BİR HABERİN ANALİZİ

Geçtiğimiz hafta Bolu basınında bence çok önemli bir haber yer aldı. Yine hemen bir gün sonra haberle ilgili yalanlama yazısı okuduk. Haberde bir öğrencinin aynı okulda okuyan dört arkadaşı tarafından darp edilerek yaralandığı, dövülen öğrencinin babası olan binbaşının resmi elbisesi ve arabasıyla okul bahçesine girdiği ve acı bir firen yaparak öfkeli bir şekilde arabadan indiği, bu durumu öğretmen ve öğrencilerin korkuyla izlediği, binbaşının öğretmen ve okul yöneticilerini tehdit ettiği yazılıyordu. Bizim gazetede haberi “Bir binbaşı okul bastı” diye manşete çekerken, yalanlama yazısını ciddiye almadığını hissettirecek şekilde “Binbaşıya herkes iftira etmiş” diye alaycı bir başlıkla yayınlamış.

Gazetemizin sahipleri Sayın Hüseyin Aykan ve Sayın Erhan Beykoz son derece tecrübeli geçmişe sahip oldukları herkes tarafından bilinmektedir. Yine, gerçekten basın tecrübesine inandığım haber editörleri bulunmaktadır. Bu haberin ve yalanlama yazısının bu şekilde yayına sokulmasını, küçük çocukları cinsel taciz nedeniyle yakalanan sapıkları bile isminin baş harfleriyle haberleştirirken haberde adı geçen binbaşıyı adı ve soyadıyla kaydederek haberleştirmesini nasıl gözden kaçırdıklarını hala anlayabilmiş değilim. Meselenin basın ayağını oluşturan kısmını bu şekilde analiz ederken konunun diğer önemli bulduğum yönlerine de ilgililerin dikkatini çekmek isterim.

Bu olayın bence önemli olan ve gözlerden kaçırılan yanı; milli eğitimi, okul yöneticilerini ve öğretmenlerimizi ilgilendiren yanıdır. Okullarda çeteleşmelerin başladığı habere gelen mesajlardan anlaşılmaktadır. Bir öğrenciyi darp ederek hastanelik eden dört öğrenci ile ilgili bir araştırma yapıldı mı? Bu öğrencilerin bulunduğu sınıfların sınıf öğretmenleri ve rehber öğretmenlerin vardığı bir sonuç var mı? Okul müdürü ve diğer yöneticilerin bu konularda bir girişimleri bulunuyor mu? Bu öğrencilerin aile yapıları, sosyal ve ekonomik durumları incelenmiş midir? Bu öğrencilerle ilgili bir disiplin soruşturması ve daha evveliyatı var mıdır? Bu konular bence haberden daha önemlidir. Bence öğretmenlerimizi korkuya düşüren şey binbaşının okul bahçesine resmi elbisesi ile gelerek acı firen yapmasından ziyade öğrencilerin bu çeteleşmelerine yol açan sosyal, ekonomik ve ailevi sebepler olmalıdır. Tespit edilen bu sebepler rapor edilerek ilgili makamlara duyurulmalı ve daha vahim gelişmelere engel olacak çalışmalara başlanılması sağlanmalıdır.

Milli Eğitim Müdürlüğü olay patlak verdikten sonra bir ya da iki müfettiş görevlendirmekle olaydan yakasını sıyıramaz. Ya da sıyırmamalıdır. Okullardaki bu vahim gelişmeleri önceden tespit edecek araştırma ve incelemeleri elindeki uzmanlara yaptırmaları ve gerekli tedbirleri almaları için okul yöneticileri uyarılmalıdır. Sayın valimizin milli eğitim müdürlüğünün böyle bir çalışmasının bulunup bulunmadığından haberdar mıdır? Kendi mahiyetinde ve ona eğitim alanında müşavir olan milli eğitim müdürlüğünün böyle bir girişiminin bulunup bulunmadığından haberdar mıdır? Bu çalışma varsa ne gibi tedbirler geliştirilmiştir. Yoksa neden yapılmadığının hesabını kim verecektir ve bu hesap şimdiye kadar sorulmuş mudur?

Acaba bu yaştaki bir çocuğun babasının mesleğinden dolayı dışlandığı ve darp edildiği incelemeye alınmış mıdır? Sırf babası askerdir diye böyle bir muameleye maruz kalmış bir çocuğun ailesine, annesine, babasına ve onun mesleğine karşı iç dünyasında olan isyan hareketinin harareti bilinmekte midir? Okul idaresinin ve de öğretmenlerin ilk araştırmaları bu yönde olmalıdır. Darp eden öğrencilerin aileleri bu yönden mutlaka incelenmelidir. Binbaşıya karşı ölçüsüz tavır sergileyen herkesin bu tavırlarının güvenlik güçlerimize karşı kin ve nefret dolu kesimleri ne kadar da sevindiklerini gözden kaçırmamaları gerekir.

Bir doktora saldırı olsa toplumla birlikte meslek kuruluşları bu saldırıyı hep birlikte kınıyoruz. Bir öğretmen saldırıya uğrasa aynı şekilde hem toplum hem de mesleki sendika ve kuruluşlar olayı kınamaktadırlar. Peki! Bir polis, asker ve subay saldırıya uğrarsa onların haklarını koruyacak bir kurum var mıdır ve harekete geçmişler midir? Bilinmelidir ki güvenlik güçlerimizin yasal olarak sendikalaşmaları ve dernekleşmeleri mümkün değildir. Bilinmelidir ki onlar sahipsiz de değildir. Onların sahibi bu millettir. Onlar bizi, ülkemizi ve devletimizi iç ve dış her türlü düşmana karşı korumaktadır. Göreve giderken geride bıraktıklarını bize emanet etmektedirler. Şehit olduklarında tabutuna sarılıp ağlamaktan ziyade onların emanetlerine sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir. Geride kalanlarına ve görev icabı aramızda bulunan mensuplarına elbette bu millet sahip çıkacaktır.

Binbaşımıza da söyleyecek birkaç sözüm var. Cephede savaştıklarınızın bir kısım destekçilerinin aramızda da bulunduklarını elbette biliyorsunuz. Bunu haberlere gelen mesajlardan da anlamışsınızdır. Onlara fırsat verecek davranışlardan uzak durunuz. Olaylar karşısında soğukkanlılığınızı koruyunuz. Düşmanlara cephe ve taraftar kazandıracak her davranış onlara imkân tanımak anlamına gelir. Bu millet size de, geride bıraktığınız bütün emanetlerinize de sahip çıkacaktır. Siz rahat olunuz ve görevinize gönül rahatlığı ile devam ediniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar