Yeni Bir Yıla Daha Girerken…

Masamızın üzerinde veya duvar da asılı duran takvim yaprakları gün be gün azalırken, takoz gibi duran takvim, artık incelip bitme noktasına geldi ve netice de 2021 yılına veda ediyoruz.

Veda ediyoruz; ama 2021 yılı, tıpkı 2020 yılında olduğu gibi, olmaz dediğimizbirçok şeyi yaşamak zorun da kaldık.

Seyahatler kısıtlandı. Ticarethaneler kapatılırken sokağa çıkma yasağı konuldu. Sosyal yaşamın olmazsa olmazı dostlarla buluşma imkânı zorlaştı. En kötüsü ise birçok yakınımızve dostumuz dünya yolculuğunutamamlarken , son vazife olarak cenaze merasimlerine bile katılmakta zorlandık. Hülasa bu virüs belası hayatımızı altüstetti.

Bu güne baktığımızda, artık bu kötü günler geride kalmış gibi görünse de,2022yılının ne alıp götüreceğini bilmiyoruz. Kılıktan kılığa giren virüs hala hayatımızı tehdit ediyor.

Böylesine bilmezlik içinde yeni yıla girerken, birçok insanımız cılkınca eğlence,sorumsuz ve sınırsız tüketime yönelik bir harcama içinde olduklarınıgözlemlemekteyiz.

Hâlbuki yeni yıl demek, ömrümüzden bir yıl eksiliyor demektir. Bir yıl dahayaşlanarak malum hakikate,değişmeyen akıbete doğru bir adım daha yaklaşıyoruzdemektir.

Meseleye bu açıdan baktığımızda, çılgınca eğlenceye değil de, bir nefsmuhasebesi yapıp, geleceğimiz için planlar yaparak, mukadder olan ölümsonrasına hazırlık gibi, akıllıca davranışlar sergilememizin daha doğru olacağı geçeğini hafızamızdan çıkarmamız gerekiyor.

Ticari hayatta olanlar bilir. Her sene sonu işletmesinin bilançosunu çıkarıp kar zara hesabına bakılır. Gelecek yılların daha iyi olması için“ne yapabilirim” diye işin muhasebesini yapılır.

İnsan da, tıpkı işletme gibi, kendi iç dünyasında dini mana da muhasebe yaparak, iyi kötü işler noktasında kendi kendini hesaba çekmesi gerekir.

Peygamberimizin “ölüm gelmeden önce kendinizi hesaba çekiniz” sözleri de buna işaret etmektedir.

İnsanlık tarihine baktığımız da, bu yeni yıl kutlamalarının bütün topluluklarda bir gelenek haline geldiğini görüyoruz. Tıpkı Türklerin nevruz kutlamaları gibi…

Fakat bura da bir gerçek var ki, bu gün yılbaşı kutlamaları Hristiyan dünyasınınNoel kutlamaları ile iç içe geçmiştir. İslam dünyası için sıkıntı buradadır. Bütün dünya bunu, tıpkı anneler günü, babalar günü gibi bir kültürel faaliyet olarakkutlasa da, bu Noel gerçeğini hatırdan çıkarmamak gerekiyor.

Cumhuriyet döneminde, bu yılbaşı kutlamaları, modernleşmenin bir göstergesiolarak en üst düzeyde kutlandığını, 1935 yılından itibaren de yılbaşının resmi tatil olmasıyla kutlamaların gittikçe yaygınlaştığını ve kitlelere mal olduğunu görmekteyiz.

1960’lı yıllarında, hatırladığım kadarıyla, orman işletmesi, köylülerimize küçük köknar fidanlarını kestirip,kamyonlara yükleyip götürüyordu. Tabi ki, bu fidanların ne yapıldığını bilmiyorduk. Çünkü bizim köyde yılbaşı diye bir kültür, bir gelenek yoktu. Bu gün ise çoluk çocuk her kes yılbaşı kültüründen haberdar. Biz bunukültürel yozlaşma olarak görebiliriz.

Bu yozlaşmanın içinde bir Müslümanın olmaması gerekir. Hele insanıinsanlıktan çıkaran alkol ve uyuşturucu vs cılkınca eğlence ile yapılan yılbaşıkutlaması sadece İslam’da değil, bütün semavi dinlerce de kabul edilemez.

Onun için diyoruz ki, yılbaşı diye alkolün karattığı bir dimağ ile değil de, aydınlıkbir ruhla yeni yıla merhaba diyelim.

Bu duygularla yeni yıl da sağlık, mutluluk ve ağız tadı diliyorum.

Yarınlarınız bu günden güzel olsun!

YORUM EKLE

banner128