BOLU’NUN EN GÜZEL ABİSİ SABAHATTİN ERATALAR SONSUZLUĞA UĞURLANDI-5

   Geçen haftadan devam ediyorum.
   …/.
   “1900’lü yılların sonlarıydı. Osmanlı İmparatorluğu çağa ayak uyduramadığı için batılıların gözünde “ hasta adama” dönüşmüştü.  Hasta adamın topraklarında pek çok devletin gözü vardı. Buna ilaveten Fransız Ihtilali’nin etkisiyle özellikle Balkanlar’da milliyetçi akımlar güçlenmiş; Sırplar, Bulgarlar, Yunanlılar, Arnavutlar bağımsız devletlerine kavuşmak için sıraya girmişti. Dünyadaki bu eksen kayması sonucu imparatorluklar domino taşları gibi yıkılıyor, yeni devletler ortaya çıkıyordu. Koca Çınar (Osmanlı İmparatorluğu) 600 yıl boyunca üç kıtada egemen olmuş, ancak son dönemlerinde bilimden, sanayiden, teknolojiden nasibini alamadığı gibi ard arda savaşlarla yorgun düşmüş, yine yeni bir savaşın eşiğine gelinmişti. Bu savaş tüm dünyayı cehenneme çevirecek ilk cihan harbiydi.
   Halkın; değil dünyada, ülkede neler olup bittiğini bilmesi mümkün değildi. Dünya yer çekiminin nedenini, insanların farklı kan gruplarına mensup olabileceğine dair bilimsel buluşları konuşurken, istibdat altındaki Türk halkı, imparatorluğun kaybettiği topraklardan bile haberdar değildi. Çünkü gazeteler toprak kayıplarını haber bile yapamıyordu.
   Hasan Efendi, bu atmosfer altındaki bir ülkenin 4-5 bin nüfuslu bir kasaba görünümündeki Bolu’suna “Cer” için gelmişti. Yakışıklı genç hafızın sesi öylesine etkileyici idi ki, dinleyenler mest oluyordu. O yıllarda Bolu’da otelde konaklama imkanı yoktu. İpek Yolu üzerindeki bu küçük Anadolu sancağında bir iki han dışında konaklanacak mekan da bulunmuyordu.
   Hafız Hasan Efendi, ramazan cer’ri için geldiği şehirde Bolu’nun zengin ailelerinden Hafız Vehbi Bey ile anlaştı. Bir ramazan boyunca aile için hatim indirecekti. Hafız Vehbi Bey, genç hafızın sesinden bir hayli etkilenmiş ve kendisine evinin kapılarını da açmıştı. Hasan Efendi, Vehbi Bey’in evinin alt katında kalıyordu. Adeta oraya sığınmıştı. Hafız Vehbi Bey, sesine ve duruşuna hayran kaldığı bu genci, yavaş yavaş aileden biri olarak görmeye başlamıştı. Bu yakınlaşmanın yeni bir bağla taçlandırılması bu aşamada gündeme geldi. Ev sahibi Hafız Vehbi Bey’in sara hastası bir kız kardeşi vardı. Evde kalmış biriydi. Hafız Vehbi Bey, genç meslektaşına kız kardeşi ile evlenip evlenemeyeceğini sordu. O yıllarda bu tarz evliliklere her yerde rastlanıyordu. Hafız Hasan, Hafız Vehbi Bey’in teklifini kabul etti. Hafız Hasan Efendi “Cer” okumak için girdiği konağın damadı olmuştu bir anda. Ancak Hafız Vehbi Efendi, içgüveyi olarak evine aldığı Hasan Efendi ve kız kardeşini konaktan çıkararak Bolu’nun Akmescit bölgesinde (Bugün ki Reşat Aker Sokağın başı) bir eve yerleştirdi. 
   Hasan Efendi ve Rahime Hanım, Hafız Vehbi Efendi’nin desteği ile bu tek katlı yuvada evliliklerinin birinci yılında daha sonra Sabahattin Eratalar’ın babası olacak Mustafa’larına kavuştu (1889). Ancak Mustafa daha çocuk yaşında tıpkı annesi gibi hastalıkların pençesinden bir türlü kurtaramıyordu kendisini. Zayıf ve çelimsiz bir çocuk olan Mustafa’nın daha kundaktayken başında yaralar çıkmaya başladı. Kimsenin hastalığa çare olması da mümkün görülmüyordu.
   Mustafa bir yandan büyürken, annesi Rahime Hanım’ın hastalığı da iyice kronik bir hal alıyordu. Genç Mustafa babası ve dayısının izinden giderek hafız olmaya karar verdi. Hastalıkların pençesinden biraz olsun kurtulmuştu kurtulmasına ama askerlik çağı gelip çattı.
   Bu arada Kel Mustafa 1911 yılında Doğancı Köyünden Hasan Hırca’nın kardeşi ile evlendi ve ilk çocuğu Hasan 1912 yılında dünyaya geldi.
   Yeni evli Mustafa’nın askere alınacağı tarih Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün hız kazandığı yıllardı. Üç kıtada toprakları bulunan Osmanlı İmparatorluğu, Mustafa Efendi’nin silah altına alındığı dönemde başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Rusya’nın da başını çektiği ülkeler tarafından büyük bir iştahla bölünüp yutulmaya çalışılıyordu. Hasta Adam’ın ölümünün hızlandırılması için önce Balkanlar’da büyük bir kargaşa çıkarıldı.”
   …/.
   Haftaya devam edeceğim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilgün Özerdoğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Olay Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Olay hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Olay editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Olay değil haberi geçen ajanstır.