banner133

banner101

21 Ekim 2017 Cumartesi

Yeni yuva kuranlara mutluluklarının daim olması dileğiyle

13 Temmuz 2017, 10:51
Bu makale 835 kez okundu
Yeni yuva kuranlara mutluluklarının daim olması dileğiyle
Nafiye Ç. Özdemir

Harıl harıl bir telaş sürüyor… Sıcakların bu kadar arttığı bir zamanda evlenmeyi seçmelerin ardında doğal gaz faturalarıyla dünya evinde gözlerini açmak istemeyişleri mi saklı acaba?

Davetiyeler matbaalardan bir türlü çıkamıyor, eşe dosta mahcubiyet cabası… Aman kimseyi atlamayalım, zamanında davetiyeleri ulaştıralım derken… Nasıl tatile mi çıkmışlar? Öyle ya insanlar yaz tatilleri için sıraya giriyorlar, çoluk çocuk sınav kaygısı sonrası bir oh desinler, bedenimiz d vitamini yüklensin, biraz kafamızı dinleyelim diyerek köyüne, tatil köyüne, yaylasına kaçanların bolca olduğu bir zamanda evlilik heyecanıyla sarılı bir dolu nişanlı perdecisi, mobilyacısı, kiralık ev arayışları ile sıcak demeden heyecanlı hatta gergin bir koşturmacanın içindeler…

Bu arada ebeveynler yani artık nam-ı diğer dünürler de salon tutulmasından, alem ne der diye kuş sütü eksik olmasın dercesine hararetli bir yarış içerisindeler…

Hayatlarında yeni bir evreye girenler nasıl bir sorumluluğa evet dediklerini fark edene dek, çoluk çocuğa da karışıverip bir anda o çocukları askere uğurlar bulurlar kendilerini… Veya işte böyle kimine göre tatlı telaşın içerisinde günlerin nasıl geçiverdiğini anlamadan, evler sessizleşir artık ya bayramlarda ziyaret edilmeyi ümit ederek veya telefonda sesini duysak diye geçmeye başlar ömürler…

Ebeveynler bu telaşı daha çocuklar doğduğunda hayal etmeye başlarlar… çocukları okuyacak, iyi bir kariyer yapacak ve kendilerininkinden daha mutlu bir yuva kuracaklardır, nasipse de ara sıra torunlarını sevecekler ve öylece yaşlanıp, vazifelerini yerine getirebilmişliğin huzuruyla, hayırlısıyla iki gün yatak, üçüncü gün toprak olacaklardır.

Ne denli basit olan yaşamımızı nasıl da çetrefelli hale dönüştürmeye uğraştığımızın farkına varamadan yıllar böyle geçiverir işte.

Bir zamanlar bir büyüğümüzün dediği gibi; insan ömrü mutfakla tuvalet arasında gidip gelirken bitiverir. Ara renklerin değerini bilmek için, duraklamalı ve sadece var olmanın hazzına varmalıyız.

Ya o yeni hayata adım için imza atanlar; muhakkak en az kendi ebeveynleri hatta mümkünse çok daha mutlu olma beklentileri içindedirler… Ailelerinin yanlış gördükleri davranış kalıplarından bir tanesini dahi benimsemeyecekleri üzerine yeminleri bile vardır ki bir süre sonra kendilerini benzer durumlarda benzer tutumlarda buluverirler.

Geleneklere göre, kınalar yakılır, resmi nikah, yapılacaksa düğün ardından imam nikahı derken, bütçeleri el verdiği ölçüde balayına çıkılır…

Dönüş ise standart bir ev hali, temizlenecek ev, bulaşık ve çamaşır makinesini kim boşaltacak tartışmaları, şayet öncesinde çiftler birbirleri ile ilişkilerini, kişiliklerini özgürce yükseltebilme, saygı ve değerler üzerine belli bir seviyeye taşımamışlarsa sudan sebeplerle yükselen seslerle, dirliğin çatırdaması çok mümkün… Aileler ise; ilk zamanlar anlaşmazlıklar olur birbirinizi idare etmeyi öğreneceksiniz zamanla diyerek savuşturmaya çalışırlar…

Bu kısır döngüden ürküp. Evliliğe çekimser bakanlar çoğalıyor görünse de, yine nikah dairelerinde peş peşe nikahlar kıyılmaya devam edilir. Peki adliyelerde boşanma sırası bekleyenlerden, kaçı anlaşmalı tek celsede el sıkışıp ayrılıyor? Kaçı hayatın geri kalanında dost kalabiliyor? Kaçı çocukları, nafakaları ile hayat mücadelesinin farklı boyutlarını deneyimliyor?

Gençlerimiz eski Amerikan rüyası, pembe panjurlu bahçe içinde, mutlu yuvalar hayal etmeyi ne zaman bıraktı? Olmazsa boşanırız biz de diye evlenenlerin sayısı nedir?

Hayatı deneyimlerle zenginleştirmek görenler, girdikleri yolda başarısız olma korkusu içinde olanlar, acaba aileler olarak çocuklarımıza ne yapıyoruz?

Çevrelerine güvenmemeyi öğrenirken, kendilerine güvenmeyi nerede bırakıyorlar?  Niçin hala belli bir yaşa gelip evlenmemişse, evde kaldı gözüyle bakılıyor? Elbette her türlü çevre baskısına rağmen, evlenmemeyi seçenler de giderek artıyor.

Acaba çocuklarımızı koruduğumuzu zannederken, bizler de kendi ebeveynlerimizin düştüğü hataları mı tekrarlıyoruz? Çocuklarımızın ruhsal gelişimlerinde, özgürce seçimlerinde, niçin engel oluşturuyoruz? Bırakalım kendi yollarında düştükçe, kalkmayı öğrensinler. Berelenmeden hayatın öğrenilmesi için, diğerlerinin yaşanmışlıklarından ibret almayı kendileri akıl edebilsinler… Ne denli koruyucu olur, ne denli hata yapmalarının önünde engel olursak, gerçeklerle o denli geç tanışacaklar.

Çocuklar büyür ve yuvadan uçarlar. Bu ille de evlilikle olmayabilir. Kimi şehir veya yurt dışında okumak üzere gider, kimi işine daha kolay ulaşabilmek için, kimi de artık yetişkin ve birey olmak üzere bu yola çıkmaya, yuvadan uçmaya hazır olduğundandır…

Kendi seçimleriyle, sorumluluklarının bilincinde, yoluna her şekilde devam edebilme gücüne sahip çocuklar yetiştirmeye gayret etmeliyiz. Böyle çocuklar yetişkin olduklarında kendilerine benzer eşler seçerek çok daha güçlü aileler oluşturmayı başaracaklardır. Aile kurmak ve çocuk sahibi olmak bir seferlik değil, bir ömürlüktür. Her çiftin bu bilinçle birbirine eş olabilmesini dilerim.

 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129