YUNAN ADALARI GEZİSİ-12

Hatıra olarak turistik eşya satan dükkanlardan, Santorini’nin arazi şartlarının zorluğu nedeniyle yük taşımada ve turistik amaçlı yolcu taşımada çok kullanılan ve Santorini’nin sembolü olan at ve katırların sevimli oyuncak ve magnetlerinden aldık. Hatta bu eşek ve katırlar o kadar meşhur olmuş ki, bu oyuncak ve magnetlereFreeShoplarda bile rastlamak mümkün.
Santorini’de iki gün kaldıktan sonra gezimizin son durağı Girit Adasına gitmek üzere gemimize bindik. 
Gece gemide yemeklerimizi yiyip, canlı müzik eşliğinde arkadaşlarımızda sohbet ettikten sonra sabah Girit Adası’na vardık.
Bu adada bize Girit’in tek Türkçe bilen  rehberi olduğunu öğrendiğiniz Yorgo eşlik etti. Yorgo, Türkçeye öyle hakim ki, bizim atasözlerimizi, sadece bize özgü, bizim kültürümüze uygun olup yabancıların pek anlayamayacağı espirileri bile biliyor. Anlatımlarını yaparken tam yerine denk getirip, bu espirileri İle bizi sık sık çok güldürdü.
Yorgo’nun Girit hakkında verdiği bilgilere göre, Girit Avrupa’nın en güneyinde yer alıyor, Ada’nın güneyinde de Libya Denizi var. Akdeniz’in de 5. büyük adası. Ada dağlık ve deprem bölgesi olduğundan Jeolojik yapısı nedeniyle 400’den fazla kanyon bulunuyor ve Avrupa’nın en büyük kanyonu burada. Bu kanyonlar da zaten çok güzel bir doğası olan adaya bambaşka bir güzellik katıyor. 25 büyük yayla, 2456 metre yükseklikte 3 büyük dağ var. Bu dağlar kışın Aralık ayından Mart ayına kadar karla kaplı oluyormuş. Deniz seviyesine kar yağmıyormuş tabi ki. En yüksek tepelerde Temmuz ayının sonuna kadar karlar duruyormuş. Dağların adı İda, bizim Kaz Dağlarının eski adı da İda, bu yüzden dikkatimi çekti. Belki de Dünya oluşurken bu dağlar birbirinin devamıydı; Ege denizindeki volkanik patlamalar ve denizin çökmesiyle bu dağlar ayrışmış olabilir.
Girit’te 650 bin kişi yaşıyormuş. Ada’da 4 şehir bulunuyor, en büyük şehir 200 bin nüfuslu liman şehri Heraklion. Ada buradan, yani Heraklion şehrinden idare ediliyormuş. 
Osmanlı’da buraya Gambiya deniyormuş. Ayrıca Kandiye ve Haniya olarak da biliyormuş. Hani bizim Hanya mı, Konya mı diye bir sözümüz var ya, kökeni işte buradan geliyormuş.
1500 köy olan Ada’da nüfusun büyük çoğunluğu köylerde yaşıyormuş. 
Ada’da bol su var ve bu su çok kaliteli bir su imiş. Amerika’da su yarışması yapılıyormuş. Bu yarışmada Girit’teki İda dağından çıkan Zaros marka su madalya almış.
Girit’in yüzölçümü 8200 kilometre kare ve Ada’nın en ince yeri 12 km. imiş. 
Turistik bölgeler genelde denize yakın oluyor, burada da aynı. En çok turist çeken yerler denize yakın yerler. 
Girit çok farklı, kendine özgü çok güzel bir havası var. Rüzgarlı, sıcak, ancak hiçbir zaman aşırı sıcak olmuyormuş. Ada’da 4 iklim yaşanıyormuş. Batısı bol güneşli, rüzgarlı, daha yağışlı ve nemli olduğundan tropikal meyveler oluyormuş. Doğu Girit daha verimsizmiş.
Girit, tarım ve turizmle geçiniyormuş. Üretim tamamen tarıma dayanıyormuş. Başta zeytin, üzüm olmak üzere, kestaneden kiraza herşey yetişiyormuş. Adalılar boş topraktan hiç hoşlanmazlarmış. Gerçekten gezerken gördük hiç boş arazi yok, her yer zeytinlik, bağlık, bahçelik.
Güzel havasının etkisiyle de Ada’nın toprağı çok verimli ve her yerde tarım yapılıyor. Diğer adalara hiç benzemiyor. Tarımsal ürünler vitamin ve mineral bakımından çok zenginmiş. Otlar en sevilen yemek türü. Ot mevsiminde çeşit çeşit otlarla yemekler ve salatalar çok meşhur ve ayrıca ot festivali yapılıyormuş. Ot tüketimi ve mutfak bakımından Dünya çapında ünlüler. Genelde ot, sebze ve bakliyat ağırlıklı besleniyorlarmış. Et az tüketiliyormuş ve et genelde bayram ve özel günlerde yeniyormuş. En çok da keçi ve kuzu eti yerlermiş, bunun yanında tavşan ve salyangoz da yiyorlarmış. Bir de Girit mutfağında baharat kullanılmazmış.
En çok tercih edilen yağ, zeytinyağı. Kişi başı zeytinyağı tüketimi 25 litre İle Dünya’da birinci sıradalar.
YORUM EKLE

banner129