TAHTA

Yaş tahtaya basmamak üzere yaşıyoruz hayatta. Her zaman dikkatli, her an düşünceli ve bir o kadar da ileri görüşlü olarak… Hava, su, toprak ve ateşin ardından tahta nereden çıktı derseniz; valla tahta kafalı insanlar nedeniyle derim. Güzel ilimiz Bolu’da yapılmış, yapılmakta olan ve ilerde yapılacak olan birçok iş var. Ancak ne yazık ki yönetenlerin değişmesiyle ne yapılana saygı var ne yapılmakta olana saygı var ne de yapılacak olana inanç var. Yok kardeşim hiçbiri. Yeni gelen eskiyi eleştiriyor, eskide kalan yeni yapılanı eleştiriyor, bunlar birbirini yerken yapılacak olana da kimse inanamıyor.

Bir çıkmaz sokak gibi adeta şehrin geleceği. Tahta kafalılar ne yaptıklarının farkında değiller. Kazanan kim, kaybeden kim? Kazanılan ne, kaybedilen ne? Hiç düşünülmüyor. Amaç siyaset olunca kim sallar tabi geleceği, “VUR patlasın, ÇAL oynasın.” Başkası düştü mü, çürük tahtaya basmasaydı deriz, kendimiz düşünce,  tahtanın çürük olmasından şikâyet ederiz. Oysa düşene yardım etsek, biz de düşersek bize de yardım etseler fena mı olur? Belli ki oluyor.

Tahtalar çürümeye başladı bile. Dikkatli yürümeliyiz gittiğimiz yolda. Önlemimizi almalı, attığımız her adımda düşünmeliyiz. Çürük tahtaya çivi çakılmaz. Yanlış kişiyle de yola çıkılmaz. Sanıyoruz ki seçilen veya yöneten kişiler vatandaşın iyiliği için uğraşıyor. Ah nerede o günler, ölmeden görsem keşke. Sırtımızı sıvazlayıp sıvazlayıp çürük tahtanın üstüne gönderiyorlar her birimizi. Sonra düşüyoruz ki yardım eden bulamıyoruz bile. Tahta kafalı insanlardan iyilik beklediğimiz yok, kötülüğü uzak olsun yeter. Selametle…

YORUM EKLE