İKİ YÜZLÜ VATAN HAİNLERİ

     Bu ülkenin kurtarıcı ve kurucusuna dil uzatan gaflet içindeki tarih bilmezlerin sözlerine tahammül etmek gerçekten çok zor. Bu utanmazların tarihi belgeler ortadayken böyle yalanlarla Ata’mıza dil uzatmalarına dayanamıyorum. Bu kadar da olmaz? Nasıl bu kadar cahil olabiliyorlar?

    Sevr paçavrası ile ülkemiz yok edilmek istenirken, bir milleti şahlandırıp düşmanı yurttan kovan, yokluk içinde Dünya’daki mazlum ve esir milletlerin  örnek aldığı bir kurtuluş savaşı vererek, yepyeni bir Cumhuriyet mucizesi yaratan Ata’mız bu sözlerin hiç birisini hak etmiyor. Üstelik tarihi değiştirmeye kalkan bu yalancılar, oturdukları bu makamları bile Atatürk’e borçlular. Bu soysuzların gözleri görmez, kulakları duymaz, okuduklarını anlamazlar mı? Nerede yetiştiler, nasıl böyle vatan haini oldular?

    Bu kalıptaki insanlar öyle iki yüzlü ki, dün ak dediklerine bugün yüzleri kızarmadan kara diyebiliyorlar. FETÖ’ye dün övgüler düzenlerin, bugün FETÖ’ye en ağır hakaretleri etmeleri bunun en güzel örneği. Bunlar bukalemun gibi. Dillerinde bir ölçü ve insaf çizgisi yok.

    Ahmet Mert Şahin’in “Atatürk Yaşasaydı“ kitabından Atatürk’ün sakal üzerine bir anısını size aktarayım. Bunlar her konuda aynen böyleler:

    “Atatürk, Amasya ziyaretinde, valinin konağında yörenin ileri gelenleri ile sohbetteydi. Bir ara tam karşısında oturan birine takılır gözleri. Yaşı ellinin üzerinde bu adam beline kadar inen sakalıyla Atatürk’ün dikkatini çeker. Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar:

    “Kimdir bu?“

     Vali yanıt verir:

     “Efendim kendisi Şıh’tır. Yörede çok hatırlısı vardır.”

     Atatürk, Şıh’ı yanına çağırır ve “Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir. Şunu rica etsem de en azından peygamber efendimizin ki gibi kısaltsan?” der ve eliyle de boyun altı hizasını gösterir.

   Şıh, “Emrin olur Paşa’m” diyerek yerine çekilir.

    Aradan zaman geçer, bir akşam Atatürk, Amasya’daki Şıh’ı hatırlar ve valiyi telefonla arayıp durumu sorar. Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, Şıh’ın sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını, aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır. Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi alır ve az sonra nazirini çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya Valiliği’ne tebliğ etmesini ister.

    Ertesi gün Amasya’dan bir haber gelir ki, Şıh Efendi Ata’yı görmek üzere Ankara’ya yola çıkmış... Şıh gelir, Ata’nın karşısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir traş olunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafet baştan sona değiştirilmiş, bambaşka bir görünüme bürünülmüştür.

    Atatürk’ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata’ya sorarlar:

   “Aman Paşam, o Şıh  ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız?”

    Ata Gülümser, sonra da yanındakilere dönüp, “Dün akşam Amasya Valiliği’ne bir yazı gönderdim ve Şıh’ı Afyon’a vali atadığımı bildirdim.” der.

    Ardından da yeni bir yazı hazırlayıp nazırına bu yazıyı da Şıh’a vermesini söyler. Yazıda şöyle yazmaktadır:

    “İnancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim. Valilik meselene gelince; bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen yarın başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. Seni böyle bir ikileme mahkum bırakmayalım. Kal sağlıcakla...“

   Ata’mız bu sahtekara ne güzel bir ders vermiş.

   İşte dün milletimiz ölüm kalım savaşı verirken,  Yunan ve İngilizlerle işbirliği yapan bu ikiyüzlü hainler, şimdi Ata’mıza dil uzatabiliyorlar. İnsanda biraz utanma duygusu olur.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Osmanlı Torunu
Osmanlı Torunu - 11 ay Önce

Yüzyıla yakın bu hikayelerle milleti uyuttunuz

banner128

banner124