Nilgün Özerdoğan

Nilgün Özerdoğan

HASAN BÜLBÜL’ÜN KALEMİNDEN “KURTULUŞ SAVAŞINDA BOLU” -3

   Geçen haftadan devam ediyorum.

   …/.

    Bolu Müdaafai Hukuk Cemiyetinin gayretli çalışmaları neticesinde kısa sürede Bolu’da bir milis alayı kurulur. Kumandanlığına yedek üsteğmen Razi (Bostancıoğlu), bölük komutanlıklarına da Sipkat (Karamanoğlu) ile Mehmet (Süvari) beyler getirilir. Alayın mevcudu tamamen Bolulu gönüllülerden teşekkül ettirilmiştir. Yine de bu çalışmalar meyanında Maraş işgalinin kınanması ve protestosu için açık hava mitingi yapılır. Maraş ve İzmir için para yardımı kampanyaları başlatılır. 700,- TL, daha sonra 800,-TL ve nihayet köylerin de iştiraki ile 3.000,- TL toplanır ve gönderilir.

   Bütün bu iyi niyetler ve hareketler yanında Bolu halkını ve dolayısıyla Anadolu halkını milli hareketten koparmak ve birbiri ile çarpıştırarak Milli Mücadeleyi söndürmek isteyen İtilaf Devletleri, ki başta İngilizler, planlı bir şekilde çalışmaktadırlar. Tabi ki bu arada Padişah ve İstanbul hükümetini de istediklerini elde edici yönde tazyik altında tutarak arzuladıkları HATTI HÜMAYUN ve FETVAİ ŞERİFİ çıkarttırıp halka dağıtılmasını sağlıyorlar, halkın arasına nifak sokuyorlar, böylece yer yer isyanlar çıkarttırıyorlardı. Bu fetvaların en etkini 5 Nisan 1920’de yayınlanan Sultan Vahdettin’in HATTI HÜMAYÜN’ü ve bununla birlikte yayınlanan İstanbul Hükümet bildirisi ve ŞEYHÜL İSLAMIN FETVASI idi. Bu bildirilerde: Milli Kuvvet ve kurucularının halkı desiseli yollarla kandıran, padişah aleyhine halkı kışkırtan, Milli Ordu için toplanan para ve eşyaların aslında kendileri için bir gasp olduğunu, din düşmanı olduklarını ve hepsinin Bolşevik olduğunu, Bolşevikliğin ise ne örf ve adetlerimizle ve ne de dinimizle bir ilgisinin bulunmadığının halka bildirilerek bunların görüldükleri yerlerde öldürülmelerinin gerektiği isteniyordu.

   Halka, milli hareket amacının tam olarak anlatılamaması ve Osmanlı İmparatorluğunun kurulmasından bu yana halkın 600 sene bu HATTI HÜMAYUN ve FETVALAR’la yetişmiş bulunması ve yine halkın HALİFESİ MÜSLİMİNİN büyüklüğünü kayıtsız şartsız kabullenişi karşısında halktan bir çoğu milli hareket yanında yer almakta büyük tereddütler göstermiş ve hatta çok müteassıp düşünceli zevatın kışkırtmaları ile milli harekete cephe almıştır. Bolu bölgesinde maalesef mutasarrıfımızın da kesin kararlı olmaması müteredditleri cesaretlendirmiştir. Esasen Bolu’nun İstanbul-Ankara güzergahında ve Ankara’ya yakınlığı düşüncesi ile Bolu halkı üzerinde, bu baskılar daha da çok yoğunluk kazanmıştır. Bu karışık ortamda, İstanbul’un resmen işgalini müteakip son Osmanlı Meclisi Mebusanı dağılmış bunlardan bazıları Ankara hükümetine katılmak üzere karayolu ile 29 Mart 1920’de Bolu’ya geliyorlar. Heyet, son Osmanlı Meclisi Mebusan reisi Cemalettin Arif Bey’in başkanlığında olup, aralarında Miralay İsmet (İnönü) ve Binbaşı Saffet (Arıkan) da vardı. Heyet Mutasarrıf Ali Haydar Bey ve halktan Hoca Süreyya Efendi ve Bolu’nun ileri gelenleri ile Ayrılık Çeşmesinde (Şimdiki Emniyet Motel mıntıkası) karşılanıyor. Bolu’ya getiriliyorlar. Hafız Hakkı Efendinin evine akşam yemeği için misafir ediliyorlar. Bütün Hazirun eve girince tekrar kapı çalınıyor ve kapıyı Kutucuoğlu İzzet Bey açıyor, kapı açılınca iki asker, “Askerler buraya alınmaz mı?” diye soruyor ve “Buyurun” denilince de hemen içeri giriyorlar. Bu iki eri içeride gören ev sahibi İlyaszade Şükrü Bey de, “Siz de şu odaya buyrun.” der, adamlarına, kendilerini annesinin bulunduğu cümle odasına götürmelerini ve “Bu evlatlara kahve verin, karınlarını doyurun.” diye emir vererek buyur eder. Bu iki erin birinin İsmet İnönü, birinin de Saffet Arıkan olduğunu ev sahipleri bilmediği için yukarıdaki misafirlerin kendilerini telaşlı bir şekilde arayışları neticesi hata düzeltilip, bir hayli de gülünüp özür dileniyor.

   Yemekten sonra heyet üyeleri birer ikişer gecelemek için Bolu’nun ileri gelenlerinin evlerine dağılıyorlar. Gece Süreyya Efendi ve İlyaszade Hafız Hakkı Efendi daha bir iki Bolu ileri geleni, durum muhakemesi, gözcü haberleri neticesinde, ki Gerede üzerinde pusu kurulacağı korkusu ile heyetin yarınki  ziyaretlerde araba ile Gerede üzerinden Ankara’ya gidecekleri yayılıyor. Bir taraftan da Hoca Süreyya efendinin adamı olan Kızık Köyü Muhtarı Güden Hüseyin Ağanın gizlice Bolu’ya, 15 atla getirilmesi için Dava Vekili Vehbi Egendi, Tahir (Hitit) ve Razi(Bostancıoğlu)’ye görev veriliyor ve halk Gerede yolunda beklerken, Heyet atlarla pek erken saatlerde, Kozyaka köyünden Yüzbaşı lakabı ile anılan Mehmet Efendi, Berk köyünden Bayram’ın Mehmet Ağa, Razi Bostancıoğlu, Sipkat Karamanoğlu, Karaçayır Mahallesinden Hergelecinin Yakup ve Yusuf kardeşlerin refakatinde Seben’e doğru yola çıkıyorlar. Bu isabetli plan ve hareket ile Bolu, Kurtuluş Savaşında ilk büyük hayırlı görevini yapmış oluyor.

…/.

Haftaya devam edeceğim.

Önceki ve Sonraki Yazılar