İlhami Candemir

İlhami Candemir

HAYAL SATIYORUM

Sayın okurlar, gerçek dünyanın yükü çekilmez olduğundan hayal pazarına transfer oldum ve orada ürettiğim hayallerimi pazarlıyorum; Benim yaşam biçimime karışmayan insanların olduğu bir dünyayı hayal ediyorum. Benim yaşam biçimime karışanların yaşam biçimlerine de karışanların olmadığı bir dünyayı hayal ediyorum. Kimsenin kimseye iftira atmadığı, kumpas kurmadığı, hakaret etmediği, haram yemediği, kul hakkını gözü gibi koruduğu, kasetlerle insanların hayatlarının karartılmadığı, hukukun üstün, yargının tarafsız ve bağımsız olduğu, siyasetin zenginleşme aracı olarak kullanılmadığı bir dünyayı hayal ediyorum. Allah’ın yarattığı insanın beyninde kurgulanmış bilgisayarın ürettiği düşüncenin dokunulmaz olduğu, hakaret, küfür içermeyen düşüncenin paylaşılmasının suç olmadığı bir dünyayı hayal ediyorum. Dinin çıkar için kullanılmadığı bir dünyayı hayal ediyorum. Bireylerin dini anlayışlarına saygı duyulduğu dünyayı hayal ediyorum. Kadınların darp edilmediği, öldürülmediği, kıyafetleri nedeniyle hor görülmediği bir dünyayı hayal ediyorum. Paylaşma, yardımlaşma kültürünün olduğu bir dünyayı hayal ediyorum. Çevrenin, doğanın, ormanların , derelerin dokunulmaz olduğu bir dünyayı hayal ediyorum. Bütün devletlerin birbirlerinin sınırlarına, yönetim biçimlerine saygı gösterdiği, savaşların olmadığı bir dünyayı hayal ediyorum. Silahlanmanın durdurulduğu bir dünyayı hayal ediyorum. Atatürk’ün “yurda barış dünyada barış” ilkesinin hakim olduğu bir dünyayı hayal ediyorum. Gezegenimizin nüfusu çok arttı, gıdaya erişim zorlaştı, insanlar çare aramak adına Akdeniz’in sularında boğuluyorlar, bu nedenle HÜFUS ARTIŞININ ÖNÜNE GEÇİLMESİ için gereken önlemlerin alındığı bir dünyayı hayal ediyorum. Not/Sanıyorum bu son hayalim satılmaz elimde kalır, zira Cumhurbaşkanımız bu hayalime yasak koyabilir, nokta. Kaptanlara doğru rotayı gösteren sivil toplum örgütlerinin kösteklenmediği, desteklendiği bir dünyayı hayal ediyorum. Terörün olmadığı bir dünyayı hayal ediyorum.Yaşlıların dışlanmadığı,baş tacı edildiği bir dünyayı hayal ediyorum. Maddiyatın değil insaniyetliğin hüküm sürdüğü bir dünyayı hayal ediyorum.

Sayın okurlar hayallerim kapış-kapış satıldı, kalmadı bitti. Şimdi gelelim gerçeklerle yüzleşmeye; Mersin’de bulunan çocuklarımın ve torunlarımın ziyaretine giderken unutamadığım hatıralarımın çok yoğun olduğu 1968-1970 yılları arasında görev yaptığım Adana/Pozantı ilçesine uğradım. Uğramaz olaydım, kimi sorsam “Allah rahmet eylesin o vefat edeli yıllar oldu” cevabı ile karşılaştım. Neyse ki benden küçük ama yine de yaşlı görünümlü birisi ile karşılaştım,tabi beni tanımadı,kendimi tanıtınca hatırladı.Tesadüfe bakar mısınız, meğer ben orada orman işletme müdürlüğü avukatı iken orman suçundan hapis yatmış onu ben mahkum ettirmişim. Zaman zaman “insanlar balık hafızalıdır, unutkandır” denilirse de demek ki bazı olaylar unutulmuyor. Eeeee tabi arkadaş da hapis yattığını unutmamış ise de öfkesi zaman aşımına uğradığı için ve biraz da insaniyetliğinden “sen görevini yaptın” diyerek beni çok iyi karşıladı, sohbete daldık. Biraz hoş-beşten sonra o içtenlikli tavrı ile “gel gel seni bir yere götüreyim, konuşacak daha çok şeylerimiz var, orada konuşuruz” diyerek kolumdan tutup beni aldı götürdü. Nereye ?lokantaya. Neyse ben biraz nazlandımsa da oturduk, yemek yerken geçmişte kalan dostlarımızı ve Pozantı’nın eski halini tek tek yad etmeye başladık. O da benim gibi geçmişin hayallerine daldı tereciye tere satar gibi bana hayallerini satmaya başladı ve epey de sattı. Sonra av.bey o günleri çok arıyoruz, SİYASET SANKİ BİR SEL OLDU arkadaşlıklarımızı, dostluklarımızı, komşuluklarımızı ve hatta insaniyetliklerimizi sildi süpürdü. Torunum işsiz, yakın akrabam-komşum, AKP de iyi bir konumda, rica ettim, torunuma bir iş istedim “ bizim partiye kaydolursan iş bulunur” ”demez mi. Sanki onun partisine kayıtlı olmayanlar vatan evladı değil , dünyam yıkıldı, kendi kendime “NE OLDU BİZE” dedim diyerek dert yandı. Eeeee bir yemeğe de bu kadar sohbet sığar diyerek izin isteyip çocuklarımın ve torunlarımın olduğu Mersin’e doğru yola koyuldum. Hoşça kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar