Futbolcular söz dinledi! (ANALİZ)

Geçtiğimiz hafta galip gelince, her şey lehimize döneceğini düşünenler oldu. Hafta içinde basın mensuplarıyla yöneticilerin tartışmaları, Adanaspor maçına ilgiyi azaltmıştı. Futbol şube sorumlusunun futbolculara...

Futbolcular söz dinledi! (ANALİZ)

Geçtiğimiz hafta galip gelince, her şey lehimize döneceğini düşünenler oldu. Hafta içinde basın mensuplarıyla yöneticilerin tartışmaları, Adanaspor maçına ilgiyi azaltmıştı. Futbol şube sorumlusunun futbolculara verdiği talimatın, futbolcular maça çıkarken tuttukları da ortadaydı. Her geçen karşılaşmayla hedeften bir adım daha uzaklaşırken, çözüm aramak yerine kavga ortamının yaratılması kimseye kazandırmayacağı gibi Boluspor’un kaybedeceğinden habersizler.

“Susturun” şunları diye hedef gösterilen basın emekçilerinin suçu nedir? Yapılan bir yanlış, kişilerin özel hayatlarına karışma, takımın içine nifak atıp guruplara bölme, teknik heyet ve futbolcularla kavgaları varsa, açıklama yapılması halinde gereğini yaparız. Gazete sahipleri olarak bizler, ne Boluspor’a laf söyletiriz, nede haklı olması halinde çalışanlarımıza. Unutulmamalı ki, sizler Bolu’nun parasıyla kariyer yaparken, basın mensupları da ekmekleri uğruna gece gündüz, yağmur çamur, kaza bela, iyi kötü demeksizin sizin peşinizde haber kovalıyorlar. Futbolcular sizin çalışanınız ise, muhabirlerde bizim çalışanımız olduğunu unutmamalısınız.

Futbolcuların karşılaşma öncesi fotoğraf vermemeleri kendilerini bağlar. Aslında Boluspor sevdalısı olan, gazeteci gibi değil de, taraftar gibi işini yapmaya çalışan muhabirler kendi işlerini yapmış olsalar bunlar yaşanmaz. Yöneticileri ağabey, futbolcuları misafir olarak görmelerinin karşılığı bu olmamalı. Umarım bu gelişmeler doğru değildir. Doğrusu yanlışıyla hedefe gittiğini söyleyen Boluspor, amacı kazanmak, amacı iyi futbol oynamak, amacı hedefi yakalamak olur.

Bolu’ya karşılaşma için erken gelen Adanaspor kafilesinde hafta içinde Levent Eriş şovunu izledik. Öncesinde eski yöneticilere, sonrasında basın mensuplarına ve Bolu’ya uzattığı zeytin dalları elinde kaldı. Adana’da verdiği beyanatla, “Hiçbir yerde Bolu’da mutsuz olduğum kadar olmadım” diyen Levent Hoca, bir anda Bolu sevdalısı olmasını anlayamadım. Bu beyanatlarla kendisine verilmesi olası tepkileri azaltmak istemiş olabilir. Zeytin dallarına rağmen, 65 Taraftar gurubu bu akıl oyununu yemedi. Bolu’yu, taraftarı, yönetimi yumuşatma oyunu tutmadı.

5-3-2 Taktiği ile sahaya çıkan Boluspor, kanatları kullandığı zaman içinde hep tehlikeli oldu. 60-70 ve 80. Dakikalarda orta sahamız oyundan alınınca uzun toplarla gol aramaya çalıştık. Bu dakikadan sonra kanatlar kullanılmaya başlamış olsa bile, 90 dakika sahada olmayan İskender’e nasıl tahammül edildiği de anlaşılır gibi değildi.

Rakibin köşe atışında 3 uzun defans adamının arasından kafa ile gölü yediğimizde, Kaleci Serdar’ın hatası da inanılmazdı. 2. Gölde ise organize gol yememize karşılık yine defansın hatası büyüktü. Rakiplerimizin yabancıları sahada basmadık yer bırakmazken, oyunun kaderini değiştirirken, bizimkiler kulübede dinlenmeye devam ediyor.

Kaybetmektense bir puanın iyi olduğunu düşünmek güzel olabilir. Fakat kaybedilen puanların hesabını yaptığımızda ise hedeften uzaklaştığımız da ortadadır. Oynanan oyunlar, alınan skorlara baktığımızda ortaya çıkan gerçek, bütün maçlarımızı deplasmanda oynasak daha iyi mi olacak diye düşünmekteyim.

Maçın başlamasıyla birlikte ortadaki oyun, tipik bir beraberlik maçı havasındaydı. Nitekim her iki takımında birbirlerinden çok üstün olmadığı karşılaşma da istenilen sonuçla bitti. Yani ne şiş yandı, ne kebap.

Önümüzde zorlu Karşıyaka maçı olacak. Kavgaları, tartışmaları, guruplaşmaları bir kenara bırakarak 6 puanlık maça hazırlanmalıyız. İlerde korkulu rüya görmemek adına, içerde kaybettiğimiz puanları telafi etmeliyiz.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128

banner124