Nilgün Özerdoğan

Nilgün Özerdoğan

HASAN BÜLBÜL’ÜN KALEMİNDEN “KURTULUŞ SAVAŞINDA BOLU”- SON

Geçen haftadan devam ediyorum.
…/.
Genel Kurmay Başkanı Albay İsmet Bey, Yüzbaşı Şerif (Güral), 120 nizamiye eri, 80 çete ve bir ağır makineli takımı ile teçhiz ederek 11 Ağustos 1920’de Mudurnu’ya gönderir, bu kuvvet Mudurnu’da Nazım Bey’in emrine girer. Nazım Bey bu kuvveti 14 Ağustos 1920’de tekrar Bolu’ya göndererek Bolu isyancılardan temizlenir. Şerif Bey, Hisar Tepesindeki Mektebi Sultaniye’ye yerleşir. İsyancıların çoğu da At Yaylası üzerinden kaçarken Milli Kuvvetlerce yakalanırlar ve hak ettikleri cezaları bulurlar. 23 Ağustos 1920’de Nazım Bey tekrar Bolu’ya gelerek sükûnu sağlar ve Bolu’da yaptırdığı soruşturmalarda hiç bir Bolulunun bu isyana karışmadığı gibi, ele geçirebildiği silahlarla isyancılara karşı koyduğunu tespit etmiştir.
22 Ağustos 1920’de Garp cephesi komutanı 600 kişi ile Sarı Efe’yi Bolu’ya gönderir. Sarı Efe, Nazım Bey’le istişareden sonra Bolu’dan da kuvvetler alarak Bolu-Hendek arasını tamamen asilerden temizler. Bu aşamada Büyük Millet Meclisi üyeleri ülkenin içinde bulunduğu durumu dikkate alarak uzun mahkemelerle oyalanıp zaman kaybetmek ve yeni sıkıntılar yaratmak istemedi ve uzun müzakerelerden sonra Mustafa Kemal’in telkinleri ile 14 Ağustos 1920’de umumi af ilan edildi. Bu umumi af geniş halk kitlelerini rahatlattığı gibi Milli Mücadelenin ruhuna da çok uygun düşmüştü, Bölge sakinleşmiş, sükun sağlanmıştı.
Nazım Bey, efradının tamamı Bolu halkından olmak üzere bir tümen meydana getirmişti. Tümen eğitimlerini Karaçayır’da yapardı. Bu eğitimler 29 Ekim 1920’ye kadar sürdü. Askerlerin başında bir kanadı kırmızı, bir kanadı da yeşil, etrafı siyah bantla çevrilmiş serpuşlar vardı. Bunun manası (Benim yeşil yurdum al kanlara boyandı ve ben bu acı ile matemdeyim.) demekti. Sırtlarında haki ceket, ayağında külot pantolon, ayakkabı olarak da tulumbacı yemenisi giyerlerdi. Bu ayakkabı hareket kabiliyeti bakımından çok istifadeli idi. 29 Ekim 1920’de Bolu’dan ayrılmış olan bu tümenin uğurlanışına bütün Bolu halkı katılmış idi. Kurbanlar kesilmiş, pilavlar dökülmüş, halka büyük ziyafet verilmişti. Güzel sesli hafızların okuduğu Kur’anı Kerim’ler ve dualarla Karaçayır tarihi bir gün yaşamıştı. Bu anda Belediye Başkanı olan Hafız Hakkı Efendi de Belediye Bandosunu tümene hediye etmişti. Yola çıkan bu tümen İnönü Savaşlarında (Türkün makus talihinin yenildiği) en can alıcı yerlerde Nazım Bey gibi bir kumandanın emrinde savaşan meşhur 4. Fırka (Tümen) idi.
Bu fırkanın karargahında saraç ustası olarak cepheye giden ve İstiklal Harbi sonunda evine dönen rahmetli babamın müteaddid defalar söylediği şu hususu sizlere duyurmadan edemeyeceğim. Rahmetli, ” Ben karargahta olduğum için, Tümen ateş hattının daima gerisinde bulundum. 4. Fırka İstiklal Savaşı sırasında 2 defa zayiatlarla boşaldı. Tüm efradının ikmali hep Bolu halkından tamamlandı.” diye anlatırdı. 4. Fırka hakikaten bilhassa İnönü Savaşlarında geride kalan hatalarını sanki gidermek azmi ile düşmana saldırmış ve bu uğurda bir çok şehitler vermiş bir fırka idi.
Kazım Özalp Paşa, “İstiklal Savaşı” adlı eserinde şöyle der: “ Düşman İnönü’den çekilince yeniden kurulan mürettep kolordu komutanı unvanı ile benim Kocaeli bölgesine gitmem istendi. Görevi kabul ederek Meclis’ten ayrıldım ve Kocaeli istikametine hareket ettim. Sarıköy-Nallıhan-Mudurnu-Bolu yolu ile Düzce’ye giderken yollarda halkın 2. İnönü Zaferinin kutlama şenliklerini yaptıklarını gururla seyrettim. Görüştüğüm vatandaşlar ise (Her ne hizmet ve fedakârlık lazımsa ifaya amadeyiz.) diyorlardı. O zamanki Bolu Mutasarrıfı Halil Bey Bolu’dan toplayıp göndereceğini vaat ettiği yardımların tümünü yapmış olduğunu, yöre halkı ile çok fedakerane çalışarak cepheye büyük yardımlar temin ettiklerini yazmak benim için bir vicdan borcudur.” der. “Düzce’ye de hiçbir şekilde unutamayacağım, halkın gösterdiği çok büyük bir tezahürat içinde girdim.” diye yazar.
1. ve 2. Bolu isyanlarında çok sıkıntılı günler yaşayan ve Nazım Bey’in 4. Fırkası ile cepheye giden İhsan Bey (İdikurt) 30 yıl sonra yazdığı anılarında, “Bolulular fıtraten mert ve vefakar insanlardır. Amacın, müstevli düşmanı memleketten atmak olduğunu anladıktan sonra, bunun tahakkuku için en çok fedakârlık gösteren ve kanını seve seve feda eden bu tümenin mensupları olarak Bolulular olmuşlardır. Sanki bir zamanlar işledikleri günahların kefaretini ödemek istercesine düşmana direnmişler ve saldırmışlardır.” demiştir.
Evet, bidayette hatalı hareket edilmiş ve fakat maalesef halkımız kandırılarak bu elim hadiselerin içine düşürülmüştür. Mutasarrıf Ali Haydar Bey ilk anda kesin tavır koyabilseydi belki bu hallerin hiç biri zuhur etmeyecekti.’
Umarım ki bu özet Boluluyu mazur gösterecek neticeyi sağlamıştır.
Saygılarımla. 27 Ağustos 1990
Emekli Albay Hasan Bülbül”

Önceki ve Sonraki Yazılar