seks hikayeleri escort kayseri escort istanbul altyazılı porno

TÜRKÇÜLÜK, TURANCILIK VE KARŞIT İDEOLOJİLER (2)

Geçen haftaki yazımı bir notla tamamlamış ve notta “Merhum İSMET İNÖNÜ döneminde ATATÜRK’ÜN bu vasiyetinden nasıl bir sapma yaşandığını” yazacağımı ifade ederek bitirmiştim.

Devletimizin ve Cumhuriyetimizin kurucusu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN Türkçülük ve Dış TÜRKLERLE ilgili uygulama ve vasiyetini kısa cümlelerle bir kez daha özetleyerek konumuza girmek istiyorum. ATATÜRK içte, tarih dersinin müfredatını TÜRKÇÜLÜK ülküsüne uygun hale getirmiş ve bilhassa Orta Asya TÜRK TARİHİNE geniş yer ayırarak yeni nesilleri geçmiş atalarıyla buluşturmaya büyük özen göstermiştir. Ayrıca DİL TARİH VE COĞRAFYA Fakültesini kurarak konuyu akademik eğitim seviyesine yükseltmiştir. Bununla birlikte TÜRK TARİH KURUMU ve TÜRK DİL KURUMUNU kurarak uluslar arası boyutta araştırma ve inceleme seviyesine taşımış, TÜRKİYAT ENSTİTÜSÜNÜ kurarak gelişen TÜRKOLOJİ’NİN  ( Türklük Bilimi ) merkezini Ankara’ya taşımaya muvaffak olmuştur.  Dış TÜRKLER konusunda ise vasiyetini kısaca şöyle özetleyebiliriz.

ATATÜRK her milletin bir ülküsü olduğunu ifade ederek TÜRK MİLLETİNİN milli ülküsünün TÜRKÇÜLÜK olduğunu söylemiştir. “Bu ülkü devlet tarafından açık edilmese de millet tarafından yaşanır ve her şey o ülküye göre dizayn edilir” diyerek, devletin Milli Ülküye sadakatini ifade etmiştir. En yoğun şekilde esir Türk topluluklarının ve işgal edilmiş Türk illerinin Sovyet Rusya’da olduğunu vasiyetinde dile getiren ATATÜRK “Sovyet Rusya bizim müttefikimiz ve dostumuzdur. Bu dostluğa ihtiyacımız var. Ancak bu durum oralarda yaşayan soydaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenmemize engel değildir” diyerek politikasının esasını ortaya koymuştur. ATATÜRK  “Sovyet Rusya bugün çok büyük ve güçlü olabilir. Ama yarının ne olacağını kimse kestiremez. Elinde tuttuğu milletler avuçlarından sıyrılabilir. Türkiye böyle bir duruma hazır olmalıdır” diyerek devlet adamlarımızın dikkatini bu noktaya çekmiştir.

Yine ATATÜRK bu hazırlığın nasıl olmasına da dikkat çekmiş ve “Sovyet Rusya yönetiminde dili bir, inancı bir ve özü bir kardeşlerimiz var. Onları arkalamaya ve aramızdaki manevi köprüleri sağlam tutmaya çalışmalıyız. Dil, din. Tarih, gelenek ve folklor birer manevi köprüdür. Bu birlikteliğimizi sağlam tutmaya çalışmalıyız. Bu konuda onlardan bir şey beklemeden, bizim onlara yaklaşmamız gerekmektedir” diye de yol göstermiştir. Ayrıca “Milliyet davası şuursuz ve ölçüsüz yapılmamalı. Bu dava siyasi bir mücadele konusu olmaktan ziyade, şuurlu bir ülkü meselesi olmalı, müspet ilme ve ilmi usullere dayandırılmış bir hedef ve gaye olmalıdır” diyerek son ikazlarını dile getirmiştir. 10 Kasım 1938 tarihine kadar devlet olarak TÜRKÇÜLÜK konusunda devletimizin takip ettiği resmi politikası kısaca böyleydi.

ATATÜRK’ÜN ölümünden sonra cumhurbaşkanlığına seçilen İSMET İNÖNÜ zamanında bu politikada çok önemli değişiklik olmuştur. Önce tarih kitaplarında değişikliğe gidilmiş ve TÜRK TARİHİ çok kısaltılmış yerine YUNAN ve ROMA tarihi konularak TÜRK GENÇLİĞİNİN geçmişle bağı koparılmıştır. Batı kültürünün temelini oluşturduğuna inandığı YUNAN ve ROMA klasiklerini tercüme ettirerek kütüphaneleri bunlarla doldurdu. Türk çocuğu DEDE KORKUT’U öğrenmeden HOMEROS’U bildi. ERGENEKON DESTANINI, GÖÇ DESTANINI okumadan İLYADA’YI okudu. KÜRŞAT’I tanımadan AŞİL’İ bildi. Ardından ATATÜRK’ÜN milli hedeflere ulaşmak için kurdurduğu TÜRKİYAT ENSTİTÜSÜNÜ kapatmış, böylece ülkemizde yeni,  yeni gelişmekte olan TÜRKOLOJİ’Yİ akamete uğratmıştır. Ancak 9 Temmuz 1942 tarihinde başbakan olarak atanan Şükrü Saraçoğlu 5 Ağustos 1942 tarihinde hükümet programını okurken söylediği “ Biz TÜRK’ÜZ, TÜRKÇÜYÜZ ve daima TÜRKÇÜ kalacağız. Bizim için TÜRKÇÜLÜK bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan ve azaltan değil, çoğalan ve çoğaltan TÜRKÇÜYÜZ ve her vakit bu istikamette çalışacağız.” Diyerek hükümetinin bu konudaki politikasını net bir şekilde ortaya koymuştur.

Rahmetli Şükrü Saraçoğlu hükümet programına koyduğu bu görüşüyle Cumhuriyet hükümetleri içinde en TÜRKÇÜ başbakan ve hükümeti de en TÜRKÇÜ hükümet olarak bilinmektedir. Doğal olarak bu yönüyle Cumhurbaşkanı İSMET İNÖNÜ ile çelişki içinde olduğu kısa süre içinde görülecek ve İSMET İNÖNÜ’NÜN 19 Mayıs 1944 tarihinde yaptığı konuşma ile TÜRKÇÜLÜK konusu devletin lanetlediği ve TÜRKÇÜLERİN vatan hain oldukları iç ve dış kamuoyuna duyurulacak, mensupları bir bir tutuklanarak zindanlara atılacaktır. Tarihimizde TABUTLUK tabir edilen bir metre karelik zindan odaları onların meskenleri olacaktır. Başları üzerine asılan bin mumluk ampullerle bazılarının beyni erimiş olan bu masumların çoğu ömürlerini sakat olarak tamamlamışlardır.  Nihal ATSIZ, Prof.Reha Oğuz TÜRKKAN, Fethi TEVETOĞLU, Osman Yüksel SERDENGEÇTİ ve Alpaslan TÜRKEŞ bu zindanlara atılan yakın tarihimizin tanınmış simalarındandır. Fevkalade salahiyetli mahkemelerde yargılanan bu insanların tamamı beraat ederek hürriyetlerine kavuşmuşlardır.

Şimdi buraya İSMET İNÖNÜ’NÜN 19 Mayıs 1044 tarihinde yaptığı konuşmanın ilgili bölümlerini tam metin olara alıyorum. Bu konuşmayı ATATÜRK’ÜN TÜRKÇÜLÜK konusunda yaptığı konuşmalarla ve tespit ettiği devletin resmi politikasıyla mukayese etmenizi,  ATATÜRK ve ATATÜRKÇÜLÜKTEN ilk ve en büyük sapmayı kim ve nasıl uygulamaya koymuş anlaşılmış olacaktır. Konuşmayı yazmadan önce İSMET İNÖNÜ’NÜN İkinci Dünya Harbinin bitmesine yakın zamanlarda açtığı iki büyük savaş dikkatlerden kaçmamıştır. Bunlardan birisi dışta ALMANYA’YA karşı ilân etmiş olduğu savaş; diğeri de içte TÜRKÇÜ ve TÜRKÇÜLÜĞE karşı açtığı savaştır. Bu iki savaş ilânına da SOVYET RUSYA baskısının sebep olduğu zamanın tarihçileri tarafından dile getirilmiştir.

İSMET İNÖNÜNÜN bu konuşmasında TÜRKÇÜLERE IRKÇI ve TÜRKÇÜLÜĞE TURANCI dediği ve onları IRKÇI; TURANCI olarak itham ettiği görülmektedir.  İSMET İNÖNÜ konuşmasına “TURANCILIK fikri, son zamanların zararlı ve hastalıklı gösterisidir”  diye başlamış devamında “TURANCILAR, Türk milletini bütün komşularıyla onulmaz bir surette derhal düşman yapmak için birebir tılsımı bulmuşlardır. Bu kadar şuursuz ve vicdansız fesatçıların tezvirlerine Türk milletinin mukadderatını kaptırmamak için elbette cumhuriyetin, bütün tedbirlerini kullanacağız. Fesatçılar genç çocukları ve saf vatandaşları aldatan fikirlerini millet karşısında açıktan açığa münakaşa edemeyeceğimizi sanmışlardır. Aldanmışlardır ve daha çok aldanacaklardır. IRKÇILAR ve TURANCILAR gizli tedbirler ve teşkillere başvurmuşlardır. Niçin? Kandaşları arasında gizli fesat tertipleriyle fikirleri memlekette yürür mü? Hele doğudan, batıdan ülkeler gizli TURAN cemiyetiyle zapt olunur mu? Türk milletine yalnız belâ ve felâket getirecek olan bu fikirleri yürütmek isteyenlerin Türk milletine hiçbir hizmetleri olmayacağı muhakkaktır. Bu hareketlerden yalnız yabancılar faydalanabilirler. Fesatçılar, yabancılara bilerek mi hizmet ediyorlar? Fesatçıları idare edecek kadar yakından münasebette midirler? Vatandaşlarım! Emin olabilirsiniz ki vatanımızı bu yeni fesatçılara da kudretle müdafaa edeceğiz.”

Konuşmanın konu ile ilgili bölümü burada sona ermektedir. ATATÜRK’ÜN konuşmaları ve takip ettiği resmi politikalarıyla İSMET İNÖNÜ’NÜN konuşması ve politikası ve uygulamaları yukarıya çıkarılmıştır. Sağlıklı düşünen her insan mukayese ederek sonuca ulaşabilir.

YORUM EKLE