gaziantep türbanlı escort mobil onay

izmir escort takipci satin al izmir escort pendikescort

YUNAN ADALARI GEZİSİ – 11

      Geçen haftadan devam ediyorum.
       …/.
       Yunan Adaları gezisiyle ilgili yazılarımı çok uzattığımı düşünebilirsiniz. Ancak hem bilgi açısından,  hem de ilginç bulduğum için sizlerle paylaşmayı arzu ettim. Gezi sırasında aldığım notları sizlere iletmezsem eksik iş yapmış gibi hissedeceğim kendimi.
        Daha önce Santorini Adasının sadece ismini biliyordum, burayı gelip görünce nasıl bizim Kapadokya Bölgesi Dünya’da tek ve eşi bulunmaz bir harika ise, Santorini de oluşum bakımından Dünya’da tek. Doğal güzelliği pek yok, ancak Yunanlılarher şeyi değerlendirerek tanıtmışlar. Sadece turizmden milyarlarca dolar gelir elde ediyorlar. Bizim Kapadokya’mızı daha Türklerin çoğu bile bilmiyor ve görmemiş. Bizim ülkemizde öyle güzel tarihi ve doğal güzellikler var ki, hiçbirisinin gereği gibi değerlendirilebildiğini düşünmüyorum.Bu durum, insanın içini acıtıyor.
Santorini bana oluşum bakımından Kapadokya’yı anımsattı, bu mukayeseyi de onun için yaptım. İkisi de yanardağ patlaması sonucu oluşmuş harikalar. Ancak ilk oluşumları bir felaket tabi. Rehberimizin verdiği bilgilere göre, Güney’den  Afrika kıtası, kuzeyden  Avrupa kıtası birbirini alttan itiyor ve bu sıkışmadan dolayı M.Ö. 1628 yılında Dünya’nın en büyük ve en şiddetli patlaması oluyor. Kraterin ağzı kırılıyor ve içine deniz suyu doluyor, deniz suyu ile buluşan lavlar tozla karışık buharlaşmaya neden oluyor ve bu buhar çok büyük bir alana yayılıyor. Aynen düdüklü tencere patlaması gibi, ateşin üzerine kızgın yağ dökmüş gibi, 10 tane atom bombası şiddetinde patlama oluyor. İnsanların kulak zarları patlamış, çoğu yanarak ölmüş, sağ kalabilen çok az insan da yakıcı tozlardan boğularak can vermiş. Hatta 60 gün aralıksız lavlar püskürmüş, 2 yıl güneş ışınları buraya tozdan dolayı ulaşamamış. Tarihe de kül yağmuru, kül kışı ve kül akşamları olarak geçmiş.
Burada yaşayan Minos uygarlığı tamamen yok olmuş. Platon’un bahsettiği kayıp kıtanın burası olduğu söyleniyor. Bu patlama ile Ege Denizi’nde pek çok ada sulara gömülüyor ve pek çok yeni ada oluşuyor. Kim bilir denize gömülen ve kaybolan bu adalarda kaç tane uygarlık vardı? Gelecekte denizin altında yapılacak araştırmalardan bunlar ortaya çıkarılabilir.
Patlamadan 200 yıl sonra Santorini’de yaşam başlamış ve yeni uygarlıklar kurulmuş. 
Dünya’nın oluşumunu, geçirdiği evreleri, insanlık tarihinin yaşadığı acıları ve doğal felaketlerle başına gelenleri öğrendikçe ne kadar çok şeyden habersiz olduğumu görüyorum. Bir de henüz ortaya çıkmayan nice gerçek var.
       Adada su sıkıntısı var. Ancak toprakta bulunan ponza taşının su tutma özelliğinden dolayı nem çok oluyormuş. Nem bulutları üzüm bağlarının ve diğer bitkilerin üzerine çöküyor ve sulama işlevi görüyormuş.
       Bu adanın siyah kumlu plajları çok meşhur. Plaja otobüsle giderken yol boylarınca ağaç gibi kaktüsler gördük. Üzerlerinde sıra sıra dizili kaktüs incirleri vardı. Bu kaktüs incirlerinden reçel yapıyorlarmış.
Santorini’nin bir uçtan uca 60 Km. uzunluğu var. Adada 10 bin kişi yaşıyormuş. Günde de 20 bin turist buraya geliyormuş. 1986 yılına kadar su tankerlerle taşınıyormuş. 1986 yılında deniz suyundan arıtma tesisi kurmuşlar. Çeşmelerden akan sular o yüzden biraz tuzlu akıyor. Elektrik çok büyük bir jeneratörle sağlanıyor. Yanında da havalimanı var, sürekli uçaklar inip kalkıyor, turist taşıyorlar.
       …/.
       Haftaya devam edeceğim.
YORUM EKLE

banner133