Tayip Erdoğan: “Bolu Bizi Şaşırtınız”


Geçen hafta  Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda  AK PARTİ Genel Başkanı Tayip Erdoğan, partisinin Bolu il kongresi için Bolu’ya geldi.

Öncelikle şunu belirtelim. Tüm siyasi partiler, yasalar çerçevesinde, belirli tarihlerde kongrelerini yapmak zorunda.  Siyaseti az çok ilgi duyanlar bilirler ki, bu kongreler  ilgi ile takip edilir, önemli kararlar alınır; partinin milletvekilleri ve delegeler  söz alıp eski yönetim sorgulanır, bölgenin sorunları dile getirilir, hararetli tartışmalar olur.

 

Ak Partinin il kongresinde ise, önceki dönemde Başbakan düzeyinde, bu dönemde ise Cumhurbaşkanı  düzeyinde katılım  olunca, il kongresi olağan dışı bir kongreye dönüştü. Adeta devlet tüm gücü ileilimize çıkartma yaptı.

 Kongre salonuna girmek ne mümkün? Başbakan Davutoğlu geldiğinde, bir şekilde, içeriye gelme imkanım olmuştu: ama bunca barikatı aşarak salona girmenin mümkün olmayacağını düşünerek, hiç olmazsa, dışardaki gelişmeleri şöyle bir gözlemleyeyim dedim.

Şehrimizde güvenlik olağanüstü idi. Her adım başı polis kaynıyordu. Elbette ki dünyanın en iyi korunması gereken birkaç liderden birisi olan Erdoğan da ancak bu şekilde korunabilirdi Hiçbir şey şansa bırakılamazdı Ve öyle olduğu görüldü. Bolulular, ilk defa, böylesi olan üstü bir güvenliği görüp bu ortamı yaşadılar.

Katılım beklenenin çok üstünde idi. Genelde, bu tür siyasi toplantılara pek ilgi göstermeyen Bolu halkı, bu sefer bilhassa Gerede, Göynük, Dörtdivan gibi ilçe ve köylerden akın akın toplantı mekanına  geldikleri görüldü. Belki de Bolu da böylesi bir kalabalık beklemeyen Erdoğan, “Bolu bizi şaşırttınız” dedi.

  Anlaşılan, biraz zorlayarak ta olsa, engelleri aşarak tekrar il başkanı adayı olan Nurettin Doğanay, bu kararın doğruluğunu ispat edercesine, hiçbir maddi ve manevi fedakarlıktan kaçınmamış. Başta salon dizaynı olmak üzere, her şey dört dörtlüktü diyebilirim.

 Zannediyorum, Genel Başkan ve genel merkezden geçerli not almıştır. Bolu  siyasetinde özgünağırlığı olmadığı düşünülen Dağanay, artık rüştünü ispat ederek, kendi seçtiği ekibiyle bu gücünüherkese  hissettirecektir.

 Kongrede dikkatimi çeken bir şey ise, kongre salonun dışında Erdoğan’ın kısa konuşmasını canlı olarak dinleyen katılımcılar, salonun içersin de yapılan daha geniş konuşmayı, dışardaki ekrandan dinlemeden, ayrılmayı yeğlemeleri oldu. Demek ki insanlar, Erdoğan’ı dinlemekten daha ziyade,bizzat görmek için gelmişler ve kendisini gördükten sonra da toplantı yerinden ayrıldılar.

Böylesi büyük bir ihtişam ve gürültü ile Bolu’dan geçip giden Erdoğan, “bu noktaya nasıl gelebildi” diye düşündüğümde, taa 1998 yılında yazmış olduğum bir yazı da cevabını bulmaya çalıştım.

O günkü yazımda, o günlerde” muhtar bile olamaz” denilen Erdoğan ile ilgili şöyle bir tespitte bulunmuşum.

“Tayip Bey, Belediye Başkanı olduktan sonra Bolu’muza bir konferans için gelmişti. Bolu’ya geldiklerinde, öyle lüx lokantalar yerine, yanılmıyorsam, bir talebe yurdunda talebe çorbası içmeyi tercih etmişti. Çünkü o bir Anadolu çocuğu idi. Bu vasfı ile öne çıkmıştı. Onun yüzünde Ankara’nın soğukluğu değil, Anadolu gülümsemesi  vardı. O halk için Bey, Efendi değil, kısaca Tayipti. Hadi İstanbul onun hizmetini gördü sevdi diyelim. Ya Erzurumlu, Trabzonlu, Antepli, Bolulu kendisinde ne gördü de; bütün Anadolu’da laf dönüp dolaşıp, bu adamı sevgi ifadesine, takdir ifadesine dönüşüyor”?

İşte yaklaşık yirmi sene önce ki tespitim. Bu gün bu tespitim tartışılabilir; ama beğenelim, beğenmeyelim, gelinen nokta bu. ..Öngörümde haklı çıktığım diyebilirim.

Demek ki siyasette başarılı olmak isteyenler, bu toplumun değerlerini, ruh yapısını, hülasa DNA’sını çok iyi analiz etmeleri gerekmektedir. Siyaseti de bu doğrultuda yaparsa ancak başarıyı yakalayabilir.

Tıpkı Erdoğan gibi

Halk bir sevdi mi, çok büyük yanlış yapmadıkça, bu sevgisi devam etmektedir.

Yeniden AK Parti Bolu il Başkanlığına seçilen Nurettin doğanay ve arkadaşlarını kutlar, başarılar dilerim…

YORUM EKLE

banner128