İlhami Candemir

İlhami Candemir

ÇİVİSİ ÇIKTI

Bu tabirin nereden geldiği, hikayesi önemli değil, asıl olan ne anlama geldiğidir.Çivisi çıktı demek “düzeni bozulmak” demektir.Demokrasiyi özümsemiş uygar ülkelerde bakanlar doğal olarak iktidarın davulunu çalarlar ama İKİSİ HARİÇ. Hariç olan ikisi ise milli savunma bakanı ve iç işleri bakanıdır. Zira bu iki bakanlık, bireylerin can ve mal güvenliğinin korunması ile görevlidirler ve bakanlığın unsurları silahlıdırlar. Silah tehlikelidir ve daima kontrol altında olması gerekir. Bu nedenle bu iki bakanlık siyaset dışıdır ve olması gereken de budur. Peki bizde durum böyle midir ?tabii ki hayır. OLANLARA bakarak “tabii ki hayır” diyorum. OLANLAR neymiş bir bakalım; Yaşım gereği yaşayarak hatırlıyorum, 1960 öncesi de demokrasinin çivisi çıkmıştı da siyaseten OLANLAR (askeri darbe) olmuştu.Şimdi olur mu? hayır, zira Türk Ordusunun, demokrasi içindeki konumunu bildiğini ve herhangi bir olumsuzluk olduğunda demokrasinin, demokratik kurallar içinde kendi kendisini onaracağına inandığını ve dolayısı ile siyasetin dışında olduğunu görüyorum. Siyaset dışı olması gereken iç işleri bakanlığı ve özellikle sayın bakan ise maalesef adeta geçmişten gelen siyasi kimliğini hala devam ettirmektedir. Örneğin İç İşleri bakanlığının emrinde bulunan Polis Akademisinin diploma töreninde AKP nin seçim şarkısı çalınıp seslendirilmesi bunun bir kanıtıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü de(EGM) basın açıklaması ile iktidarın “Türkiye Yüzyılı” sloganını alıntılayıp “Türkiye Yüzyılı” için yolumuza devam edeceğiz diyerek siyaseten iç işleri bakanının yanında olduklarını deklare etmiştir. Ve ayrıca Jandarmanın da bu iç işleri bakanlığına bağlanması da çok düşündürücüdür. Ortaya koyduğum bu tablo karşısında demokrasi açısından endişelenmemek mümkün değildir. Kolluk ne kadar tarafsız olursa olsun bu uygulamalarla kolluğun tarafsızlığı ilkesine ŞÜPHE YÜKLENMİŞTİR. Bu yük çok ağırdır. Şöyle ağırdır; Çok eski bir hikaye, koğuşta, yüzbaşı gelen mektupların içindeki paraların bir kısmını alıyor(çalıyor da diyebiliriz)diye bir dedi-kodu yayılmış, yani yüzbaşı ŞÜPHE altında. Mehmet kimsesiz, yüzbaşı durumunu bildiği için “oğlum Mehmet ben komşun(isim yok)sana bu mektubun içinde bir miktar harçlık gönderiyorum,kendine iyi bak” diye bir mektup yazıp içine de yirmi lira koymuş ve “ Mehmet mektubun var” diyerek vermiş. Mektubu alan Mehmet hemen dışarıya çıkarak pencerenin altında mektubu açıp yirmi lirayı aldıktan sonra kendi kendine” bu otuz liradır ama yüzbaşı on lirasını almıştır” diye söylenmiş. Neden böyle diyor derseniz yüzbaşı ne kadar insaniyetli davranırsa davransın ŞÜPHENİN ağır yükü altındadır. Şüphe her yerde ve her zaman ağır bir yüktür. KOLLUĞA , ne kadar tarafsız ve iyi niyetli olursa olsun “taraflıdır” ŞÜPHASENİ yüklerseniz o kurum bundan büyük yara alır. Bu ÜÇ olay –birisi Polis Akademisi olayı diğeri EMG nün basın açıklaması ve üçüncüsü ise jandarmanın iç işleri bakanlığına bağlanması olayı- nedeniyle ülkem adına çok ENDİŞELENİYORUM. Endişe insanın HUZURUNU bozan içsel bir oluşumdur. Milletin huzurunun temini için and içmiş olan beyler bunu bize yaşatmayın. Devam edelim; Bu gün tarafsız ve bağımsız olması gereken YARGININ da tartışmaların ve şikayetlerin odağında olduğunu görüyoruz.Bu nedenlerle DEMOKRASİNİN ÇİVİSİ ÇIKTI dememek elde değil.Çivisi çıkmış demokrasinin ancak demokrasiyi içselleştirmiş olanlar tarafından fabrika ayarına getirileceğine inanıyorum ve ülkem adına inanmak istiyorum.

Sayın okurlar sadece demokrasinin çivisi çıkmadı, olağan yaşantımızın da çivisi çıktı. Yol kenarında metruk bir ahırım var, göçerek görüntü kirliliğine neden olmaması için biraz destek istiyor. Bir aydır usta bulamıyorum.Kahvehaneler dolu ama işe giden yok.Nihayet bir usta buldum,ahıra baktı,tamam yaparım dedi, yevmiye olarak ne istiyorsun dedim, 600 Tl. deyince inanamadım,tekrar sordum aynı cevabı aldım. Biraz pazarlık yapmak istedim,Nuh dedi Peygamber demedi. Tabi bir aydır usta arayıp da bulamayınca 600 Tl.yevmiye talebine esir oldum,kabul ettikten sonra bir işçinin gündeliği 600 Tl,sadece demokrasinin değil yaşantımızın da çivisi çıkmış” dedim.Neyse ki iki günde bitirdi de 1200 TL ile yırttık.

Sayın okurlar yazımı bağlamadan önce bir-iki anektodu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dün ulusal basında gördüm.Almanya’da bir belediye başkanı Türk asıllı eşine ballı bir iş ayarlamış. Referandumla belediye başkanına koltuğunu terk ettirdiler.İyi mi? Darısı başımıza.

İç işleri bakanımız bir haftada BEŞ BİN uyuşturucu kullanıcısı ve tedarikçisi yakaladık dediler.Hiç kimse bu ürkütücü tablonun oluşumuna 20 yıldır alkole yapılan astronomik zamların neden olduğunu dile getirmiyor iyi mi?

AKP,MHP nin de desteğini alarak yeni anayasa değişikliği için siyasi partileri kapı kapı ziyaret ediyor.Nedir bu anayasanın bizlerden çektiği,20 yılda ondan fazla değişikliğe uğradı ve Türkiye’yi rejim değişikliğine kadar götürdü.Hemen hemen gün yok ki herhangi bir nedenle meydanlarda toplanan ve yürüyüş yapmak isteyenler biber gazına polis-jandarma copuna muhatap olmasın.Oysa ki Anayasanın 34.maddesinde “herkes,önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” deniliyor. Bu günkü haberlerde izledim, haklarını arama anlamında AYM önüne gelen öğretmenler gözaltına alınmışlar(Öğretmenler silahlı! iseler tabi o zaman bir diyeceğim yok)Eeee anayasanın 34.maddesi orada durduğu halde bu gözaltılar neyin nesi.O zaman ben de derim ki uyulmadığına göre anayasa değişikliğine ne gerek var.

Bütçeye katkısının artırılması için ormanlardaki üretim artırılacakmış.Yani bankadaki paranın faizi ihtiyaçları karşılamaya yetmediği için ana paradan da harcamalara başlanacakmış. Efendiler,bu bankadaki paranın yok olmasının başlangıcıdır.Kararınızı bir kez daha gözden geçirin derim.

Bu gün on kasım. Atamızın vefatının 84. “kara gün” dönümü.Ruhu şad , mekanı cennet olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar