İlhami Candemir

İlhami Candemir

İŞİN EHLİ

                                       

                     Sayın okuyucular,  siyaset arenasında “liyakat” ve “yaşam biçimi” tartışmaları bir türlü gündemden düşmüyor.  liyakat “işinin ehli” olarak da kullanılıyor. Her iki tanım da  “bütün yollar Roma’ya çıkar” misali aynı anlamı taşıyor. Bu tanımlamalara, üstlenilen bir işi “dört dörtlük” yapabilme becerisidir diyebiliriz. Malumun ilanı gibi olacak ama yine de ben bunu biraz somutlaştırmak istiyorum; Örneğin bir sitenin kapıcısı-ki doğalgaz yok iken buna kaloriferci deniliyordu- elektrikten anlamaz,tesisat işlerinden anlamaz, marangozluk işlerinden anlamaz, bir başka kapıcı ise bu saydıklarımın sanki ustasıymış gibi hepsinden  anlar.Görüldüğü gibi  kapıcının birisi” işinin ehli” diğeri ise işinin ehli değildir. Eğer site yönetimi-genellikle yönetici- “işinin ehli” olan  birisini değil de kendi yakını olan ,işten anlamaz birisini getirirse bu duruma site sakinlerinin memnuniyet duyduklarını  söyleyemeyiz.Bir başka örnek,bir futbol kulübünün yönetimi tabii ki  takımın başarılı olması için çalışır ve  futbolcu transfer ederken  hep başarıyı düşünür ve düşünmesi gerekir. Futbolcunun ırkına, rengine,mezhebine, milliyetine, kişisel dostluğa bakmaz,yeteneğine(işinin ehli olup olmadığına) bakar.Aksi halde takım başarısız olur ve o takımın taraftarlarının  bu durumdan memnuniyet duyduklarını söyleyemeyiz.

                      Sayın okuyucular, liyakatın başarı getirdiğini iki basit ve küçük örnekle sizlerle paylaştım. Şimdi soruyorum; Devleti yönetenler tarafından gerek sınav sorularının el altından dağıtılması,mülakatlarda-bizdendir-değildir kıstaslarının göz önünde bulundurulması sonucu devlet kadrolarına yerleştirilen  liyakatsiz kamu görevlilerinin-samimi olarak işlerini yapmaya çalışsalar dahi-başarı sağlayamadıklarını milletin hal-i pür melalinden anlıyoruz. Liyakat,  başarının anahtarıdır. Bu nedenle Yaradan’nımız Nisa Sure’sinin 58.Ayet’inde , “Allah size,mutlaka emanetleri EHİL OLANLARA vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman ADALETLE HÜKMETMENİZİ emreder.Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor.Şüphesiz Allah her şeyi işitici,her şeyi görücüdür” demiyor mu?Peki emanetler EHİL OLANLARA veriliyor mu? Keza adaletle hükmediliyor mu?Tabii ki hayır.İşte böyle olduğu içindir ki KUTUPLAŞTIK. Hem de öyle bir kutuplaştık ki  “nev-i şahsına münhasır” yani kendine özgü bir kutuplaşma. Her ülkede ve münhasıran demokrasi ile yönetilen ülkelerde siyasi kutuplaşma olağandır, doğaldır.Nitekim bizde 1950 lerden sonra 27 Mayıs 1960 askeri darbesine kadar  TV olmadığı için radyolar sabahtan akşama kadar iktidar partisinin oluşturduğu “vatan cephesine” kaydolanların haberlerini veriyordu.Bu günün kutuplaşmalarına baktığımızda o günlerin kutuplaşmalarını öpüp öpüp başımızın üstüne koymamız gerekir.Zira o günlerin kutuplaşmaları siyasi görüş farklılığından doğan kutuplaşmalardı,bu günün kutuplaşmaları ise kümülatif(ikisinin bir arada olma durumu) kutuplaşmadır.Hem siyasi görüş farklılığından doğan kutuplaşma ve hem de YAŞAM BİÇİMİ yönünden kutuplaşma.

                   Sayın okuyucular, ben diyorum ki dünyada hangi millet böyle kümülatif bir kutuplaşmanın içinde kıvranmaktadır. Siyasi görüş farklılığından doğan kutuplaşma bir nebze kabul edilebilir ama devletin bekasını ilgilendiren yaşam biçiminden doğan kutuplaşmanın kabulü asla mümkün değildir.

                  Sayın okuyucular, şimdilerde  yasaklanan festivaller ve diğer YASAKLAR ve hatta  freni boşalmış araba misali  bazı din adamlarının  hakaret ve tehdit içeren söylemelerine bakınca yaşam biçimi ile ilgili geçmişte kaleme aldığım “sana ne” başlıklı yazımı hatırladım.Bu yazımın birkaç satırını-yeri geldiği için- affınıza sığınarak  sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum.

                                                      SANA NE

            Bir delikanlı saçlarını uzatmış, arkada topuz yapmış parkta geziyor. O sırada karşıdan gelen bir amca delikanlıyı görünce-yüzünü ona çevirerek “utanmadan karı gibi saç uzatmış” diyor.Delikanlının cevabı SANA NE.

            Bir başka delikanlı küpe takmış, onu gören hacı amca-yüzünü ona çevirerek- kadın gibi küpe takmış” diyor.Delikanlının cevabı SANA NE.

              Genç bir kız mini etekle caddede gezerken yaşlı bir dede ona dönerek  “Allah ıslah etsin” deyince kızın cevabı SANA NE oluyor.

              Bir adam(yaşlı veya genç olabilir) çekmiş kafayı yolda sağa sola yalpa yaparak yürüyor, karşıdan gelen sakallı bir amca ona dönerek” içmiş içmiş utanmadan sokağa çıkmış” diyor.Bizim Bekri’nin cevabı SANA NE.

              Orta yaşlı bir adam Cuma namazı vakti semt pazarına gittiğinde onu gören yaşlı bir teyze, ona bakarak “ yaşını başını almış cuma namazına bile gitmemiş” diyor.Adamın cevabı SANA NE.

              Adamın tek oğlu var,onu evlendiriyor,davullu-zurnalı-içkili bir düğün yapıyor.Komşusu hacı amca onu görünce “mevlit okutacak yerde davullu zurnalı-içkili düğün yapıyorsun ,günah günah” diyor.Adamın cevabı SANA NE

            Hacı amca genç kızı parkta bir delikanlı ile otururken görüyor, babası Özgür beye “senin kız bir delikanlı ile parkta oturuyordu,ayıp ayıp” diyor.Özgür beyin cevabı SANA NE.

             Dul kalmış kadına talipli çıkmış, evlenecek,bunu duyan komşu kadın ona”eşin daha yeni öldü utanmıyor musun evlenmeye” diyor.Dul kandın cevabı SANA NE.

              Kahvehanede konuşuyorlar,birisi “ Hüseyin’e ne oldu bilmiyorum, caminin yolunu unuttu” deyinde bir başkası da SANA NE diyor.

             Eşimi kaybettiğimi bilen bir tanıdık bana, amca neden evlenmiyorsun dedi.SANA NE dedim.Amca, kayın valide bize hiç huzur vermiyor,onu düşünmüştüm demez mi.Ya sabır deyip uzaklaştım.

                Her şeye maydanoz olmalar(olur olmaz her şeye karışmalar)  huzursuzluğun ve kutuplaşmanın anasıdır.  Bu nedenle Yunus Emre’nin “beni ben değil sen yarattın” dediği gibi Allah(C.C.) hepimizi yarattı. Ama ayrıcalıklı yarattı .Hiç kimse kimseye benzemez ama yine de bir arada yaşamaya  mahkumuz. Onun için yaşlı gönül derki “hiç kimse Allah’ın yarattığını eleştirerek SANA NE lafına muhatap olup gerilime neden olmasın. Hepimiz kuluz(kul kardeşliği)hepimiz İnsanın(insan kardeşliği)hepimiz dünyalıyız(dünya kardeşliği) iken bu kavga niye. Gelin” bu gün varız yarın  yokuz , herkes kendi hesabını kendisi verecek” diyerek huzurlu bir hayat içinde yaşamaya bakalım. Hoşça kalın.28/08/2022

                                                                             İLHAMİ CANDEMİR                             

                                                                  

Önceki ve Sonraki Yazılar