Nilgün Özerdoğan

Nilgün Özerdoğan

BOLU’NUN GURURU İSMAİL İLTİR-6


Geçen haftadan devam ediyorum.
…/.
N.Ö.: -Bisikletin senin için bir tutku olduğu aşikar. Bisiklet sporunda yaşantın boyunca sadece madalyalar almakla kalmadın ve yıllarca kürsüden inmedin. Bu spora başka katkıların da oldu, bunlardan da bahseder misin?
İ.İ.: -Bisiklet, benim yaşantımda sadece spor olarak yer almadı. Örneğin her yıl Türkiye Bisikletliler Derneği’nin düzenlediği her 10 Kasım’larda İstanbul’dan Ankara’ya bisikletle gidilen Atatürk’ü Anma etkinliğine katıldım ve Atatürk’ümüze bisikletliler olarak topluca saygı duruşunda bulunduk. Ayrıca Bolu’da Tabiatın Kalbi Bolu Bisiklet Derneği’nin kurulması aşamasında yer aldım. Burada dernek faaliyeti olarak yönetici ve arkadaşlarla beraber çok etkinlikler yaptık.
Milli takıma bisiklet sporu alanında sporcular yetiştirdim. Yetiştirdiğimiz bu sporculardan bazıları da Üniversitemizin Beden Eğitimi bölümünden mezun oldular. Mezun olan gençlerden çoğunu da antrenör olarak kazandırdım. Şu anda bu antrenörler de hem Milli Takımda, hem de Bisiklet Federasyonunun çeşitli kurullarında görevlerini sürdürüyorlar.
N.Ö.:- Sporcu olarak bisiklet sporunu bıraktın, çok şükür sağlığına da kavuştun, tabi ki yaşam da devam ediyor, bundan sonra neler yapmak istiyorsun?
İ.İ.: -Bundan sonraki yaşantıma ailemle ve Boncuk adlı kedimizle devam edeceğim. Bir karavanımız var. Sağlık sorunlarım düzelince ilk işim ailem ve Boncuk’la birlikte karavanımızla bir Avrupa turuna çıkmak oldu. Bu arada Türkiye’nin de bir çok noktasına yine karavanla seyahatler gerçekleştirdik. Bundan sonra da bu gezilere ailece devam edeceğiz.
N.Ö.: -Sen Dünya’nın her yerine sporcu olarak gitmişsin. Bolu’yu bu açıdan nasıl değerlendiriyorsun?
İ.İ.: -Bolu, mevsimsel olarak bisiklet sporu için uygun değil, ancak coğrafya olarak çok iyi konumda. Bunun yanında Bolu’nun merkezinde bisiklete binmek tehlikeli ve riskli. Bisiklet yollarının şeklen olmasına rağmen, hem kullanışsız, elverişsiz ve yanlış konumlandırılmış, hem de bir çok yerde araçlar park etmiş durumda. Bu da bisiklet kullananların yaşamlarını tehlikeye atmakta, bu yüzden de aileler çocuklarının bisiklet kullanmalarından endişe duymaktadırlar. Bu durum, bisikletin yaygın olarak kullanılmasına ve ulaşım aracı olmasına çok büyük engel teşkil etmektedir. Ne yazık ki Bolu’nun yönetici ve idareci konumundaki kişilerin yetersiz ve kifayetsiz olduklarını görüyorum.
N.Ö.: -Kızın Bestegül Hollanda’da yaşıyor. Siz de sık sık Hollanda’ya gidiyorsunuz ve orada bulunuyorsunuz. Türkiye’ye ve Bolu’ya örnek olması açısından Hollanda’daki bisiklet kullanımı nasıl?
İ.İ.: -Bisiklet, Hollanda’da ailelerin bir numaralı taşıtı. Bisikletle yola çıktığınız zaman diğer araçlar, bisiklet kullanana yol veriyor. Trafikte bisiklet kullananın önceliği var. Bisiklet kullanıcıları için trafik lambaları ona göre ayarlanmış. Metro istasyonlarında ve şehir meydanlarında bir çok noktada çok modern bisiklet parkları var. 80 yaşındaki kadınlar çok şık kıyafetleriyle bisiklete biniyorlar. Bisiklete binmek orada bir yaşam biçimi. Hatta Başbakan bile bisikletle geziyor, makam araçları bile bisiklet.
N.Ö.: -Bisiklet tutkusu kızların Bestegül ve Betül’de de var mı?
İ.İ.: -Onlar da bisiklete binmeyi çok seviyorlar. Eşim Ayşegül de çok güzel bisiklete biner ve bisiklete binmeyi çok sever. Bestegül Hollanda’da yaşadığı için bisiklete binmekte hiç sorun yaşamıyor. Betül İstanbul’da üniversitede okuyor. Bizim de Türkiye’de bisiklet yollarının nizami ve bisiklet kullanmaya uygun hale getirmemiz gerekiyor. Şimdi elektrikli bisikletler çıktı. Avrupa’da çok yaygın, özellikle yaşlılar tercih ediyor.
N.Ö.: -Bu arada yaşantının büyük bölümü yurt içi ve yurt dışında yapılan bisiklet yarışmalarıyla geçti. Pek çok unutamadığın anın olmuştur elbette, hatta bunları yazmaya kalksan ortaya kocaman bir kitap da çıkar. Bunlardan ilginç bir anını anlatır mısın?
İ.İ.: -Konya’da yapılan bir yarışma esnasında kaza geçirmiştim. TRT kameranları görüntü almış, o da televizyonda yayınlanmış. Çok da yaralanmamıştım aslında, ama annem babam televizyonda görünce çok üzülmüşler, endişelenmişler. Annem, “Ah oğlum, ah oğlum” diyerek ağlamış.
…/.
Haftaya devam edeceğim.

Önceki ve Sonraki Yazılar