banner133

banner101

22 Kasım 2017 Çarşamba

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ BAZILARINI YORMUŞ ( I )

14 Kasım 2017, 10:51
Bu makale 141 kez okundu
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ BAZILARINI YORMUŞ ( I )
Hasan DİNÇ

Tarihin tanıdığı en eski milletlerden biri de Türklerdir. Bu nedenle Türkler çağdaşı olan diğer milletlere göre çok erken dönemlerde milliyet şuuruna ulaşmışlardır. Erken dönem Hun İmparatorluğu bir tarafa bırakılırsa daha VIII. Yüzyılda milliyet ismiyle Orta Asya da devlet kuran Türkler bu duygunun en zengin yaşandığı dönemin örneğini vermişlerdir. Göktürk devletinin büyük kağanı ve kardeşi Gültigin Türk ismini bayraklaştırdıkları gibi uygulamaları ile günümüz devlet adamlarına da örnek olmuşlardır. Taşa kazıdıkları vasiyetlerinde Bilge Kağan “Ey Türk Milleti” diye seslenirken yaptıklarını da “Az milleti çok, aç milleti tok yaptım. Ey Türk millet bu sözümde bir hilafım var mı?” derken ve “Üstte gök çökmese, altta yağız yer yarılmasa senin ilini ve töreni kim bozabilir”diye milletine güvenini ifade ederken hep bu duyguyu dile getirmiştir.

Aradan zaman geçmiş, Türkler İslâm’a girmiş ve yönünü Orta Doğuya ve Batıya çevirmiştir. Karahanlı’lar, Gazne’liler, selçuklu’lar  kısa ömürlü fakat büyük imparatorluklar kurarak Hindistan’dan İran’a, Mısır’dan Anadolu’ya egemen olmuşlar ve yeni birçok milletle tanışmışlardır. Ancak kalıcı en büyük devletleri kuşkusuz Osmanlı İmparatorluğu olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu dünyanın tanıdığı en büyük ve en uzun ömürlü imparatorluktur. Tümüyle Ortadoğu, Kuzey Afrika, Anadolu, Balkanlar ve Macaristan’a kadar Avrupa, Kırım ve Kafkaslar bu imparatorluğun sınırları içinde kaldı. Ayrı kavim ve dinlerin bir halitası olan bu imparatorluğun esasını din olarak İslâmiyet, kavim olarak Türk’ler oluşturuyordu. Ancak sayısız kavim ve dini bünyesinde barındıran bu imparatorluk doğal olarak bütün din ve kavimlere eşit yaklaşıyor, adaleti bu eşitlik üzerine inşa ediyordu. Hiçbir dinin ve kavmin bir diğerine üstünlüğü söz konusu değildi. Bu anlayış İslâm’ın itikadına da çok uygun düşüyordu. Bu uygulamadan milleti hâkime olan Türk’ler de rahatsız olmuyorlardı.

1789 Fransız ihtilalinden sonra Avrupa bu ihtilalin getirdiği yeni fikirlerden etkilendi ve siyasi şekillenmeler bu etkilenmeyle oluşmaya başladı. Milli devletler İmparatorlukları sallamaya başladı. İmparatorluklar yayılan milliyetçilik dalgalarına karşı tedbirler geliştirmeye çalışsa da bunda pek başarılı olamadılar. Avrupa’daki yayılan bu milliyetçilik dalgasından en fazla etkilenen kuşkusuz Osmanlı İmparatorluğu oldu. Hem bu duygularla hem de Osmanlı’nın tarihi düşmanlarının destek ve teşvikiyle Osmanlı içindeki bazı milletlerin isyanlarıyla karşılaştı. Başta Yunanlılar, Sırplar, Bulgarlar olmak üzere Avrupa’daki Osmanlı topraklarında yaşayan Balkan milletleri isyan ederek istiklâllerini kazandılar. Yayılan bu dalga diğer Hıristiyan topluluklara da sirayet etti. Onlar da Avrupalı büyük devletlerin destekleriyle bir bir imparatorluktan ayrılarak bağımsız milli devletlerini kurdular. Öyleki 1911 yılındaki Balkan savaşlarında Osmanlı Avrupa’daki bütün topraklarını kaybetti. Milyonlarca Müslüman Türk bin bir zorluk ve facia ile yurtlarını terk ederek Anadolu’ya sığındı. Çarlık Rusya’sının Kafkaslara hâkim olmasından sonra oradaki Müslüman Kafkas kavimleri de yine Anadolu’ya sığındı. Anadolu tarihinde yeniden büyük göçlerin ve yerleşimlerin muhatabı oldu.

Birinci Cihan Savaşı sırasında Araplar başta İngilizler olmak üzere Avrupalı büyük devletlerin kışkırtması sonucu İmparatorluğa isyan ederek ayrıldılar. Devletin birliği ve bütünlüğü için kurtarıcı fikir olarak sarıldığı önce Osmanlıcılık sonra da İslâmcılık politikası da iflas etmiş oldu. Ne Osmanlıcılık ne de İslâmcılık beklenilen sonucu vermeyince Türk aydını yeni bir düşüncenin bayrağını yükseltmeye başladı. Daha XIX. Yüz yılın sonunda asırlarca kozası içine gömülmüş Türkçülük düşüncesi hayat bulmaya başlamıştı. XX. Yüz yılın başındaki büyük bozgun ve facialar bu fikrin kozasını delmesine fırsat verdi ve başta gençler olmak üzere aydınların yükselen bayrağı haline geldi. Türk Ocakları yükselen bu bayrağın dinamosu oldu.

İstiklâl savaşı yükselen bu bayrağın altında oluşan birlik, beraberlik ve dayanışma ile zaferle noktalandı. Milli iradenin kazandığı bu zafer milli devletin kurulması ve Cumhuriyetimizin ilanıyla taçlandı. Aynen 1300 sene öncesindeki gibi kurucu milletin adını taşıyan bu yeni devlet ve cumhuriyet asırların gözden kaçırdığı Türk dili, tarihi ve kültürünü temel yaparak dünya siyasetine merhaba dedi. Osmanlı külleri üzerine yeni bir güneş gibi doğan bu yeni devletin temeli böylece Türklük üzerine bina edilmiş oldu.

Not: Konuya devam edilecektir.

 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129