Nilgün Özerdoğan

Nilgün Özerdoğan

BOZULMADIK BİR KURUM KALMADI

2001 yılında Türkiye büyük bir ekonomik kriz yaşadı ve bu krizden en çok bankalar etkilenmişti. 19 Şubat 2001 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sırasında zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasındaki tartışma sırasında Anayasa Kitapçığının fırlatılması sonrası ekonomik kriz patlak vermişti. Ardından 35 banka tarihe karışmıştı. Bu krizle daha önce yapılmaya cesaret edilemeyen yasalar değiştirilmiş, T.C. Merkez Bankası bağımsız hale getirilmiş, bankaların piyasa şartlarına uygun bir şekilde bağımsız çalışmaları için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kurulmuştu. Bu düzenleme neticesi 2-3 yılda, enflasyon ve faizler düşmüş, kurlar dengeye gelmişti. Alınan tedbirlerin meyvelerini de 2002 Kasım ayında iktidara gelen AKP toplamıştı. AKP ilk 8-10 yılda, sağlam temeller üzerine oturmuş Cumhuriyet kurumları ve sağlam ekonomik temeller sayesinde başarılı göründü. Bu arada devleti tanıdılar, yavaş yavaş devletin kılcal damarlarına yerleşmeye başladılar. FETÖ’yü devletin her kurumuna yerleştirdiler. FETÖ din maskesini kullanarak, dış işleri ve iç işleri bakanlıkları, eğitim, ordu, adliye gibi kurumlara züccaciye dükkanına girmiş fil misali kırarak dökerek, sahtekarlıklarla, kumpaslarla, soruları çalarak yerleşti. 15 Temmuz 2016 tarihindeki bir çok soru işareti bulunan ve hala cevabı alınamayan FETÖ darbesi sonrası, AKP de aynen FETÖ’nün yaptıkları gibi devam ediyor. Şimdi bunları FETÖ değil de iktidardakiler yapıyor, hem de daha fütursuzca. Yine sorular çalınıyor, yine hukuk rezaletleri yaşanıyor. FETÖ varken sahte belgeler üretiliyordu, şimdi buna bile gerek duymuyorlar artık. Cumhurun Başkanı, adı üstünde tüm milletin başı sayılan kişi, bakanlar, MHP’nin başındakiler kendilerini eleştirenlere ağzına geleni söylüyor, hakaret ediyor, kadınlara sürtük diyorlar, onlara savcılar hiç bir şey yapmıyor. Ama onlara yapılan en kibar eleştirilere bile tahammül edemiyor, hemen hapse atıyorlar. Sanatçılara, yazarlara, gazetecilere her gün gözdağı veriliyor, konserler tarikatların istekleri ile iptal ediliyor. Türkiye ne hale geldi, koskoca ülkenin hukuk düzeni böyle mi olur? Gerçekten bu güzel ülkede “daha fazlası olmaz, olamaz” dediğimiz her şey oluyor ve hiçbir şey yapılamıyor. Bozulan sadece hukuk düzeni mi? Bunlar Milli Eğitimi de mahvettiler. 20 yılda 19.708 köy okulu kapanmış. Bütün çocukları İmam Hatipli yapmak için yapmadıkları düzenbazlık kalmadı. Sadece Bolu’da 33 okul yeni eğitim ve öğretim yılına başlayamadı. Türkiye çapında kim bilir kaç okul hala tadilatta. Gözümüzün önünde Bolu’da en iyi eğitim veren Sakarya Okulu, 50. Yıl Okulu neredeyse 2 yıldır pencereleri, duvarları sökülmüş halde, çivi çakılmadan öylece duruyor ve dolayısıyla eğitim veremiyor Ama en güzel okullar İmam Hatip okullarına tahsis ediliyor, onlarda tadilat yok. Bu gidişle tüm Türk halkı imam olacak herhalde. Hadi erkekler neyse de, kadınlar imam olamıyorlar, o zaman niye zorla imam hatiplere yönlendiriliyorlar anlamak mümkün değil. Yurt sorunu deseniz akıllara zarar. Koskoca ülke okuyan öğrencilerine kalacak yer yapamıyor, yurt yapamıyor. Ülkemizin yurt yapacak gücü yok mu? Ama dert başka, öğrencileri tarikatlara kim teslim edecek? Tıpkı eskiden adeta okulları işlevsiz hale getirerek, tüm eğitimi FETÖ dersanelerine verdikleri gibi. O dönemde dersaneye gitmeyen iyi bir okulu veya üniversiteyi kazanamıyordu. Ekonomi deseniz tam bir fiyasko. “Her şeyi ben bilirim, ben ekonomistim” diyerek 250-300 yıllık ekonomi biliminin tersine, “Faiz sebep, enflasyon sonuç” inadının sonucu enflasyon %100’ü geçti, kurlar patladı, işçi, memur, emeli, esnaf mahvoldu. Hala aynı inat sürüyor, ülke bata bata gidiyor, halkta alım gücü diye bir şey kalmadı. Hele en son yaşanan Borsa İstanbul’daki keriz silkeleme hareketine bakarsanız, binlerce küçük yatırımcının nasıl soyulduğunu görürsünüz. Borsanın arz talep kurallarına göre düzgün çalıştığını sanıyorduk. Meğer manipülasyoncular milleti soymak için hazırda bekliyorlarmış. Bir de bu sırada Maliye Bakanı Borsayı övüyor, ekonomiyi ne güzel idare ettiklerini ballandıra ballandıra anlatıyordu. Birileri, düşükten banka hisselerini alıp, birden anormal yükseltiler, sonra da bu yüksek fiyattan satıp, milyonlarca lira kar ettiler. Ardından Borsa tekrar anormal düştü, devre kesiciler uygulandı, yine çare olmadı, düşüş devam etti. Bu işleri düzenlemekten sorumlu bakan böyle işlere çanak tutar mı, görülmüş bir şey değil. Borsada bu manipülasyonlara “Keriz silkeleme” deniyor. Dış ilişkilerimiz deseniz, burada da tamamen yanlış politikalar uygulanıyor. Neticesi milyonlarca mülteci ülkemizde yaşıyor. Suriye’ye girecektik, ama öngörüsüzlük, vizyonsuzluk olunca onlar bize girdi. Bolu Caddelerinde Araplardan geçilmiyor. Arap erkekleri kendi kadınlarını peçeli gezdirirken, bizim kadınlarımıza pis pis bakıyorlar. Bozulmayan bir kurum kaldı mı diye bakıyorum, inanın bulamıyorum. Bu böyle gidemez. Değişim zamanı geldi de geçiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar