BOLU’NUN GÜZELLİĞİNİ ÇÖPLERLE BOZUYORUZ

    Bolu’nun dillere destan güzellikleri tüm Türkiye’de biliniyor, hatta Dünya’da bile tanınıyor. Şehirden beş dakika uzaklaşsanız, hemen yemyeşil doğanın içinde buluyorsunuz kendinizi.

    İlk önce hemen aklıma geliveren Gölcük, Gölköy, Çakmaklar Çamlığı, At Yaylası, Aladağ gibi doğa harikalarımız Şehir merkezine o kadar yakın ki, bu güzelliklere 15-20 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Buralara giden yollar üzerinde de, ağaçlar altında yemyeşil çayırlı yerlerde oturabiliyorsunuz.

    Çok uzaklara gitmenize gerek yok. Avdan ve Gövem’i Türkiye’nin en zenginleri keşfetmiş, yıllar önce çok güzel villalar yaptırmışlar. Yumrukaya’nın kuzeyinde İlhan Cavcav at çiftliği kurmuş. Şimdi bu at çiftliklerine duyduğuma göre turizm amaçlı devre mülk yapılacakmış. Bu at çiftliğinin yanına da yeni öğrendiğime göre kamp şeklinde çocuklara hem eğitim, hem eğlence amaçlı okul yapılmak üzere arazi alınmış. Zaten Yumrukaya’nın bu bölgesinde, daha önce yapılmış özel mülk villalar mevcut. Galiba yenileri de yapılacak ki, zira etrafı duvarlarla çevrilmiş araziler var çünkü.  Ayrıca bu bölgede ormanın tam içinde çok güzel bir göl var. Bu gölü ben bile yeni gördüm. Çevresi düzenlense, yolu yapılsa turizme açılabilir, doğal güzellikleriyle çok da ilgi çeker bence.

    İki adım ötemizde Elmalık Köyü bir turizm alanı olma yolunda ilerliyor. Elmalık Köyü’nün tam ortasında düz bir alan var, etrafı oval biçimde ormanlarla yükseliyor. Tıpkı bir futbol stadyumu gibi, stadyumun

çok büyüğünü düşünün, etrafı ormanlarla kaplı, ortadaki düzlük alanda inekler otluyor. Etrafında villalar bulunuyor, her mevsim manzaranın görünüşü harika. Eskiden Elmalık Köyü halkı, kesinlikle buradan yabancılara yer satmazlarmış. Ama şimdi üçüncü, dördüncü kuşaklar okuyup İstanbul, Ankara, hatta yurt dışına çıkınca, atalarından kalan yerlerini satmaya başlamışlar. Kimisi de kendi köyüne ev yaptırıp, tatillerde gelip kalıyorlarmış.

     Koru Otel‘in arkasında Yeşilköy isimli adı gibi güzel bir köy var. Burada da inanılmaz manzaralı güzel yerler ve villalar mevcut.

   Elmalık Köyünün girişinde sağ tarafta cennet bahçesi gibi villalar var. Sol tarafa ise zengin Araplara çok lüks villalar yapılıyor. Bu köye her gidişimde yeni villalarla karşılaşıyorum.

    Abant’ı saymıyorum, burası artık başlı başına bir Dünya markası oldu artık. Abant’a gidiş yolu ayrı bir güzellik, Abant’ın kendisi bambaşka güzellik.

    Lakin Bolu’daki bu güzelliklerin kıymetini bilmeyen insanlarımızın etrafa ve her yere çöp atmaları insanı “Bu kadar olmaz!” dedirtiyor. Bu saydığım her yerde ve buralara giden yollar üzerinde çöpler etrafa saçılmış, naylon poşetler rüzgarda uçuşup, ağaç dallarına dolanmış. Bu naylon poşetler doğada yok olmuyor, çevreyi bozuyor. Çöp kokuları ise insanı çileden çıkarıyor.  İçilen metal kutular, bira şişeleri her yere atılmış, bazıları kırılmış, cam parçaları her yerde. Bu kırıklar insanların ayaklarına batabilir, hayvanların patilerini yarabilir.

    Gölcük’e çıkarken sağ tarafta piknik yapılan iki alan var, buraları çöplükten farksız. Aslan yattığı yerden belli olur derler, merak ediyorum bu insanlar yaşadıkları yerlerde ne yapıyorlar?Aslında piknik alanlarını daha iyi korumamız lazım, evimiz gibi temiz bakmamız lazım. Hatta evimizden temiz tutmalıyız ki, buralara bizden sonra başkaları gelip oturacak. Hani evimizi temiz tutmasak sadece bizi ilgilendirir, ama buralar ortak kullanım, hepimizin malı. Nasıl bulmak istiyorsak öyle bırakmalıyız.

   Bu doğal güzellikler içinde, şu sıcaklarda püfür püfür tertemiz havada güzel zaman geçiriyorlar, giderken de ne kadar çöpü varsa bırakıp gidiyorlar. Bu insanlar evlerinde de mi böyle yapıyorlar? Çöplerini poşete koy, yanında götür ve bir çöp bidonuna at, bu kadar zor mu bu?

    Buraya bir de tuvalet yapmışlar. Tuvaleti bir görseniz, pislik diz boyu. Hiç bakmayacaksanız niye yaptınız o zaman? Tuvaleti yapmışlar, bir daha uğramamış yetkililer anlaşılan. Buralara çöp bidonu koymalı ve “Çöplerinizi yerlere atmayın” diye tabela da koymalı. Medeni blr toplumda bunlara gerek yok, ama ne yazık ki insanlarımız çok düşüncesiz.

   Gölcük’e çıkarken Aladağ Villalarının tam altında çok çirkin bir bina yapılıyor. Bu doğal güzelliğin içine bu kocaman ve doğayla hiç uyuşmayan apartman gibi bina hiç yakışmamış. Bu binanın yapımına nasıl izin vermişler anlamıyorum. Her gören yadırgıyor bu çirkin yapıyı. Yapıyorsunuz bari, doğayı bozmayacak bir görüntü olsun. Hani Gölcük’ün içinde çok güzel bir villa var. Bu villa Gölcük’ün simgesi adeta, göl ile tam blr uyum içinde. Bu villa yıkılıp yenisi yapılırken insanlar isyan etmişler ve çalışanların yakasına yapışıp, “Bu güzel binayı niye yıktınız?” diye isyan etmişlerdi. İşte o çirkin apartman yerine böyle ahşap görünümlü şık bir bina yapılamaz mıydı?

    Blr yandan piknik yapanların çevreyi temiz tutmamaları, blr yandan böyle doğayı bozan yapılar insanı isyan ettiriyor.

YORUM EKLE

banner128

banner124