BOLU’NUN EN GÜZEL ABİSİ SABAHATTİN ERATALAR SONSUZLUĞA UĞURLANDI-8


   Geçen haftadan devam ediyorum.
   …/.
   Sabahattin Eratalar’ın babasının yaşadıkları, dedelerimizin, ninelerimizin ne zorluklar ve acılar yaşadıklarını gözler önüne seriyor. Hala Osmanlı hayali kuranların, nasıl bir hayal içinde yaşadıklarını ve gerçek tarihimizi hiç bilmediklerini de ortaya koyuyor.
   Sabahattin Eratalar’ın babası Mustafa Bolu’ya döndükten sonra 1911 yılında evlendiriyorlar, bir çocukları oluyor, ancak eşi bir kaç yıl sonra veremden ölüyor. O yıllarda verem çok yaygın ve çaresiz bir hastalık. Ardından  Mustafa, 1920 yılında ikinci evliliğini yapıyor. Bu evlilikten de iki çocuğu oluyor. Bir süre sonra Mustafa ikinci eşini de kaybediyor. Üç çocukla dul kalan Mustafa 1927 tarihinde Nesibe Hanım’la evleniyor. Nesibe Hanım’ın da ikinci evliliği, ilk evliliğinden çocuğu yok. Sabahattin Bey bu evliliğin ilk çocuğu olarak 1928 yılında doğuyor. Ardından 1931 yılında Alaattin Eratalar, 1937 yılında da Sevinç isimli bir kız çocukları oluyor. ( Alaattin Eratalar 11 Nisan 2021’de vefat etti. Bu vesileyle Alaattin Bey’i de saygı ve sevgiyle anıyorum.  Alaattin Bey de Bolu’da çok güzel izler bırakmış bir insandı. Mekanı cennet olsun.)  11 yıl süren mutlu bir evliliğin ardından ne yazık ki, Nesibe Hanım zatürreye yakalanıyor ve 1939 yılında hayatını kaybediyor. Eşi Mustafa çok üzülüyor ve “Evimin direği yıkıldı.” diyerek ağlıyor. Sabahattin Abi, babasının bu ağlamasını hiç unutamıyor.
   Ancak baba Mustafa, evimin direği dediği eşini kaybettikten sonra sağlıklı düşünemez, sağlıklı karar  veremez oluyor ve Nesibe Hanım’ın ölümünden sadece üç ay geçmesine rağmen dördüncü evliliğini gerçekleştiriyor.
   Sabahattin Eratalar, 1972 yılında ölen babası ve bu evlilikle ilgili şunları söylüyor:
   “ Babam, çok iyi bir insandı. Bize hiçbir zaman zorluk göstermedi. Her istediğimizi yaptı. Ancak annemin ölümünden sonra yapmış olduğu dördüncü evlilik sıkıntılıydı. Bu kadın bize, özellikle Sevinç’e çok eziyetler yaptı. Çamaşırlarımızı kendi çamaşırlarından ayırdı. Yıkanması için başka bir köye gönderdi. Yapmadığı anormallikler kalmadı. En sonunda babam kadından bıktığı için 1952’de bizi Tabaklar’daki eve ayırdı.
   Kadın normal davranmadığı için babam bıktı ve bir gün kayboldu. Her tarafta aradık, bulamadık. 1 ay sonra Sevinç’in evinde bulduk. Tekrar barıştırdık. Analığım E-5 üzerinde tarlasına yapacağı bina için bize babamın  dükkanını sattı. Babam, paraları O’na verdi. Netice itibarıyla ev yapılmış oldu. Hasta iken yanımıza almaya çok uğraştım. Babam korkusundan, kadının baskısından ayrılamadı ve sefalet içerisinde öldü. Cenazesine gittiğim zaman yer yatağında kirli bir çarşaf, çok eski bir yorgan üzerindeydi. Çok üzüldüm. Fakat yapacak bir şey yoktu. Bizim ailemizin hepsi yeni Şehitler Mezarlığı’nda olduğu halde, analık O’nu Çığırtkanlar Mezarlığı’na defnettirdi, engel olamadık.”
   Atatürk, “Dünya’daki her şey kadının eseridir.” diyerek ne kadar doğru söylemiş. Gerçekten de kadın olmadığı zaman yuva da dağılıyor, çocuklar ortada kalıyor. Sabahattin Abi de “Ana ölünce yuva dağılır.” diye not yazmış.
   …/.
   Haftaya devam edeceğim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nilgün Özerdoğan - Mesaj Gönder

# nisan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Bolu Olay Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Bolu Olay hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Bolu Olay editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Bolu Olay değil haberi geçen ajanstır.