Muharrem Demirel

Muharrem Demirel

Derdim Çoktur Hangisine Yanayım

Mustafa Nuri Gürsoy Hocam ile beraber Kent Konseyi İrtibat Bürosunun bahçesinde oturuyoruz.
Bir beyefendi geldi yanımıza, yanında da bir hanım, eşi imiş. Bahçede fotoğraf çektirmek için izin istediler.
Çay içmeye davet ettim, Avustralya’dan geliyorlarmış, Bolumuzu tavsiye etmişler, ‘Cenneti görün’ demişler.
Yine bahçedeyiz, Hayrettin Pulatlı Ağabeyim, Sayın Hüseyin Kayalıoğlu ve Hacı İsmail Gündüz ile beraberiz. İki orta yaşlı, bir de genç bir hanım geldiler, kütük evi arkalarına alarak fotoğraf çektirdiler.
Çağırdım, ‘Buyurun bir çayımızı için’
Genç kızımız doktormuş, Bolumuza yeni atanmış, yanındakiler ise teyzeleri… Söyledikleri şu’ Ne güzel bir şehirde yaşıyorsunuz, merkezi de çevresi de yemyeşil, kıymetini bilin’
***
Bolumuz, Ankara ile İstanbul gibi iki büyük şehrin ortasında, Ankara’ya, 1,5 saat, İstanbul’a 2,5 saat.
Abant, Yedigöller, Gölcük gibi tabiat harikaları var, kaplıcalarından şifalı su fışkırıyor.
Dört bir yanı yemyeşil ormanlar ile çevrilmiş, ormanlar arasında masmavi irili ufaklı gölleri Yaradan bizlere bahşetmiş.
Orhan Veli’ ye YOL TÜRKÜLERİ şiirinde ‘Bu dağlardan geçmedinse, soğuk sularından içmedinse yaşadım deme ahbap’ diye söyletmiş. Köroğlu ve arkadaşlarından bahsetmiş, ‘iyi değerlendirin’ demeye getirmiş.
***
Verimli topraklarımız var, ormanlarımızdan şehrimize doğru yayılan çam ağacı kokularımız var, akan sularımızda…
Topraklarımızın üstü zengin, altı da. Hisar Tepesi, Karga Tepesi altında yatan çıkarılmayı bekleyen tarihi zenginliklerimizde var.
Sezon başı kampı için, yurt içinden ve yurt dışından gelecek takımları cezbeden uygun hava şartlarımız var.
Tarihi dokuya sahip Mudurnu’muz, Göynük’ümüz Akşemseddin Efendimiz var, Kıbrısçık’ da Seben’de, ’Yahu bir el atın’ diye bekleyen zenginliklerimizin yanında, Gerede’mizde Esentepe’miz var.
Yeniçağa’ da anlatılamamış Kuş Cennetimiz, hak ettiği değeri bulamamış Şair Dertlimiz var.
Var da var, var da var!
Ama
Pir Sultan Abdal’ın ‘Derdim çoktur hangisine yanayım’ dediği gibi dertlerimiz de…
***
Abant Gölü çekiliyor, Yedigöller, Gölcük insan yoğunluğunu kaldıramıyor, doğa can çekişiyor; anlamazdan geliyoruz.
O muhteşem ormanlarımızdaki ağaçlarının kesimi 2.5 milyon metreküpe varmış, para uğruna KÖRmüyoruz.
O ormanlardan mis gibi kokular gelmiyor, tavuk gübrelerinin kokusu yayılıyor Bolumuzun dört bir yanına.
O verimli topraklara sahip insanlar, sebze meyve değil, iki üç daire karşılığında yüksek yüksek binalar yetiştiriyorlar tarlalarında.
Pek çok rahatsızlığa iyi gelen, ancak şimdi kendisi şifa bekleyen fi tarihinde yapılmış kaplıcalarımızın hali ise içler acısı.
Yüzlerce kümes ve içindeki milyonlarca tavuğun su ihtiyacı için yer altı su kaynaklarının plansızca tüketilmesi ise yarınlara gönül sancısı.
***
Ya Köroğlu? Hani Türki Cumhuriyetlerinin, Balkan ülkelerinin, Sivas’ın, Erzincan’ın bizim dediği...
Ne güzeldi, Sayın Alaaddin Yılmaz’ın Türk Cumhuriyetlerinin başkenti yapmak hayali ile başlattığı Köroğlu Anıt Projesi.
Ufku dar insanlar bu projeyi anlayamadılar, iki üç ağaç dikip Millet Parkı ile bizleri uyutmaya kalktılar, bu projeye KÖR oğlu oldular.
İşin komiği, Köroğlu Anıt Projesini yapmak için yola çıkanlar bile, Karaçayır Mahallesinde bulunan Bolu Beylerinden Musa Paşa Oğlu Mehmet Bey’in mezarını bina uğruna ortadan kaldırdılar. Bolu Beyi olmadan Köroğlu’nun eksik kalacağını kavrayamadılar.
***
Dışarıdan gelenler,’ Cennet’ de yaşıyorsunuz’ diyorlar. Doğru da diyorlar.
Ama
Biz uykuda yaşıyoruz, kadir kıymet bilmiyor, bu güzellikleri heba ediyoruz. Ne spor ne inanç ne yayla ne termal ne tarih turizminde bir adım öteye gidemiyor, masallar dinleyerek günlerimizi geçiriyoruz.
Hey güzel Allah’ım!
Bize her türlü zenginliğini vermişsin, bu verdiklerinin kıymetini anlayacak, ufuk enginliği, akıl zenginliği vermemişsin.
Kapın açıktır, eksikliklerimizi gideriver, onları da veriver Yarabbi
Amiiinnnn!

Önceki ve Sonraki Yazılar