Vefatının 96’ncı Yılında İskilipli Atıf Hoca

Bir vakıf merkezin de, bir ara Çorumlular derneği başkanlığını da yürüten Fikret Kısar Bey ve arkadaşları ile sohbet ediyoruz. Fikret Bey aslen Çorum İskilip’ten…

İskilipli olduğunu söyleyen kiminle karşılaşsak, İskilip’le özleşenAtıf Hoca çağrışımı yapar, hatırlanır ve sohbet konusu olur.

Süleyman Hilmi Tunahan (KS) Hazretlerine, tavsiye üzerine, dini tahsil için gelen Hüseyin Gökçen Hocamıza,”evladım nerelisin” diye sorduğunda, “İskilipliyim efendim” der. İskilip ismini duyan Süleyman Efendi İskilipli Atıf hocadan bahseder. Mübarek gözleri yaşlanır, “ halim selim bir insandı, beni ne kadar çok severdi” der vekendisine dönüp“sana Atıf’ın ilmini öğreteceğim” dediğini hatıratında anlatır. Gerçekten Mahrum Hüseyin gökçen Hocamız ülkemizin değişik bölgelerinde resmi vaizlik yapar. Gittiği yerler deçok sevilir, ilgi ve alaka görür.

İskilipli Atıf Hoca ile ilgili, birçok konuda olduğu gibi, maalesef , ikiyebölünüp kutuplaşıyoruz. Ben bu durumu kutuplaşmadan daha ziyade, ortaya çıkan bazı gerçeklere karşı verilen bir tepki olarakgörüyorum. Herkes gerçekleri görebilse bu tür kutuplaşma olmayacaktır.

Nedense, insanlar sadece kendi fikrine uykun olan bilgiyi alıyor, diğer bilgi ve belgeleri görmezdengeliyor.Hâlbuki,fikir sahibi olan bir insan, eğrisi ve doğrusunu araştırıp, gerçeği ortaya koyması lazım. İşte bizgerçeklerikısaca ortaya koyup, hükmü okuyucuya bırakacağız.

Murat Bardakçı ve Sinan Meydan gibi bir kısım tarihçiler İskilipli Atıf Hoca, şapka kanuna muhalefetten değil de,  vatana ihanetten idam edildiğini iddia ederler.

Bu konuda en iddialı tezleri, İskilipli Atıf Hoca Teali- İslam cemiyetinin kurucusu ve yöneticisi olmasıdır.Ve bu cemiyet yönetimi, milli mücadele ve onun önderlerine “haydutlar, kudurmuşlar” gibi ağzı alınmayacak sözler içeren bir ihanet bildirisine imza atmış ve bu bildiriYunan uçakları tarafından Anadolu’nun muhtelif vilayetlerinedağıtılmıştır. Netice de,Atıf Hoca dağıtılan bu ihanet bildiriden dolayı idam edilmiştir diyorlar.

Gerçekten, Teali- İslam cemiyetiböyle bir bildiri yayınlamıştır; hatta daha da öte, Şeyhülislam Dürrizade Abdullah efendi, Haydari zade veMustafa Sabri Efendilerin imzasıile kutsal milli mücadele ve onun önderleri aleyhine yayınlanan fetva ve bildiriler vardır.

Bu akıl dışı fetva ve bildirilerin İngiliz baskıve zorlaması ile yayınlandığını düşünen başta İskilipli Atıf,saidi Nursi, tahril Mevlevi gibi ilim ve fikir adamları 76 müftü ve yazar, bu bildiri ve fetvalara karşı beyanname dağıtarak, İngilizlerin baskı ve tazyiki altında bulunanİstanbul yönetimin fetvalarımuallellerdir! Yani “geçersizdir” demişlerdir.

 Bu sebepledir ki, savaş bitiminde, Lozan’da, Türk ve Yunan heyeti imzalan genel af protokolü ile 1914 ile 1922 yılları arasında ki asker ve siyasi davranışları yüzünden kimse yargılanmayacağı hükme bağlamış, Türkiye sadece 150 kişi bu protokol dışında bırakılarak bu isimleri yurt dışına göndermiş veya yurda girişine izin verilmemiştir. Bu yüz elli kişi arsında İskilipli Atıf hoca yoktur ve kendisi ile ilgilihiçbir takibat söz konusu olmamıştır. Taki, 1925 çıkarılan şapka kanuna kadar…

 1925’de şapka kanunun çıkarılması ile Anadolu’nun muhtelif vilayetlerinde yer yer itirazlar,protestolar ve valiliklere doğru yürüyüşler başlamıştır. Bu gelişmelerin, şapka kanunu çıkmadan önce Atıf Hoca’nın çıkarmış olduğu “ Frenk mukallitliği ve şapka” isimli kitapçıktan kaynattığını düşünen yöneticiler, daha önce Giresun mahkemesinde berat eden Atıf Hoca’nın yakasını bırakmazlar ve Ankara’da tekrar dava açarlar.Savcı kanunundan önce çıkan bir kitap yüzünden ceza vermenin hukuki teemmüllere aykırı olduğunu düşünerek, fazla ceza talep etmez; ama İskilipli atıf hocanın modern yaşam biçimi ile bağdaştıramadığıkılık ve kıyafetini göstererek “kararı yüce mahkemenin takdirinebırakıyorum” der.

Mahkeme zabıtlarından öğreniyoruz ki, Atıf Hoca Mahkeme başkanına,”benim bu kitabı nereyegönderdiğimi ispat edin her türlü cezaya razıyım”der; ispat edilemez.

Mahkeme başkanı “ sen teali cemiyetinde İslamcılık yapmışsın, bildiri dağıtmışsın” diye suçlamaya kalkınca, Atıf Hoca “benim o bildiride imzam yok, onlarla beraber olmadım, onlarla yollarımı ayırdım der ve o zaman yayın hayatında olan 1034 sayılı Vakit gazetesine gönderdiği tekzip metniniheyete sunar.  O metin de, Atıf Hoca cemiyetin yayınladığı bildiriyi asla onaylamadığıaçıkça görülmektedir.

 Mahkeme başkanı bu açık belge karşısında “ bizi çıldırtma, bizbudalamayız da bu sözlere inanalım,bol bol atıyorsun, çıkarın “diye seslenir.

Savcının daha makul ceza istemesine rağmen, İskilipli Atıf Hoca ve arkadaşı Müftü Ali rıza Efendi,temyiz merci filan olmadığı için, o gün idam sehpasına çıkarılır, İbreti âlem için, akşam karanlığına kadar sehpada bekletilip,kimsesizler mezarlığına defin edilirler.Tarih 4 Şubat 1926

Burada, hayatın normal akışı içinde meseleye baktığımızda, İslam-mi Teali cemiyetinin,Atıf hoca gibi, faal üyesi olan Tahir’ül Mevlevi ceza verilmez; ama Teali cemiyeti ile uzaktan yakından hiçbir bağı olmayan İbrahim Ethem ve Müftü Ali Rıza efendi de idam edilirler.

Kısaca izaha çalıştığımız bu gerçekler karşısında, Atıf Hoca ve arkadaşı Müftü Ali rıza efendi neden idam edildiği açıkça görülmektedir.

Bu gün, hala yürürlükte olan şapka kanununa göre herkes, bilhassa devlet erkânı ve öğrencilerin şapka giymesi mecburdur. Avrupa birliğimüzakerelerinde, ceza yasasında şapka kanununu gören Avrupalı hukukçular,”şapka kanuna neden ihtiyaç duyuldu”, diye saf saf sorarlar. Onlar safça sorsalar da, ülkemizin ve yakın tarihimizin gerçeği bu…

Kalın sağalacakla…

Günün sözü:

İnsan sadece ekmekle doymaz. Hakikatli bir söz de gıdadır.

YORUM EKLE

banner128