşeri yanımızı disiplin altına alıp ulvi olana doğru yolculuğa çıktık, ‘’oruç tut’’ emrine uyarak bedenimizden daha ziyade ruhumuzu doyurduk.

Hele o iftar sofralarında oturup sıcak pide ve çorbanın buharı tüterken ezanı Muhammediyeyi beklemek, hele bunu birde misafirlerimizle beraber yapmanın güzelliğini anlatılamaz, ancak yaşanır.  Onun içindir ki, bu güzelliği yaşamak isteyen insanlar eş dostlarını davet ederek, hep beraber, iftar sofralarında bulunuyorlar.

Buradan yola çıkarak, bilhassa kurum ve kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin geniş katılımlı bir iftar geleneği oluştu ve bu gittikçe yaygınlaşmaya başladı. Ramazan görünür kılanda bu toplu iftar oluyor. Birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bu dönemde bu toplu iftarlar

içtimai dayanışmanın en güzel örneğini veriyor. Zannediyorum, hiç bir güç böylesi bir dayanışmayı gerçekleştiremez.

Ülkemizin hey yerinde olduğu gibi, Bolu’da da hemen hergün iftar davetleri vardı. Bizim bunlara katılıp izlenimlerimizi yazma imkanımız olmuyor; ama bir talebe yurdundaki iftara davetli olunca, ramazanın ruhuna uygun bir yerdeki bu davete katılmamazlık edemezdik.

Talebe yurduna gittiğimde, yetililer misafirlerini güler yüzlü karşıladılar. Aynı anda 800 kişiye yemek verebilecek kapasitedeki salonda, yıldızlı otellerdeki konforu aratmayacak şekilde, yemek, sunum dahil herşey dört dörtlüktü.

İftar ve duanın ardından topluca akşam namazı kıldık.

 Bu arada yurduda şöyle bir gezelim dedik. Her taraf son derece temiz ve donanımlı. Etüt salonları, yemekhaneler, yatakhaneler, sohbet ve misafir salonları, banyo ve tuvaletler, pırıl, pırıl…  Hiçbirkonuda kaliteden taviz vermemiş,elden gelenin en iyisi yapılmış ve yapılmaya çalışılıyor

Bu durumu gören bir misafir, ‘’ tekrar talebe olasım geldi, nerde bizim zamanımızda böyle yurtlar’’ Deyince bende kendisine ‘’Kendin talebe olmasan bile çocukların veya çevrendeki dostlarınınçocukları burada talebe olabilir”dedim.’’ ‘’doğruya, neden olmasın’’  diyerek bizi tasdik etti.

Yetkililerle konuşuyorum. Samimi duygularla anlatıyorlar ‘’Dinimizi, kültürümüzü, değerlerimiziöğretmek ve yaşatmak sevdamızdır.’’ diyorlar. ”Ülkemizin en çok ihtiyacı olan irfan neslininyetişmesi için çalışmak, çalışmak başka bir gayemiz yoktur” diyerek, oldukça iddialı konuşuyorlar.

Önce öğrencileri erdemli insanlar yapmak, sonra okullarında başarılı kılmak. Önce iman, ahlak, edep; sonra ilim, sanat, marifet…”

Yurdun güzelliği öğrencilerin yüzlerinde aksetmiş pırıl, pırıl gençler. Bir kısmı sınıf, okul ve şehirbirincisi, diğerleri de onlarla yarışıyor. Adeta başarıya kilitlenmişler.

Başarı hiç kimsenin ve hiçbir ülkenin tekelinde değil…

Almanların, Japonların, Amerikalıların yaptığını bizde yaparız. Atalarımız Selçuklular, Osmanlılar, Karahanlılar, Gazneliler, Endülüs Emevileri, hülasa başarı tarihimizin kahramanları nasıl başardılarsa bizde başarabiliriz.

Yeterki, eziklik duygusunu üzerimizden atıp, çalışalım ve Rabbimizden isteyelim.

Hele bugün, küresel kültürün insani değerleri tahrip ettiği bir ortamda İslam’ın ruhunu canlılığınıkoruyacak böylesi manevi eğitim merkezlerine o kadar çok ihtiyacımız varki

Son derece şeffaf, gizlisi saklısı olmayan, görüldüğü gibi olan, olduğu gibi görünen bu müesseseler, bir nebzede olsa, toplumumuzun buönemli ihtiyacını karşılamaya çalışıyorlar. Temelimiz sayılarının artması…

Kendilerinden Allah Razı olsun diyoruz.

YORUM EKLE

banner128