ZİLLET de yok ÇUKUR da yok!

Son günlerde beni ve birçok insanı rahatsız eden bir siyasi üslup tarzı oluştu.

Kırk altı yaşımdayım ve bugüne kadar da birçok seçim gördüm. Bu seçimler içerisinde çok sert geçen rekabetlere de şahit oldum; ancak hiç bu denli ötekileştirme ve hakaretvari üsluba şahit olmadım.  

Yaklaşık on sekiz yıldır da Bolu’muzda Diksiyon Eğitimi dersleri vermekteyim. Eğitimlerimizde diksiyonun önemini vurgulamak için de hep şu cümleyi vurgularım:

“Ne söylediğinizden çok Nasıl söylediğiniz önemlidir.”

Fikirlerin çatıştırılmasında, benim düşüncem senin düşüncenden üstündür atışmalarında “Nasıl” söylediğimiz her zaman “Ne” söylediğimizin önüne geçmiştir. Bu Nasıl söylediğin meselesi asla Ağzına Geleni Söyle, şeklinde değildir. Atasözlerimiz yılların deneyimini yansıtmıştır her zaman. İki dinle bir söyle; söylediğini doğru söyle.

Yine Diksiyon Eğitiminde verdiğim bir “D-K-D” vurgusu vardır. “DÜŞÜN-KONUŞ-DİNLE” Yani her şeyden önce Düşün; yani düşünmeden Konuşma, yani konuştuğunu Dinle. 

Şimdi son günlerde iki tarafın birbirine hakaret edercesine yönelttiği iki kelime gündemdedir. Birisi “Zillet ittifakı” diğeri de “Çukur ittifakı”

Bakalım anlamı nedir bunların.

Zillet: Arapça kökenli bir kelimedir ve “İllet” sözcüğü ile kafiyeli olarak türetilmiştir. Anlamı ise “Aşağılık” şeklindedir.

Çukur: Bildiğim kadarıyla Türkçe kökenli bir sözcüktür. Anlamı ise “Çevresine göre aşağı çökmüş, aşağı olan.” Mecaz anlam olarak da kötü duruma düşmek, pislik anlamları vardır.

Bu iki kullanımın ortak noktası “Aşağı” yani mecaz olarak düşünürsek de “Karşı tarafı küçük düşürmek için kullanılan bir “Aşağılama” anlamı vardır.

Peki bu iki berbat, hakaret içeren kelime hangi kelimelerin yerine kullanılıyor.

“MİLLET” ve “CUMHUR” kelimelerinin yerine.

Bu iki güzel, güzide kelimenin anlamı aynı yani “HALK” anlamındadır. Yani BİZ.

Yıllar önce ters yönde giderken trafik polisi beni durdurdu ve ceza yazı. Benim trafik polisine karşı savunmam şöyleydi:

  1. Öndeki araç gidiyordu, ben de ona uydum. Benim suçum yok memur bey.

Trafik polisinin cevabı tokat gibi geldi bana:

  1. Bak bana genç adam!(o zaman geçtik tabi) Yanlışın peşinden gitmek hiçbir bahane oluşturmaz. Sadece seni uçuruma biraz daha yaklaştırır. Kazanan değil kaybeden olursun!

Sözlerimi bilimsel bir araştırmayla da desteklemek istiyorum. Ülkemizin önemli araştırma şirketlerinden biri olan A&G araştırma kuruluşunun sahibi Adil Gür’ün bir araştırma sonucunu veriyorum.

Araştırmacı Adil Gür; “Seçmenin %72´si siyasetteki bu çirkin ve kavgacı üslubu doğru bulmadığını söylüyor. Siyasetçiler zannediyor ki, bir siyasetçi benim hakkımda ağır bir söz söylendiğinde cevap vermezsem, seçmende sanki ‘altta kaldı, söyleyecek bir lafı yoktu’ zafiyet algısı yaratır endişesiyle hemen anında cevap veriyorlar. Halbuki bu yanlıştır, aslında üslubunu bozmayan, karşısındaki hakaretamiz bile konuşsa bunu yok sayan veya aynı sertlikle değil, daha demokratik bir çerçevede yanıtlayanların seçmen nezdinde puan topladığını düşünüyorum… Araştırmalarımız seçmenin siyasetçilerin sert üslubunu doğru bulmadığını gösteriyor” diyor.

Son olarak siyasilere şunu söylemek isterim. Biz HALK’ız kardeşim. Hiç kimse bize zillet ya da çukur diye bir sıfat kul-la-na-maaaazzzz!

YORUM EKLE

banner129