YAĞMUR

Bolu’ya beklenen kar geçen hafta tam gelmişti ki etkisi uzun sürmedi. Bolu beyaz örtüyle kaplanınca tüm pisliklerin üstü örtüldü diyordum ama kısa sürdü. Yüce Mevlam, pisliğin üstünü örttüğü gibi pisliğin akıp gitmesini de sağlıyor çok şükür. Bunun da yolu yağmur. Karın altında bir müddet ıslanan ve yumuşayan tüm pislikler birkaç gündür devam eden hafif yağmurla birlikte harekete geçiyor. Akıp gidiyor lağıma. Kurtulduk mu peki? Keşke kurtulsak tüm pisliklerden, kötü düşüncelerden, günahlardan ve günahkarlardan… Ama her geçen gün yenilerini türetiyor kalbi kararmışlar, bir yenisini daha ekliyor toplumun en dip köşesine. Sonra onu besleyip büyütüyor. Ona sıfatlar veriyor, el üstünde değil baş üstünde tutup salıyor sokağa. Sosyal medyanın her yerinde görüyoruz bazılarını. Ama ya gerçek hayatın içinde? Sanal alemin o şişirilmiş iyilik meleklerinin gerçek hayattaki rezil, pis, günah dolu yaşantısını gören sadece ben değilimdir eminim.

İnce ince yağan yağmurda dolaşıyorum. İzzet Baysal Caddesi’ni bir baştan bir başa geziyorum. Yağmur bu, hepimiz altında eşit ıslanıyoruz. Hepimizin kaşına, gözüne, kıyafetine ufak dokunuşlar bırakıyor. Ama kimisi lağıma akıp gidiyor, pislik olduğu için; kimisi ise o ince damlacıkların tadına vara vara keyifle dolaşmaya devam ediyor. Sözüm o ki, pisliklere, kalbini karanlık kaplamışlara, günahkarlara ve kötülük türetenlere gaz ve hava gibi maddeler yüklemeyin. Birileri sırf biz onu tanıyoruz, biz onunla anlaşıyoruz diye ne iyi olur ne de pislikten arınır. Her gece karanlığa gömülen şehrimizde yağan karın, yağmurun tüm pislikleri lağıma götürmesini diliyorum. Selametle…

YORUM EKLE