NEHRİ TERSİNE AKITMAYA ÇALIŞIYORLAR

Son 20 yıldır her şeyin çivisi çıktı. Diyorlar ki, iktidara geldiklerinde ilk 5-6 yıl çok başarılılardı, sonradan yaptıkları yanlışlarla kontrolü kaybettiler. Halbuki ilk yıllardan başlayarak hukukta, seçimlerde, ekonomide yaptıklarına bakarsanız adım adım bugünlere bilerek ve isteyerek geldiklerini izlersiniz. “Demokrasi bizim için araçtır, amaç değildir. İstediğimiz istasyonda ineriz.” diyerek hedeflerinin Cumhuriyet kurumlarını ve Atatürk ilkelerini yıkarak, bir din ve şeriat devleti kurmak olduğunu açık açık görürsünüz. Konuşmalarının satır aralarına baktığınızda da gerçek hedeflerini çok net olarak anlarsınız.

Prangaları kaldırıyoruz, askeri vesayeti kaldırıyoruz diyerek ve de dini kullanarak istedikleri bütün yasaları, geceyarısı çıkardıkları torba kanunlarla milletvekillerinin hiç sorgusuz sualsiz ellerini kaldır indir yöntemiyle çıkardılar. Bugünlere geldiğimizde yavaş yavaş, alıştıra alıştıra, boza boza Cumhuriyetimizin bütün kurumlarının çöktüğünü, çürüdüğünü çaresizlik içinde izler, bu kadar da olmaz diyerek üzülürsünüz.

Geçen hafta kahraman vatansever 104 amiralimize yaptıkları zulümlerle Türk Milletinin vicdanını sızlattılar. İlk duyduğum anda çok üzülmüş ve geçen haftaki yazımda sizlere de göreceksiniz bu yaptıkları tutmayacak demiştim. Aynen böyle oldu ve bunun bir FETÖ yöntemi gibi bir kumpas olduğu ortaya çıktı. Akılları sıra bundan siyasi yarar sağlayacaklardı. Ama olmadı, yanıldılar, algı yönetimleri bu defa ters tepti.

Aslında yaptıkları her zaman böyle. Deneme yanılma yöntemiyle ülke idare etmeye çalışıyorlar.

Bana göre, ilk yıllarda 2001 ekonomik krizi ile alınanan önlemlerin meyvelerini topladılar ve devleti tanımaya çalıştılar.

2001 yılında bir esnaf başbakanlığın önünde yazar kasa atmıştı, kıyamet kopmuştu. Şimdi ekonomik kriz nedeniyle  kaç esnaf kendini yaktı, kaç sanatçı işsizlikten intihar etti, kaç aile yiyecek bulamadığı için ailecek siyanür içerek yaşamına son verdi.

Hala pembe masallar anlatıyorlar. Bunlar imam hatip mezunu, bu okullarda bilimsel veriler değil, insanlara hitap etme sanatı öğretiliyor. Gerçekten de en haksız oldukları konularda bile nasıl bağırıp çağırarak konuşabiliyorlar. Konuya hakim değilseniz, bunları dinlerken haklı olduklarını bile düşünebilirsiniz.

Pandemi başladığında geçen sene maske dağıtımında yaptıkları çelişkili uygulamalarla işi arapsaçına döndürmüşlerdi. 65 yaş üstüne kolonya dağıtacaklardı, maskeyi bedava vereceklerdi. Maske karaborsaya düştü, ben yoldan geçen bir arabadan bir maskeyi 10,- Türk lirasından aldım. Millet maske sıkıntısından bezdi, mecbur kaldılar maske işini serbest bıraktılar. Şimdi 50 adetlik bir kutu maske Bolu Özdilek’te 9,95 liradan satılıyor. Ekonominin kurallarıyla işlemesini sağlarsanız, arz talep kuralına göre fiyatlar oluşur, ihtiyaca göre üretim yapılır. Aksi halde karaborsa devreye girer. İnanın her konuda böyleler, bütün yaptıkları işler bu şekilde yürütülüyor.

Faizlerde aldıkları kararlarda da böyle, aşıda yaptıkları böyle, korona virüs tedbirlerinde de böyle, aklınıza gelen her konuda ülke böyle yönetiliyor.

İktidara geldiklerinde ekonomik büyüklük bakımından Türkiye, Dünya’nın en büyük ilk 20 ülkesi arasında 17. sıradaydı. Ekonomistler, 2021 yılına geldiğimizde Türkiye’nin ilk 20 ülke arasında yer almayacağını belirtiyorlar. Milli gelirimiz ve ekonomik büyüklüğümüz eskiye oranla  düşmüş. Hani biz uçuyorduk, Dünya bizi kıskanıyordu? Eğer ekonomik alanda bir başarınız olsaydı, Dünya’daki en büyük ilk 10 ülke arasına girmemiz gerekirdi, hedefimiz bu olmalıydı.

Ekonominin, yüz yıllarca yaşanan gerçeklerden yola çıkarak bilimsel kuralları var. Bu kuralları hiçe sayarak kendi dar görüşleri çerçevesinde “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur.” diye dünyadaki bütün ekonomistlerin güldüğü bir teori ortaya attılar. Bu teoriye göre faizleri ve enflasyonu düşüreceklerdi. Bu kuralın başarısız olacağını söyleyen ekonomi profesörlerinin dilinde tüy bitti. Kaç tane Merkez Bankası Başkanı değişti, kaç tane TÜİK başkanı değişti, sonuçlar değişmedi. Birikmiş 128 milyar dolar gibi devasa rezervi eridi, devletin kasası eksi 45 milyar dolara düştü. Hala aynı inat sürüyor. Faizler de, enflasyon da, işsizlik oranları da füze gibi yükseliyor. Dünya’nın en yüksek faiz ve enflasyon rakamlarına ulaştık. Damat bile giderken, “Allah sonumuzu hayretsin.” dedi.

Yeni koronavirüs tedbirlerinde yine restoranlara, kafelere yasak geldi. Zavallı restoran ve kafe sahipleri, bir aç bir kapa, şu saat aç, şu saat kapa, yok masaları şu kadar mesafede tut gibi tedbirlerle serseme döndü. Yol boylarında bir kısıtlama yok, Highway’de her yer açık. Böyle haksızlık olur mu?

Dünyanın hiç bir ülkesinde uygulanmayan 65 yaş üstü insanlarımızın sokağa çıkma yasağı anlaşılır gibi değil.

Kendilerine gelince kongreler serbest. Böyle saçma sapan tedbirlerle tabi ki bu hastalık önlenemez. Türkiye vaka sayılarında Dünya liginde zirveye yerleşti.

Her konuda nehri tersine akıtmaya çalışıyorlar. Olmuyor işte. Kendileri ile birlikte koskoca bir ülke bilimsellikten uzak, boş ve cahil kafalarla büyük bir krizin içinde debelenip duruyor. Damat gibi ben de Allah sonumuzu hayretsin diyorum.

YORUM EKLE

banner128

banner124