Nilgün Özerdoğan

Nilgün Özerdoğan

BOLU’NUN GURURU İSMAİL İLTİR-SON

Geçen haftadan devam ediyorum.

…/.

N.Ö.: -Sevgili İsmail, Bolu’yu spor açısından nasıl değerlendirirsin, Bolu’da neler olmalı?

İ.İ: -Dikkat ederseniz Bolu’da hep tartışmalar turizm mi, sanayi mi diye yapılıyor. Hepimiz şehrimizin gelişmesini, kalkınmasını ve zenginleşmesini istiyoruz. Kimisi turizme ağırlık verilmeli, kimisi sanayiye ağırlık verilmeli diyor. Aslında Bolu bir spor kentidir, spor kenti olma yolunda da ilerlemelidir. Bolu’nun, geçmişten gelen bir çok spor dalında başarıları vardır, spor etkinlikleri vardır ve spor tesislerimiz vardır. Fakat bunların zamanımıza uyarlanması ve arttırılması gerekir. Uluslarası veya olimpik olarak spor faaliyetlerinin İlimizde gerçekleştirilebilir ve yapılabilir olması gerekir. Yurt dışına baktığımızda, Bolu’da da global anlamda bunların yapılabilir olduğunu görüyoruz. Büyük organizasyonlarla çoklu katılımlar sağlanabilirse, İlimize yüksek oranda katma değer sağlamış oluruz. Bu, Bolu turizmine de büyük katkı sağlar. Bunun bir örneği, Antalya’daki Akra Otel’de yapılmaktadır. Her yıl uluslararası profesyonel 3-4 etaplı yarışmalar organize etmektedirler ve otel yarışmaların tüm masraflarını karşılamaktadır. Buradaki geri dönüşüm 10 yıllık süreyi almakta, ancak onlar bu süreyi seve seve göze almaktadırlar. Aktiviteleri kış sezonunda yapıyorlar, böylelikle otel de atıl kalmıyor

Kayseri’de oteller, kışın kayak, yazın da dağ bisikleti faaliyeti ve bisiklet yarışmaları yapmaktadır. Bunları her yıl düzenli olarak yapıyorlar. Gerçek anlamda karlarının 10 yıl sonrasını düşünerek hareket ediyorlar. Bunlar bir faaliyetin halkaları. Bir alışkanlık oluyor, isim yapıyor ve devamlı bir gelire kavuşuyor. Tabi Kayseri’de havaalanı var, yurt dışından rahatlıkla gelebiliyorlar, ulaşımda mesafeler yok. Avrupa’da bir ülkeden bir ülkeye gitmek, bizde bir ilden bir ile gitmek gibi bir şey. Spordaki başarı ekonomiyle de ilgili, ekonomi iyiyse sporda da başarı oluyor.

N.Ö.: -Evet İsmail, seni çok yordum, ancak senden inanılmaz güzel bilgiler aldım. Bisiklet sporu ile ilgili olarak hiç bilmediğim şeyler öğrendim. Okuyucularımızın da seninle ilgili bilgileri ilgiyle okuduklarını düşünüyorum. Yazı dizimizi bitirirken en son ne söylemek istersin?

İ.İ.: -Spor yaşantım ve yaşantım boyunca dikkat ettiğim tek düstur, Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere söylemiş olduğu “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.” sözlüdür.

N.Ö.: -Evet İsmail, çok teşekkür ediyorum. “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.” derler ya, ben de sevgili eşin Ayşegül’ün senin hakkındaki fikirlerini almak istiyorum. Siz gerçekten örnek bir ailesiniz. Bildiğiniz gibi Ayşegül İltir Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Türk Sanat Müziği Korosunun başarılı şefidir. Sen de bu konserlerde teknik açıdan mükemmel destekler veriyorsun, bunun için de koro adına sana çok teşekkür ediyorum. Bakalım Ayşegül son olarak neler söyleyecek?

A.İ.: -İsmail, ilk evlendiğimiz yıllarda da sürekli yarışmalara katılırdı. Başarının olması için bu şart elbette. İlk kızımız doğduğunda çalışan bir anne olarak bazı zamanlar zorlansam da Allah mekanlarını cennet eylesin kayınvalidem de, annem de çok yardımcı olmuşlardır. Daha sonra yönetici konumuna geçtiği seneler O’nun için zor oldu elbet. Çok aktifken, bisikletten inmezken, bu görev ile kıyafetlerimiz de büyümeye başlamıştı. Zaman insana her şeyi alıştırıyor. Eşim diye söylemiyorum, her şeyi önceden mutlaka araştırır, artısı, eksisi, pratik zekası, dürüstlüğü ve azmi ile burada da layıkı ile çalışmıştır. Sonra büyüklerin rahatsızlıkları, siz de yakından biliyorsunuz, hepimiz adına zorlu bir süreç girince emekli olmayı uygun görmüştü. Evet, o zamanlar çok sevdiği bisikletine binemedi. Hayli zaman geçti. Büyükler vefat ettiler, mekanları cennet olsun. Yavaş yavaş başladı bisikletine binmeye. Ama öyle bizim bildiğimiz gibi değil, bir bakıyorum Akçakoca’dan foto atıyor, öyle uzun zamanda değil. Gittim, geldim, diyor. Allah’ım bir yandan gelinceye kadar benim yüreğim ağzımda. Mudurnu’ya gider, Yeniçağa’ya, Kızılcahamam’a. Kapı açıldı mu, yarabbi şükür. Size anlattığı bir anısı olan ayıyı da bir arkadaşına anlatırken duyunca beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Allah’tan telefonda watshapp üzerinden konumla takipte kalıyordum. Bazen internet çekmez, dağ, tepe nerede kimbilir? Evet, zaman zaman bu uzun mesafeli yollar konusunda kendisine kızsam da, O’nun bisiklet sevdası hiç bitmedi. Müsait olduğunda mutlaka arardı. Zaman zaman destek olmak için ben de gittim yarışlara. Nasıl bizim müzik sevdamız vazgeçilmezse, O’nunki de öyleydi. Yıllarca yaptı bu sporu. Son yıllarda meydana çıkan çarpıntıları sonucu, size de anlattığı operasyonları geçirdi. Tabi bu beni iyice endişelendiriyordu. Doktoru yarışma şeklinde spora katılmamasını, ama yine günde bir buçuk saat gibi bisiklete binmesini tavsiye etti. Tabi İsmail’in biniş şeklini görse, bilemiyorum ne der? Ama eşim maşallah çok bilinçli, tüm tertibatı ile giyinip, kuşanıp öyle biniyordu. Nabız bantı, saati profesyonelce, olması gerektiği . Hayata karşı bakış açısı, vizyonu, adaletliliği, zamanı gönlünce değerlendirmek istemesini, vefalı oluşunu, yaptığı her işe verdiği emeği, tutkusu ve azmi ile çocuklarına ve bir çok kişiye ilham olduğunu, hepsini çok iyi biliyor ve anlıyorum. Katıldığı son yarışmada yaptığı jübile ile aldığı güzel yorumlar hepsini özetliyor. Sadece bizim değil, bu sporu yapan tüm arkadaşlarının da şampiyonu olmuş. O’nunla her zaman gurur duydum.

Önceki ve Sonraki Yazılar