KADINLAR NE KADAR ÖZGÜR?

Rana Dişa'nın Kaleminden...

 KADINLAR NE KADAR ÖZGÜR?

Ankara'dayken bir komşumuz vardı. Komşumuzun kızı çok küçük yaşta yanlış bir evlilik yapmıştı. Evlenir evlenmez hamile kaldı ama doğacak çocukları bile evliliklerini kurtaramadı. Küçücük yaşta kaynanası, kayınpederi ve kocası tarafından öldüresiye şiddet gören küçük kadın nihayetinde boşandı.

Boşanma sebebi ne olursa olsun, ülkemizde boşanan kadınların kendilerine her zamankinden daha çok dikkat etmesi gerekir ya, o da zorlu bir hayattan kurtulup başka bir zorlu hayatın içine atıldı.

Çocuğunu babasız doğurdu. Erken evlendiği için bitiremediği liseyi dışarıdan bitirmek için okula gitmeye başladı. Dışarıdan derken, gece dersleri alıyordu.

Başörtüsü serbest olduğu için okula başörtülü bir şekilde gidiyordu.

Burada dikkat çekmek istediğim, kızın başörtüsüyle özgürce okula gidebilmesi değildi. Çünkü başörtüsü takmak kendi tercihi değildi. Defalarca aile meclisinde başını açmak istediğini söylese de olumlu karar çıkmadı. Bir kadın, üstelik boşanmış bir kadınsa ve boşandıktan sonra başını açarsa kim bilir etraftakiler ne derdi? Hem onlar aile olarak son derece muhafazakar bir aileydi.

Dolayısıyla, derslere başı kapalı girebilmek onun için özgürlüğü ifade etmiyordu.

O an aklıma Jean-Jacques Rousseau'nun şu sözü geldi.

“İnsanın özgürlüğü; istediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasındadır.”

İşte anlatmak istediğim tam olarak bu.

İnsanların özgürlüğü için atılan adımlar, onları ne kadar özgürleştirir? Ya da atılan bu adımlar gerçekten özgürleştirmek için mi, yoksa planlanan esaretin temellerini daha sağlam atabilmek için midir?

Başörtüsü serbest oldu diye kim bilir başını örtmek istemeyen kaç kız ailesi tarafından başını örtmeye zorlanacak?

Doğduğunda nüfus kağıdına müslüman yazıldığı için müslüman olan insanların, toplam müslümanlar arasındaki payının son derece yüksek olduğu ükemizde, düşüncelerin değil şeklin ön plana çıkmasını uzun zamandır yadırgamıyorum.

Ancak her zaman söylerim.

Müslümanlık, devletin yaptığı anketler sonucu belirlenebilecek bir vasıf değildir. Bakınca anlaşılacak ya da kişilerin kendi beyanıyla tasdiklenecek bir özellik de değildir.

Herhangi biri tarafından kafir olarak isimlendirilmenin normal olduğu günümüzde açıklama yapma gereksinimi duyduğum bir şey daha var. Benim derdim başörtüsüyle değil. Keşke daha önce serbest bırakılsaydı da, kadın bu kadar siyasetin hedefinde olmasaydı.

Demem o ki, kadının özgürlük sınırları başörtüsüne indirgenemez.

Başörtülü kızların okullarda serbest bir şekilde okuyabiliyor olması demek, bu kızların özgür oldukları anlamına gelmez.

İstemedikleri halde aile zoruyla çocuk yaşta evlendirilen kızları, gözünü sapıklık bürümüş insanlar tarafından tecavüz edilen kızları, tecavüz çocuklarını doğrmak zorunda kalan kızları, gidecek yeri olmadığı için gördüğü her türlü şiddete katlanmak zorunda olan kızları özgürleştiremediğiniz müddetçe, başörtülü okuma ya da çalışma hakları için kendinizi parçalamanızın bir önemi yok.

Kadınlara, içinde bulunduğu toplumda güvenle yaşayabilme hakkı vermeden, kendi kararlarını alma hakkı vermeden, “KADIN” değil, “İNSAN” olarak değerlendirilme hakkı vermeden, onlar için attığınızı söylediğiniz adımların hiçbiri bir arpa boyu yol gitmeyecektir.

Bu ülkede karısını, kızını göz zinasından korumak için kapıdan çıkarmayan, pencereden baktırmayan insanlar varken, yoldan çıkacak diye televizyon izlettirmeyen adamlar varken, gözü açılmadan başından savmak için öz kızını babası yaşında adamlara para karşılığı nikahlayan adamlar varken, kimse bana bütün derdimiz kadının daha özgür yaşadığı bir toplum demesin.

Kız ve erkek öğrencilerin aynı sıralarda okumasını, aynı toplu taşım araçlarını kullanmasını uygunsuz bulan insanlar, kadını başörtüsü ile özgürce okuttuktan sonra nerede çalıştırmayı uygun bulacak merak içerisindeyim?

İki cinsi bebeklikten itibaren birbirinden ayrıştırarak toplumdaki ahlaki değerleri iyileştirebileceklerini düşünenler unutmasın ki, bu ayrıştırmadan kaynaklı ortaya çıkan cazibe ile toplum eskisinden çok daha ahlaksız bir hale gelecektir.

 

Ensestin, pedofilinin, taciz ve tecavüzlerin yüksek oranda yaşandığı toplumları incelerseniz ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.

 

Benim tek dedim kadındır. Tek hayalim, kadınla kadının dost olduğu bir toplumda yaşamaktır. Kadının haklı olduğu, her şeye herkes kadar hakkı olduğu bir dünyada yaşamaktır.

 

Kadınlar, elma şekerinin içinden çıkan kurtlar bütün vücudunuzu sarmadan sizin için yapılanları sorgulamanız gerekiyor. En azından birazcık olsun kafa yorun.

 

Umarım başınızı kendi isteğinizle kapatabileceğiniz, istediğiniz adamla evlenebileceğiniz, istediğiniz kadar çocuk doğurabileceğiniz, istediğiniz işi yapabileceğiniz,  ecelinizle ölebileceğiniz, günahlarınızın bedelini herkes gibi Allah’ın karşısında verebileceğiniz bir hayatınız olsun.

Güncelleme Tarihi: 02 Ekim 2014, 20:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128

banner124