Nilgün Özerdoğan

Nilgün Özerdoğan

ATATÜRK’ÜN BOLU’YA GELİŞİ-2

Geçen haftadan devam ediyorum.
…/.
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Şavaşı’nın kazanılmasından sonra; ülkenin içinde bulunduğu durumu yakından görmek, halkla görüşmeler yapmak, toplumun değişik kesimlerinden vatandaşların genel ve yerel yönetimlere yönelik şikayetlerini, istek, dilek ve önerilerini ilk ağızdan dinlemek, yeni tesislerin açılışlarını yapmak vb. amaçlarla yurt içi gezilere çıkar. Bu ziyaretler aynı zamanda, yapılan yeniliklerin halka anlatılması, Meclis’in gündemine getirilecek yeni yasa hazırlıklarının halkla tartışılıp görüşülmesi, halkın ilgisinin ve tepkisinin ölçülmesi gibi amaçları da kapsamaktadır.
Atatürk’ün 1934 yılının ikinci yarısında yapılacak yurt gezileri programına, Bolu ziyareti de alınmıştır. Kızılcahamam, Gerede, Reşadiye (Yeniçağa), Bolu, Düzce, Adapazarı, İzmit, İstanbul güzergahıyla yapılacak bu gezi sırasında, Atatürk’ün gündeminde yer alan konuların başında; “Türk Kadınına Milletvekili Seçimlerinde Seçme ve Seçilme Hakkının Verilmesi” ve İstanbul’da “İkinci Türk Dil Kurultayı’nın Toplanması” konuları gelmektedir. Bu gezi sırasında ortaya çıkan ve İngiltere ile Türkiye’yi sıcak savaşın eşiğine kadar getiren önemli bir dış politika sorunu da, Atatürk’ün ve Hükümetin önündeki gündem maddelerine eklenmiştir. Kuşadası-Dipburnu yöresindeki Kanapiçe Koyu’nda yaşanan bir sınır ihlali konusu giderek bir diplomatik ve askeri kriz haline gelmiş, Atatürk’ün Bolu’ya geldiği 17 Temmuz 1934 günü, İngiliz Harp Akademisi’ne bağlı 7 savaş gemisi Kuşadası açıklarına gelerek demirlemiştir. Atatürk, bu gezisi sırasında, Türkiye ile İngiltere’yi sıcak bir savaşın eşiğine getiren “Kuşadası-Kanapice Koyu Krizi”ni de; telefon ve telgraf haberleşmesi yoluyla yönetmektedir…
Atatürk, Bolu ziyaretini de kapsayan gezisi için 16 Temmuz 1934 günü Ankara’dan yola çıkar. Sıcak bir yaz gününün öğlen saatlerinde, yol üzerindeki Kazan Köyü’ne uğranır. Atatürk ve beraberindekiler, Kazan Köyü yakınlarında kısa süreliğine mola verirler. Köylüler, öğrenciler köyün yakınlarındaki yol kıyısında sıralanmış, Atatürk’ün gelişini beklemektedirler. Kalabalık içinden birdenbire sırma işlemeli elbiseli, yağız çehreli bir köylü kadını, Atatürk, Nuri (Conker) emir ve Afet (İnan) Hanım’ın arabalarına yaklaşır:
“-Paşam, hoşgeldiniz, senin için yer hazırladık, ayran yaptık insene” diye seslenir. Atatürk, nezaketle yolculuklarının uzun olduğunu ve her yerde durmalarının mümkün olmadığını anlatır. Aynı zamanda, arabadaki Afet Hanım’a dönerek:
“-Bu kadın kimmiş, sorsana” der. Afet Hanım, Kazan Köyü Muhtarı Satı Kadın’la konuşurken, diğer köylüler de cesaret alarak Atatürk’e yaklaşırlar ve O’nunla sohbete başlarlar. Satı Kadın, 1933 Ekim ayında çıkartılan yasa sonrasında, Kazan Köyü Muhtarı olarak seçilmiştir.
Afet Hanım’ın ifadeleriyle; “…Satı Kadın, Türk köylü kadınının cesur bir sembolü olarak karşımıza çıkmıştı. Yol boyunca onun hakkındaki gözlemlerimizi söylüyorduk. Nuri Conker, Büyük Millet Meclisi’ne üye olarak girebilecek bu yeni aday arkadaşı hakkında şakalı sözler sarf etmekle beraber, Atatürk bu muhtarın ismini ve köyünü kaydetmemi emir vermişti. Daha sonra da Satı Kadın, TBMM’ne seçilecek Ankara milletvekili adayları arasında yer aldı…”
…/.
Haftaya devam edeceğim.

Önceki ve Sonraki Yazılar