Nilgün Özerdoğan

Nilgün Özerdoğan

HASAN BÜLBÜL’ÜN KALEMİNDEN “KURTULUŞ SAVAŞINDA BOLU” -4

 Geçen haftadan devam ediyorum.

   …/.

   İngilizlerin Milli hareketi dağıtma çabaları her geçen gün ağırlık kazanıyor. 1920 Nisan’ının ilk haftası Anzavur’un adamı Çerkez Ahmet yanında bir İngiliz subayı olduğu halde arzuladıklarını yapacaklarına inandıkları Düzce’nin ileri gelenleri ile birlikte Sefer Bey’in evinde toplandılar. Düzce isyanının ilk kararı bu toplantıda alındı. İkinci toplantı 10 Nisan 1920 günü Köprübaşı köyünde yapılır ve hareket tarzının detayları tespit edilir. Düzce’de asayişi koruma ile görevli Mahmut Bey’in Sefer Bey’e yakınlığı isyancıların işini kolaylaştırıyordu. 13 Nisan 1920’de Mahmut Nedim asayiş birliklerinin bir kısmını bir bahane ile şehir dışında görevlendirdiği sırada isyancılar faaliyete geçti. İsyancıların hareketine direnen Asayiş Birlikleri, 2 yüzbaşının yaralanması ve makine tüfek subayının da şehit edilmesi neticesinde direnişten vazgeçtiler.

   İsyancıların elebaşıları, Kafkas kökenli Berzak Sefer, Çerkez Beylerinden Abdülvahap, emekli jandarma yüzbaşısı Koç Bey, emekli jandarma binbaşısı Maan Ali idi. Bunlar 4000’e varan silahlı bir güç ile Düzce’ye girip hükümet konağını, telgrafhaneyi ve jandarma komutanlığını işgal ederek hükümete el koydular. Sefer Bey kaymakam, Maan Ali jandarma komutanı, Koç Bey belediye başkanı, İaşe işleri sorumlusu Abdülvahap oldu. Asilerin ilk işi Bolu Mutasarrıfı Ali Haydar Bey’i Düzce’ye celbetmek ve nezaret altına almak oldu. İsyancılardan bir grup da Bolu’daki hilafetçilerle anlaşarak isyanın Bolu’ya sıçramasını sağlayacak planları hazırladılar.  Bolu’daki elebaşılar, plan gereği merkez köylerin temsilcilerini Paşaköy’ünde topladılar. Bunlara, Adapazarı-Hendek- Düzce üzerinden gelen kuvvetlerin Bolu’ya yaklaşmakta olduklarını, kendilerinin de onlarla beraber olduklarını, makami hilafetin elden gitmekte olduğu, Ankara’da toplanan 50-60 kişiden oluşan bir takım hain menfaatperestler ki, güya milliyetçiler gayri meşru bir hükümet kurmak niyetinde olduklarından makamı hilafetle muhaberatı kestiler, Padişah efendimizin Hattı Hümayunleri ve Şeyhülİslamın fetvalarında da belirtildiği gibi bu hainlerin vücutlarını ortadan kaldırmak için eli silah tutan bütün müslümanlar bir araya gelmeli ve Düzce istikametinden gelen kuvvetlerle birlikte Ankara üzerine yürümelidirler. Bu ve buna benzer konuşmalarla toplanan köy temsilcilerini galeyana getirirler ve bu yolda hareket edeceklerine dair yeminler de ettirirler. Harekatın başında hilafet reisi sıfatı ile Boyacızade Hamdi Efendi vardır. En büyük destekçisi de eski mebuslardan Abdülvahap’tır. Bu zevat Paşaköy’de topladıkları taraftarları ile 19 Nisan 1920 günü şehre yürüyorlar. Hükümeti tatil ediyorlar, Belediye’de yeni bir hükümet teşkilatı kuruyorlar, bu arada Ali Haydar Bey yerine gelen Osman Kadri adında tam bir hilafetçi olan bir zatı da Bolu Mutasarrıflığına getiriyorlar. Bunun sağladığı kolaylıklarla Bolu tamamen asilerin eline geçiyor. Bu durumu önlemek için Ankara Hükümeti Zonguldak’tan 32. Kafkas Alayını Bolu’ya sevk ediyor. Alay Karacaağaç köyüne yerleşiyor ve fakat Alay Komutanı Abdülvahap ve Hamdi Bey’in telkinleri ile bu işe karışmaktan vazgeçiyor, bunun üzerine Afyon’dan yarbay Arif Bey komutasındaki Karakeçili müfrezesi Bolu’ya sevk ediliyor. Arif Bey Beypazarı-Nallıhan-Seben istikametinde ilerlerken buraları tamamen milli kuvvetlere ilhak ediyor. Bu hareketler sırasında kendisine karşı gelen asilerden 56 kişi birden öldürülüyor. Arif Bey kuvvetlerini durdurmak için Hamdi Bey ve Abdülvahap taraftarları Ilıcalar üzerindeki üç tepelerde Hendek’ten getirtilen üç topta mevzilendirilerek, yine Düzce’den gelen YAS ve YAS’ın özel kuvvetleri ile de bir cephe tutmak isterlerse de Arif Bey bunları çabuk bertaraf eder, asi liderleri Düzce’ye kaçarlar. Arif Bey 2 Mayıs 1920 günü Karacasu’da yerleşir ve karargahını kurar.

   Arif Bey yaradılış itibari ile gaddar bir adamdır. Bu harekatlar sırasında fevri hareketlerle bir çok insanı telef etmiştir. Üçtepelerharekatında da hiç suçu olmayan masum 18 genci kurşuna dizdirmiştir. Kendisi için Arif Bey’in bu halleri büyük zararlı propagandalara sebep olmuştur. Bu arada Arif Bey, 29 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin kabul ettiği HIYANETİ VATANİYE kanununu Bolu’da yürürlüğe koyar. Tesadüf o gece Beraat Kandilidir. Hiç şüphesiz halk sıkıyönetim dolayısıyla sokağa çıkamaz ve camilere de gidemez, bunu fırsat bilen muhalifler, “Biz demedik mi Milli Kuvvet mensupları dinsizdir. İşte dinsizlikleri meydana çıktı.” gibi menfi propagandalara başlarlar ve Bolu’yu kaynayan kazana çevirirler. Neticede 4 Mayıs 1920’de Düzce”den tekrar gelen asiler Mudurnu bölgesinden de gelenlerle birleşerek Bolu’ya tekrar girerler.

  …/.
Haftaya devam edeceğim.

Önceki ve Sonraki Yazılar