FİYATLAR ARZ VE TALEBE GÖRE OLUŞUR

Hiçbir ekonomide fiyatları emirle ve yasalarla oluşturamazsınız. Bu nehirleri tersine akıtmak gibi bir şeydir. Hani derler ya, “ Su akar, yatağını bulur.” diye, aynen böyle fiyatlar da bir şekilde yapılan üretimle malın azlığı veya çokluğu, yani arz miktarı, buna karşılık insanların o mala talebi bir yerde kesişir ve bu noktada fiyatlar belirlenir. Bir başka deyişle üretim ve tüketim miktarlarının buluştuğu noktada fiyatlar ortaya çıkar.

Siz tutar baskıyla fiyatları aşağıya çekmeye çalışırsanız karaborsa hortlar, kuyruklar oluşur. Türkiye bu manzaraları yağ ve tüp kuyruklarıyla çok yaşadı.

Şimdi de işbaşındakiler, olur olmaz her konuda ekonominin çarklarına çomak sokuyorlar. Her yaptıkları iş ters tepiyor. Çünkü iş bilmez, ekonomiden anlamaz kadrolar iş başında. İnanın hiç bir şey yapmasalar, ekonomiyi kendi haline bıraksalar, her şey bugünden çok daha güzel olurdu.

Bakın sigara ve içkide aşırı vergi uygulayarak fiyatları çok yükselttiler. Akılları sıra sigara ve içki tüketimini azaltacaklar. Ama yapılan istatistiklerde sigara ve içki tüketimi azalmadığı gibi, artmış bile. Fiyatların çok yükselmesi kaçak sigara ve evde yapılan sahte içkileri teşvik etti. Bundan hem devlet vergi kaybediyor, hem de kaçak içki yüzünden insanlarımız gözlerini kaybediyor, hatta ölüyorlar. Halbuki eğitim yoluyla sigara ve içkinin zararlarını anlatsalar ve fiyatları makul düzeye çekseler ne vergi kaybı olur, ne de insanlarımız ölür.

Yıllarca doları düşük tutacağız diye döviz rezervlerini erittiler, hatta eksiye düşürdüler. Tarım bu yüzden bitti. Dolar ucuz olunca tarım ithalatı patladı, dışarıdan Türkiye’ye ucuz tarım ürünleri girdi. Çiftçilerimizin yüksek maliyetlerle ürünleri ellerinde kaldı, satamadılar. Çiftçilerimiz üretimden vazgeçtiler. Son yıllarda dolar yükseldikçe fiyatlar uçtu, pahalılık arttı. 5 liranın, 10 liranın altında sebze, meyve kalmadı. Tarımda dengeleri altüst ettiler. Bu yüzden patatesi bir yıl 10 liradan, ertesi sene 1,5 liradan yiyoruz.

Ekonomi iyi gidiyor havası vermek için T. C. Merkez Bankası rezervinin 128 milyar dolarını 33 ayda erittiler. Doları düşük tuttular, faizleri suni olarak düşürdüler. Kaynaklar sınırsız değil ki, eldekiler tükenince ve yabancılar bu güvensiz, hukukun işlemediği yasa tanımaz ortamda Türkiye’den kaçtılar. Dolar ve faizin füze gibi çıkışı kaçınılmaz oldu. Sistem arz talep kuralına göre işlese dengeler bir müddet sonra yerine gelir. Örneğin bir malın fiyatı çok artsa, üreticiler para kazanacağız diye o malı üretirler, piyasaya çok mal çıkınca fiyatlar ucuzlar. Bundan hem üretici kazanır, hem de tüketici kazanır. Ekonominin  kendi kuralları içinde çarkları işledikçe güven artar, güven arttıkça da ekonomi büyür, insanların alım gücü artar, zenginleşiriz.

Faizleri emirle düşürdüler. İnsanlar aptal değil ki, baktılar paraları enflasyon karşısında eriyor, Türk parası değer kaybediyor, hiç değilse paramın değerini koruyayım diyerek döviz almaya başladılar. Ne kadar dolarları bozdurun deseler de Bankalardaki döviz hesapları artmaya devam etti, hala da artmaya devam ediyor.

Bedelli askerliği çıkardılar, para topladılar.  İmar barışı diyerek çürük binalara olur verdiler, para topladılar. Vergi barışı çıkarıp, para topladılar. Cumhuriyetin yoklukla oluşturduğu Etibank, Sümerbank, Tekel, Türkiye Elektrik Kurumu, şeker fabrikaları gibi altın değerindeki kuruluşlarımızı sattılar, para topladılar. Şimdi de kıymetli devlet arazilerini satıyorlar. Basından duyduğumuza göre altın rezervleri de erimeye başlamış. Ayrıca T.C. Merkez Bankası devamlı para basıyor. Yine de yetmedi, başka nereden para buluruz diye düşünüyorlar. Üretime yönelik bir tek yatırım yok.

Dengeleri böyle bozarsanız, güveni böyle yıkarsanız ekonomi içinden çıkılmaz hale gelir. Bir tarafı yapayım derken, diğer tarafı bozarsınız. Bugün yaşadıklarımız aynen budur.

Ekonomide emir komuta zinciri çalışmaz. Bunu, yokuş aşağı freni patlamış kamyon gibi giderken uçuruma yuvarlanınca acı biçimde hep beraber göreceğiz.

YORUM EKLE

banner128

banner124