Nilgün Özerdoğan

Nilgün Özerdoğan

ATATÜRK’ÜN BOLU’YA GELİŞİ-SON

Geçen haftadan devam ediyorum.
…/.
Atatürk, daha sonra sözü; Bolu Milletvekili İsmail Hakkı (Uzmay) Bey’in kızı , Sosyolog ve Tarihçi Afet (Uzmay-İnan) Hanım’a verir. Afet (İnan) Hanım: “Tarihte kadın, Türk Devletlerinde Kadının Rolü” konulu bilimsel bir konuşma yapar.
Konuşmasında özetle; “… Türk kavimlerinin bilinen en eski tarihlerinde; Hakan’ın yanında ‘Hatun’ kişinin de yer aldığını, resmî kabul törenlerinde her ikisinin de birlikte devleti temsil ettiklerini anlatır. Yurdumuz Anadolu’nun tarihinden de bir örnek olarak; MÖ XIII. yüzyılda, Hitit Hükümdarı Hattuşil ile Mısır Kralı II. Ramses arasında imzalanan anlaşmada, Hattuşil’in mührünün yanında Kraliçe Pudu-Hepa’nın mührünün de olduğunu, bunu kadınların tarihte sahip oldukları siyasi hakların açık örnekleri olduğunu belirtir.
(…) İslamiyetin kabulü sonrasında, XIV. yüzyılda Asya’yı gezen Arap seyyah İbn Batuta’nın, Türk kavimlerinin yaşadığı bölgelerde; Türklerin taht mevkiinde, Hatun kişiye veliaht ve prenslerden önce yer verildiğini kaydettiğini anlatır. İslamiyet öncesi Arap kabilelerinin kültüründe kadının yerinin çok geride olduğunu, bu anlayışın İslamiyet öncesinde kaldığını, Peygamberimizin; bütün kadın ve erkeklerin bilgi sahibi olmasını, okumasını emrettiğini söyler.
(…) 1919-1923 yılları arasında kazanılan askeri başarılarda, Türk kadının önemine değindikten sonra da Cumhuriyet idaresinin Türk kadını ve erkeğine eşit haklar tanımayı hedef tuttuğunu belirtir. 1930 yıllarında kadınların belediye seçimlerine katılmasının, 1933 yılında da köy ve nahiye seçimlerine katılmasının kanunlaştığını, sıranın Milletvekili Seçimlerinde Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkının verilmesine geldiğini ifade eder…”
Cumhurbaşkanı Atatürk, manevi kızı Afet Hanım’ın sözlerini dinler ve başıyla onayladığını belirtir.
1930 Belediye Meclisi seçimlerinde Bolu Belediye Meclis Üyesi seçilen Behire (Bahire) Faik Hanım’a söz verilir. Behire Hanım, Fikir Sofrası’nda yer alanların tümünün ve Atatürk’ün de dikkatini çeken, “Kadınlara siyasi hakların tanınması” konulu etkili bir konuşma yapar. Atatürk, ilgiyle bu konuşmayı dinledikten sonra Behire Hanım’a hitaben; “Behire” adının ne anlama geldiğini sorar. Bolu Kız Sanayi Mektebi’nde (Kız Sanat Enstitüsü) Resim-İş öğretmenliği de yapmış olan Behire Hanım’ın adının sözlük anlamı üzerinde, masada bulunan dil uzmanlarıyla konu tartışılır. Atatürk, Behire-Bahire adlarının yerine, Türkçe kökenli olan ve “süs, nakış, resim” anlamına gelen “Bediz” adını kullanmasını önerir. Hatta bu önerisini bir kağıda yazarak imzalar ve Behire Faik Hanım’a takdim eder. Bu gelişmeler sonrasında, Bolu Belediye Meclis Üyesi Bediz Hanım’ın, TBMM’de görev alması konusu gündeme gelir.
Atatürk; Kadın Hakları ve Türk Dili konusunda cesur konuşmalarına tanık olduğu Behire Hanım’a hitaben:
“-Seninle, Türk kadınının temsilcisi olarak Meclis’te çalışmak isterim.” sözleriyle, Fikir Sofrası’nda yapılan konuşmalar doğrultusunda bir öneride bulunur…
Halkevi’ndeki Fikir Sofrası’na, Bolulu Halk Müziği Sanatçıları; Muallim Fahri, Saffet ve Koca İlyas, Hakkı Saz gibi isimler de katılmıştır. Gecenin ilerleyen saatlerinde, Başbakan (İnönü) Bey’in gönderdiği bir telgraf, Atatürk’e ulaştırılır. Bu acil telgrafta; Kanapiçe Koyu Krizi hakkında Cumhurbaşkanı’ndan talimat istendiği öğrenilir. (Atatürk’ün Bolu’da olduğu 17 Temmuz 1934 günü, Akdeniz İngiliz Harp Filo’suna bağlı 7 savaş gemisi, Kuşadası açıklarına gelerek demirlemiştir.” Bolulu Halk Müziği Sanatçısı Hakkı Saz, bu gelişmeyi, “Bolu Dostadam” gazetesinde yayınlanan röportajında, şu sözlerle anlatıyor:
“… Atatürk’e gelen telgrafta; Akdeniz’de Türk askerleri tarafından, sınırımıza geçen İngiliz zabitlerinin vurularak öldürüldüğü ve işin çok nazik olduğu yazılmış…
Çatık kaşları ile hiç göz kırpmadan teli okuyan cesur Atatürk, arkadaşlarına dönerek şöyle söyledi: ‘Türk askeri vazifesini yapmıştır. İngilizler, ancak ölen zabitlerinin diyetini alabilirler’…”
Atatürk, Milli Mücadele’nin ilk günlerinden itibaren yanında yer alan, Bolu’da yayınladığı “Dertli” gazetesiyle Ankara Hükümeti’ni ve İstiklal Savaşı’nı destekleyen Bolu Milletvekili Mehmet Şükrü (Gülez) Bey’e dönerek, Kadınların Seçme ve Seçilme Hakkı’nın tanınması konusunda ne düşündüğünü sorar.
Bolu Milletvekili Mehmet Şükrü Bey (Gülez) de;
“…Bendeniz de kadının mebus olması fikrindeyim ve sizin yanınızdayız.” sözleriyle desteğini ifade eder.
Atatürk, gece geç saatlere kadar devam eden bu görüşmeler sonrasında, yanında bulunan Dahiliye Vekili Şükrü (Kaya) Bey’e dönerek;
“…Bu mevzuyu Meclis’e götür, kanunlaşmasını temin et, bu vazifeyi sana veriyorum.” der…
17 Temmuz 1934 gecesi Bolu Halkevi’nde düzenlenen “Atatürk’ün Fikir Sofrası”nda, “Kadınların Genel Seçimlere Katılması, Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkı’nın Tanınması” konusunun, TBMM’nin ve Hükümet’in gündemine taşınmasına karar verilmiştir. İlgili yasa hazırlıklarının tamamlanması sonrasında, 5 Aralık 1934 tarihli Meclis oturumunda,
“ Kadınlara Milletvekili Seçme ve Milletvekili Seçilme Hakkı” konulu kanun teklifi, TBMM’ne sunulur. Meclis’te bulunan bütün milletvekillerinin oy birliği ile kabul edilir. 8 Şubat 1935’te yapılan V. Devre TBMM seçimlerinde, 18 kadın milletvekili Meclis’e girmeye hak kazanacaktır. Satı Kadın (Satı Çırpan) Ankara’dan, Bolulu Bediz ( Aydilek-Morova) Hanım Konya’dan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne seçilen ilk kadın milletvekilleri arasında yer alacaktır…”

Elinize sağlık Sayın Ahmet Şerafettin Yamaner Bey. Sayenizde daha önce fazla gündeme gelmeyen Atatürk’ümüzle ve Bolu’muzla ilgili çok güzel bilgiler edindik.

Önceki ve Sonraki Yazılar