Nilgün Özerdoğan

Nilgün Özerdoğan

HASAN BÜLBÜL’ÜN KALEMİNDEN “KURTULUŞ SAVAŞINDA BOLU”-2

Geçen haftadan devam ediyorum.

   …/.

   Mondros Mütarekesinin 7. Maddesi aynen şöyle idi. Müttefikler güvenliklerini tehdit edecek durum olduğunda herhangi strateji noktasını işgal hakkına sahip olacaklardı. Bu madde bütün Anadolu’nun işgali için tuzak bir madde idi. Gerektiğinde kendi durumlarına uyan mühim noktalarda ajanları ile kargaşalıklar çıkarttırıyorlar ve bilahare bu maddeye istinaden o bölgeyi işgal ediyorlardı. Böylece Türk’ün 600 sene kanı ve canı pahasına kurduğu ve koruduğu vatan toprakları bir bir elden gidiyordu. Bu durumun yarattığı ilk şaşkınlıklardan sonra bütün yurtta REDDİ İLHAK ve MÜDAFAİ HUKUK cemiyetleri kurulmaya  başladı. Bu cemiyetlerin ortak amaçları kendi bölgelerini düşmandan korumak ve kurtarmaktı. Fakat vatanın bütünü için ne yapılacaktı? Bütün vatan ve millet için birleştirici bir lidere ihtiyaç vardı. Bu ihtiyacın temininde de Tanrı’nın bir lütfu Türk’ün yüzünü güldürdü. Şöyle ki, Anadolu’daki bu direniş ileride büyük boyutlara ulaşır endişesi ile, giderilmesini bilhassa İngilizler istediler ve Saray’ı asayişin temini için sıkıştırdılar. Padişah da bu hususu temin için en uygun vasıfta bulduğu Mustafa Kemal Paşa’yı 16 Mayıs 1919’da Bandırma Gemisi ile Samsun’a gönderdi. Paşa 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastı ve böylece yukarıda arzettiğim lider bulunmuş oldu.

   Yunanlıların 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’i işgali sırasında ilk kurşunu atan büyük insan ve aziz şehit Hasan Tahsin ile başlayan büyük direniş, büyük Atatürk’ün önderliğinde örgütlenen Müdafaai Hukuk Cemiyetleri çalışmaları ve büyük zorluklarla kurulan Milli Ordumuzun 3 sene süren çetin uğraşıları neticesinde 26 Ağustos 1922 günü, gün ağarırken topçu ateşi ile başlayan büyük taarruzun şu anda ikinci günü akşamındayız. 1. günü Fahrettin Altay komutasındaki süvari kolordusu Afyon’un güneyindeki Sandıklı’nın batısından sarp Ahır dağlarını aşarak 3 tümeni ile bu dağın kuzeyinde toplanmışsa da cepheden yapılan taarruzlarla Afyon cephesi yarılamamış ve bazı mühim tepeler zaptedilememişti.

    27 Ağustos 1922, yani 68 sene evvel bugün şiddetli muharebeler neticesi Tınaztepe, Çiğiltepe de zaptedilerek Afyon cephesi yarıldı. Yunanlı, Sincanlı Ovasına döküldü. Afyon’u işgal edip düşmandan temizledik. Süvarileriniz de düşmanın çekilme hatlarını tamamen kapattılar. İşte 30 Ağustos 1922’de vuku bulan Başkumandanlık meydan muharebesi ki, Yunan’ın 40 veya 50 bin kişilik 5 tümeninin esir veya imha edildiği büyük günün planlandığı gün ve saatlerdeyiz şimdi. Şu anda askerimiz, kumandanlarımız ve büyüklerimiz yorgun ve fakat ümit dolu duygularla mutlu bir hazırlık içindeler.

   Arzettiğim bu genel durum içinde Bolu tümeninin durumu nedir, kısaca bu hususu da görüşelim.

   Milli Mücadelenin fiilen başladığı 19 Mayıs 1919’da Bolu Mutasarrıfı eski Ankara valilerinden Ali Haydar Bey’dir. Bu zat genelde kesin tavırlı bir kimse değildir. Böyle mütereddit tutumlu bir zatın mutasarrıf olarak bulunuşu, hadiselerin gelişmesinde Bolu için hiç de iyi neticeler vermemiştir. Kendisinin çalışmaları genelde Ankara doğrultusunda olmakla beraber zaman zaman kararsızlıklar içine düşmüştü. Nitekim Bolu’nun İstanbul hükümeti ile ilişkilerinin kesilmesi hususundaki kararsız tutumu meticesinde, kendisinin hasta olarak evinde istirahat ettiği bir sırada Gerede’de bulunan Seben Nahiye Müdürü ve Gerede Kaymakam vekili Mithat Kemal Bey, Gerede’nin bir kaç jandarması ile birlikte ve toplayabildiği 60-70 kişilik milis kuvveti ile Bolu’ya geliyor, mutasarrıf vekili olarak Bolu’nun ileri gelenleri ile bir toplantı yapıyor ve alınan karar gereği 22 Eylül 1919’da İstanbul Hükümeti ile ilişiğinin kesildiğini, İstanbul’a telgrafla bildiriyor. Arkasından da Bolu REDDİ İLHAK cemiyetini kuruyor. Cemiyetin yönetim kurulu: Mithat Kemal Bey, İlyaszade Hafız Hakkı Efendi, Kepekçizade Tevfik Efendi, Müftü Ahmet Tayyar (Çulha), Şeyh Nurettin, Tahir Bey (Hitit), Hafız Arif Efendi, Hacı Durmuşzade Mehmet Efendi, Kırımlı Abdülsettar, Aşıkzade Mehmet, Davavekili Vehbi, Leblebicizade Mehmet, Doktor İrfan, Dertli Gazetesi sahibi Ali Saip, Hafız Vehbi, Katip Muzaffer (Samur), Kanaatçi Fehmi’den teşekkül ediyor.

   Bu zevatın çalışmalarını belgeleyen kayıtlar ele geçme korkusu ile tavan aralarına saklanmışsa da zayi olmuş ve günümüze kadar maalesef gelememiştir.

   …/.

   Haftaya devam edeceğim.

Önceki ve Sonraki Yazılar